Sözlük

ر س و (RSW)

R-s-v

رَسَا الشَّيْءُ يَرْسُو : Şey sabit oldu, olmaktadır, denir. أَرْسَاهُ غَيْرُهُ : Onu başkası sabitleştirdi. Allah buyurur ki: وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ : Sabit kazanlar (34/Sebe’ 13); رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ : Sabit dağlar (77/Murselât 27); وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا : Dağları oturttu (79/Naziât 32) . Bu âyet, şu tür âyetlere işarettir: وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا : Dağları birer kazık yapmadık mı? (78/Nebe’ 7). Şair de şöyle der:

وَلاَ جِبَالَ إِذَا لَمْ تُرْسَ أَوْتَادُ -190

190- Hiçbir dağ da yerinde durmaz, kazıklar çakılmadan.

أَلْقَتِ السَّحَابَةُ مَرَاسِيهَا /Bulut kazıklarını çaktı [yani bulut durup yağmur yağdırdı], sözü tıpkı أَلْقَتْ طُنَبَهَا sözü gibidir. Allah buyurur ki: وَقَالَ ارْكَبُوا فِيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا : Haydi, gemiye binin, dedi. Onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır (11/Hûd 41). Âyetteki مَجْرَى ve مُرْسَى sözleri أَجْرَيْتُ /akıttım/yürüttüm ve أَرْسَيْتُ /durdurdum fiillerinden gelmektedir. مُرْسَى ; mastar, ism-i mekân, ism-i zaman ve mef’ûl anlamında kullanılır.

Âyette geçen مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا kelimeleri مَجْرِيهَا وَمَرْسِيهَا şeklinde de okunmuştur. يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا : Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar (7/A’râf 187); yani ortaya çıkış/karar kılış zamanını. رَسَوْتُ بَيْنَ الْقَوْمِ : Halk arasında barış tesis ettim.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →