ب س ل (BSL)
B-s-l
52- وَإِبْسَالِي بَنيَِّ بِغَيْرِ جُرْمِ *** بِعَوْناهُ وَلاَ بِدَمٍ قَرَاضٍ
52 - Suç işlemeden iki oğlumu zorla alıkoymam;
[İkisinin yardımıyla olmuştur; akıtılan bir kanla değil.]
Başka bir şair ise şöyle der:
53- بِلاَدٌ بِهَا نَادِمْتُهُمْ وَألِفْتُهُمْ *** فَإِنْ تُقْوِيَا مِنْهُمْ فَإِنَّهُمْ بَسْلُ
53 - [Ülkeler ki, onlara alıştım ve onlarla güzel anlar geçirdim]
Eğer onlardan bir kısmıyla başbaşa kalırsan, onlar korunmuştur.
أَقْوَى الْمكَان deyimi, yerin boşaldığı anı anlatır.
شجَاعَة cesaret için بَسَالَة adı da kullanılmıştır. Bu cesur insanı yüzünde gözüken asık suratlılıktan ya da şeceatinden dolayı kendisini akranı üzerinde dokunulmaz sayılmasından ya da elinin altındakini korumasından dolayıdır. أَبْسَلْتُ الْمَكَانَ deyimi, bir yeri korumak ve oraya girmek isteyenlere karşı korumaktır.
بَسْلََةُ : Sözcüğü, üfürükçünün ücretidir. Bu söz de أَبْسَلْتُ فُلاَناً sözünden türetilmiş bir kelimedir ve onu بَسَلٌ yaptım. Bu da kişiyi şeytan veya yılan ve çiyanlara karşı kendini koruyabilecek cesur, güçlü biri yaptım, demektir; yahut da onu مُبْسَلٌ yani, başkasına haram yaptım, demektir (Üfürükçüye verilen şeye de بُسْلَة adı verilmiştir)
بَسَلْتُ الْحَنْظَل deyimi, ebucehil karpuzunu tatlılaştırdım, demektir. Eğer bu doğru ise, manası: Onun بَسَالَة ni yani keskin acısını ya da بَسْلَة sini, yani haramlığını izale ettim anlamına gelir ki, bu haramlık da içinde bulunduğu şeyi haram şeyler gibi yapan acılık manasındadır. بَسَل ise, أجَل : Evet ve بَسْ : Yeter anlamındadır.