خ ي ر (ḢYR)
H-y-r
Bir hayır vardır ki, mutlaktır: Saf hayır. Bu, şartlar ne olursa olsun ve kime göre olursa olsun her zaman arzu edilen hayırdır. Peygamberin (sas) cenneti tanımladığı hayır gibi: لاَ خَيْرَ بِخَيْرٍ بَعْدَهُ النَّارُ، وَلاَ شَرَّ بِشَرٍّ بَعْدَهُ الْجَنَّةُ Peşinden ateşin geldiği hayırda hiçbir hayır yoktur; ardından cennetin geldiği şerde de hiçbir şer yoktur.
Bir hayır ve şer de vardır ki, mukayyettir: Karma hayır. Bu, bir şeyin birisi için hayır, başkası için şer olmasıdır. Kimi zaman Zeyd için hayır olan malın, Amr için şer olması gibi. Bu nedenle Yüce Allah onu iki şeyle de nitelemiştir. Bir yerde: إِن تَرَكَ خَيْراً Eğer bir hayır birakırsa (2/Bakara 180) buyurmuş, başka bir yerde ise, onu: أيَحْسَبُونَ أنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهِ مِنْ مَالٍ وَبَنِينَ نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz servet ve çocuklarla onların iyiliklerine koşuyoruz? (23/Mü’minûn 55-56) diye tanımlamıştır.
Yüce Allah’ın: إِن تَرَكَ خَيْراً Eğer bir hayır bırakırsa (2/Bakara 180) sözü, eğer ardında bir mal bırakırsa demektir. Bazı âlimler, mala, büyük bir yekun tutmadığı ve temiz bir kanaldan gelmediği sürece hayır denmez, kanısındadır. Nitekim Hz. Ali’den (r.a) rivâyet edilmiştir ki, o bir gün bir azatlısının ziyaretine gitmiş, ey mü’minlerin emiri, ben vasiyet etmeyeyim mi? diye sorduğunda, Hz. Ali cevaben: Hayır, buyurmuş ve eklemiş: çünkü Yüce Allah: إِن تَرَكَ خَيْراً Eğer bir hayır birakırsa (2/Bakara 180) buyurmaktadır ve senin öyle bir yekun tutan çok malın yoktur.
Yüce Allah’ın: وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ İnsan hayrı sevmeye ise çok düşkündür (100/Âdiyât 8) sözü de bu anlamdadır ve büyük yekun tutan çok mal demektir. Bazı âlimler der ki: Malın burada hayr diye nitelendirilmesi ince bir manaya dikkat çekmek içindir. Böylece işaret edilmiştir ki: Vasiyet edilmesi uygun düşen mal, güzel bir yolla kazanılmış maldır.
Yüce Allah’ın: قُلْ مَا أنْفَقْتُم مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ De ki: Hayır olarak verdiğiniz şeyler anne-babanındır (2/Bakara 215) ve: وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ Hayır olarak verdiğiniz her şeyi ise Allah bilendir (2/Bakara 273) sözleri de bu anlamdadır. فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْراً Eğer onlarda bir hayır olduğunu bilirseniz onlarla (kölelikten) kurtuluş sözleşmesi yapınız (24/Nûr 24) sözü ise, deniyor ki: Onlar açısından bir mallarının olması anlamına gelir. Kimisi ise, eğer onların azat edilmelerinde hem onlara, hem de size bir fayda yani sevap kazandıracaksa, anlamına işaret eder demektedir.
Hayır ve şer kelimeleri iki şekilde kullanılmaktadır.
Birisi: Az önce izah edildiği gibi, hayır ve şer kelimelerinin birer isim olmasıdır. Yüce Allah’ın: وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ Sizden hayra çağıran bir topluluk bulunsun (3/Âl-i İmrân 104) sözü bu anlamdadır.
İkincisi: Bu iki kelimenin birer sıfat olmalarıdır. Her biri kendi kökünden türetilmiş ve خَيْر formunda gelen bir ism-i tafdil olabilir. هَذَا خَيْرٌ مِنْ ذَاكَ وَأَفْضَلُ Bu, şundan daha hayırlı ve daha üstündür denmesi gibi. Yüce Allah’ın: نَأْتِ بِخَيْرٍ منْهَا Ondan daha hayırlısını getiririz (2/Bakara 106) ve: وَأنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ Oruç tutmanız ise daha hayırlıdır (2/Bakara 186) âyetlerinde geçen hayr sözcüğü ise, hem isim olarak kabul edilebilirler hem de خَيْر formunda gelmiş ism-i tafdil sayılabilirler. وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى Azığınızı alınız; çünkü, azıkların en hayırlısı takvadır (2/Bakara 197) sözündeki hayr da bunun gibidir ve خَيْر kalıbında gelmiş ism-i tafdil manasını taşımaktadır.
Hayır, bazen şer karşılığında bazen de zararlı şeyin mukabili olarak kullanılır. Yüce Allah’ın: وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Eğer Allah başına bir musibet verirse onu O’ndan başka hiç kimse gideremez. Eğer sana bir hayır verirse, kuşkusuz O’nun gücü her şeye yeter (6/En’âm 17) sözü gibi.
فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ O cennetlerde güzel olan hayırlar vardır (55/Rahmân 70) sözünde geçen خَيْرَات kelimesine gelince, bunun aslı خَيِّرَات olup şeddesi alınarak bu kalıba konmuştur; kadınlar için خَيْرَات onların seçkin olanlarıdır. Bu bağlamda رَجُلٌ خَيْرٌ seçkin adam, اِمْرَأَةٌ خَيْرَةٌ seçkin kadın dendiği gibi, هَذَا خَيْرُ الرِّجَالِ bu erkeklerin hayırlısdırı, هَذِهِ خَيْرَةُ النِّسَاءِ bu da kadınların hayırlısıdır da denmektedir ki, bunlardan kasıt onların seçkinliğini dile getirmektir. Buna göre sözün anlamı: Orada hiçbir kötü tarafı olmayan seçkin kadınlar vardır, demek olur.
خَيْر üstün olup sadece hayra tahsis edilmiş demektir. نَاقَةٌ خِيَارٌ üstün nitelikli dişi deve ve جَمَلٌ خِيَارٌ üstün vasıflı erkek deve deyimleri de اِسْتَخَارَ اللهَ اَلْعَبْدُ فَخَارَ لَهُ kul Allah’tan en iyisini istedi, O da ona verdi, yani: Ondan hayır diledi O da ona bunu nasip etti. خَايَرْتُ فُلاَنًا كَذَا فَخِرْتُهُ Falandan şöyle bir hayır talep ettim ve onu seçtim deyimleri de bunun gibidir. خِيَرَة ise, hayır talep eden ve hayır talep edilen için söz konusu olan durumdur. Bu tıpkı, قِعْدَة ve جِلْسَة kelimelerinin قَاعِد ve جَالِس için birer hâli anlatması gibi.
اِخْتِيَار da, daha iyi olanı istemek ve yapmaktır. Kimi zaman insanın hayır olarak gördüğü, aslında hayır olmasa bile, hayır sayılmıştır. Yüce Allah’ın: وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلَى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمِينَ Biz onları bilerek alemlere karşı üstün kıldık (44/Duhân 32) sözü ise, Yüce Allah’ın onları hayırlı olarak yaratmasına işaret sayılması da, onların diğerlerinden daha öne çıkarılmalarına işaret kabul edilmesi de doğrudur.
مُخْتَار kelimesi ise, kelamcıların literatüründe, insanın zorlanmaksızın yaptığı her işe/fiile denmektedir. Onlar, هُوَ مُخْتَارٌ فِي كَذَا şu konuda muhtardır dediklerinde فُلاَنٌ لَهُ اِخْتِيَارٌ falanın ihtiyarı vardır sözünde kastedilen manayı kastetmezler, çünkü, اِخْتِيَار hayır görülen şeyi tercih etmektir. مُخْتَار kelimesi hem fâil, hem de mef’ûl için kullanılır.