ب ع ث (BAS̃)
B-a-s
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ جَمِيعاً Allah’ın onların hepsini toptan çıkarır/diriltir (58/Mücâdele 6); زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ Kâfirler, çıkarılmayacaklarını/diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: Hayır, Rabbime And olsun ki, mutlaka diriltileceksiniz (64/Teğâbun 7); مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ إِلاَّ كَنَفْسٍٍٍٍِ وَاحِِِدَةٍٍ Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar çıkarılmanız/diriltilmeniz tek bir kişinin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir (31/Lokmân 28).
Buna göre بَعْث iki çeşittir.
1- بَعْثٌ بَشَرِيّ (Beşerî ba’s]; bu, deveyi sürmek, insanı bir iş için göndermek gibi manalara gelir.
2- إلَهِي بَعْثٌ (İlahî ba’s]; bu da ikiye ayrılır:
Birisi: Şahısları, cinsleri ve türleri yoktan var etmektir. Bu sadece Yüce Yaratıcıya mahsustur; kimsenin buna gücü yetmez.
İkincisi: Ölüleri diriltmektir. Bu genelde Yüce Allaha mahsus olmakla beraber Hz. İsa ve benzeri bazı Allah dostlarının da hususiyetlerinden biri olmuştur. Yüce Allah’ın şu sözü bu anlamdadır:
فَهَذَا يَوْمُ الْبَعْثِ İşte diriliş günü budur (30/Rûm 56). Yani bu haşr günüdür. Yüce Allah’ın: فَبَعَثَ اللّهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي اْلأَرْضِ Toprağı eşeleyen bir karga gönderdi (5/Mâide 31) sözü ise, Yüce Allah’ın adı geçen kargayı bu işle görevlendirdiği anlamına gelir; وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رسُولاً Biz her ümmete bir peygamber gönderdik (16/Nahl 36) sözü ise: أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا Elçilerimizi gönderdik (23/Mü’minûn 44) sözü gibidir.
Yüce Allah’ın: ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَداً Sonra iki gruptan hangisinin ne kadar uyuduklarını doğru olarak hesap edebileceğini belirlemek üzere onları dirilttik (18/Kehf 12) sözü ise, herhangi bir yere yönlendirmeden harekete geçirmektir.
Yüce Allah’ın: وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيداً Biz her ümmetten bir şehit gönderdiğimiz gün (16/Nahl 84); قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ De ki: O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap göndermeye kadirdir (6/En’âm 65); فَأَمَاتَهُ اللهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürdü sonra diriltti (2/Bakara 259) âyetleri ile şu sözü de bu anlamdadır: وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ Sizi geceleyin öldüren/uyutan ve gündüzleyin neler yaptığını bilen O’dur. Sonra O sizi belirlenmiş olan hayat süreniz dolsun diye gündüzleyin diriltir (6/En’âm 60).
Uyku, ölüm cinsinden bir şey olduğundan, son âyette vefat etmek ve dirilmek her ikisi için de kullanılmıştır. Yüce Allah’ın: وَلَـكِنْ كَرِهَ اللّهُ انْبِعَاثَهُمْ Fakat Allah, sefere çıkmaya kalkışmalarını istemediği için (9/Tevbe 46). Bu, yönelişiniz ve gidişiniz demektir.