ر ه ب (RHB)
R-h-b
Mukatil şöyle der: “Ben رَهْب kelimesinin anlamını araştırmaya çıkmıştım. Bu arada ben bir şeyler yerken Bedevî bir kadınla karşılaştım. Bana, ey Allah’ın kulu bana bir sadaka ver, dedi. Ben de ona vermek üzere avucumu doldurdum. Dedi ki, buraya; benim ruhb’uma koy, dedi.” Yani yen’ime koy. Fakat birinci anlam daha doğrudur.
وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا : Onlar hem ümit, hem korku içindeyken bize dua ederlerdi (21/Enbiyâ 90); تُرْهِبُونَ بِهِ عَدْوَّ اللّهِ : Böylece Allah’ın düşmanını korkutabilirsiniz (8/Enfâl 60); وَاسْتَرْهَبُوهُمْ : Onları korkuttular (7/A’râf 116); yani onları korkmaya sevkettiler. وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ : Sadece benden korkun! (2/Bakara 40) âyetinde geçen فَارْهَبُونِ sözü, فَخَافُونِ /benden korkun, anlamındadır.
تَرَهُّب : İbâdet etmektir; bu da korkuya işlerlik kazandırmaktır. رَهْبَانِيَّة ise, aşırı korkudan dolayı ibâdet etmede aşırıya gitmektir. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا : İcâd ettikleri ruhbanlık (57/Hadid 27). رُهْبَان kelimesi, hem tekil, hem çoğul anlamında kullanılır. Onu tekil kabul edenler, çoğulunu رَهَابِين yapar; fakat onu رَهَابِنَة formunda çoğul yapmak daha uygundur.
إِرْهَاب : Devenin ürkmesidir. Bu söz, أَرْهَبْتُ /korkuttum, fiilinden gelmektedir. Yine deve için kullanılan رَهْب ismi de bu kökten gelmektedir. Araplar şöyle der: رَهَبُوتٌ خَيْرٌ مِنْ رَحَمُوتٍ : Korkutulman rahmet edilmenden daha iyidir.