ب ع د (BAD̃)
B-a-d
Yüce Allah’ın: قَدْ ضَلُّوا ضَلاَلاً بَعِيداً Uzak (derin) bir sapıklık içine düştüler (4/Nisâ 167) يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ ve onlara uzak bir yerden seslenilir (41/Fussilet 44) âyetlerinde de bu anlamda kullanılmıştır. Uzaklaşan bir şey için بَعُدَ fiili kullanıldığı gibi, uzak şey için de بَعيِدْ beîd kelimesi kullanılır: وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِمِينَ بِبَعِيدٍ O, zalimlerden uzak da değildir (11/Hûd 83) âyetindeki بَعِيدٌ uzak demektir.
بَعِدَ fiili, öldü anlamına da gelir. بُعْد kelimesi ise, çoğunlukla yıkım anlamında kullanılır. بَعُدَتْ ثَمُودُ Semûd uzaklaştı/yıkıma uğradı gitti (11/Hûd 95) âyetinde olduğu gibi.
Şair Nâbiğa bu bağlamda şöyle der:
59- فَتِلْكَ تُبْلِغُنِي النُّعْمَانَ اَنَّ لَهُ
فَضْلاً عَلَى النَّاسِ فِي اْلأَدْنَى وَفِي اْلبَعَدِ
59- Bunlar bana iletiyor ki, Nu’mân, insanların hem
yakını hem uzağı üzerinde üstünlüğü olan bir kişidir.
بَعَد ve بُعْد kelimeleri hem yıkım, hem de yakınlığın zıddı olarak kullanılır. Allah buyurur ki: فَبُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ Zalim olan kavme yazıklar olsun (23/Mü’minûn 41); فَبُعْداً لِقَوْمٍ لاَ يُؤْمِنُونَ İman etmeyen bir kavme yazıklar olsun/uzak olsunlar (Mü’minûn 44);بَلِ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاْلأَخِرَةِ فِي الْعَذَابِ وَالضَّلالِ الْبَعِيدِ Hayır; aslında âhirete inanmayanlar, derin bir sapıklığın ve azabın pençesindedirler (34/Sebe’ 8); son âyetteki بَعِيد sıfatı ile yoldan ve yolun tüm işaretlerinde sonsuz biçimde uzaklaşıp yolunu kaybeden insanın hâline benzetme yoluyla hidâyetten dönüşü zor olan bir sapıklıkla uzaklaşan kişinin hâli anlatılmıştır. Bu kişinin artık hidâyete dönebilmesi âdeta imkansızdır.
Yüce Allah’ın: وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعِيدٍ Halbuki, Lût kavmi sizden uzak da değildir (11/Hûd 89). Yani: Siz sapıklıkta onlara yaklaşıyorsunuz. Bu durumda, onların başlarına gelmiş olan azabın sizin başınıza da gelmesi uzak değildir.
بَعْدُ sonra kelimesi, قَبْلُ önce kelimesinin karşılığında kullanılır. Bunun çeşitlerine inşaallah قَبْلُ (önce) kelimesini incelerken değineceğiz.