Sözlük

ر ز ق (RZG)

R-z-k

رَزْق : Kimi zaman dünya veya âhiretteki bağış; kimi zaman kısmet/pay; kimi zaman da mideye ulaşan ve onunla beslenilen şey anlamına gelir. أَعْطَى السُّلْطَانُ رِزْقَ الْجُنْدِ : Sultan askerin maaşını verdi; رُزِقْتُ عِلْمًا . Bana ilim verildi, denir. Allah buyurur ki: وَأَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ : Biriniz kendisine ölüm gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan sadaka verin (63/Münafikun 10); yani mal, makam ve ilimden.

Şu âyetler de aynı anlamdadır: وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ : Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler (2/Bakara 3); كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ : Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin (2/Bakara 172); وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ : Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz? (56/Vakıa 82). Yani nimetten payınızı, yalan söylemeye çalışmaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

وَفِي السَّمَاء رِزْقُكُمْ : Gökte rızkınız var (51/Zariyât 22). Kimisine göre bu âyetten kasıt, canlıların kendisiyle hayat bulduğu yağmurdur. Onun tıpkı şu âyet gibi olduğu söylenmektedir: وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاءً بِقَدَرٍ : Gökten belli ölçüde bir su indirdik (23/Mü’minûn 18). Kimisine göre ise bu âyet, nasibin kader ile belirlendiğine işarettir.

فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ : Ondan size bir azık getirsin (18/Kehf 19); yani beslenilecek yiyecek. وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ * رِزْقًا لِلْعِبَادِ : Birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik * Kullara rızık olması için (50/Kâf 10-11). Kimisine göre bu âyette geçen rızk kelimesinden gıda kastedilmektedir. Ayrıca söz konusu kelimenin yenen, içilen ve kullanılan şeyler gibi genel bir anlama hamledilmesi de mümkündür. Zira bütün bunlar topraktan çıkmaktadır. Yüce Allah bunu da gökten indirdiği yağmurla gerçekleştirmektedir.

Yüce Allah âhiretteki bağışla ilgili de şöyle buyurmaktadır: وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ : Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma; hayır, onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar (3/Âl-i İmran 169). Yani Allah, üzerlerine uhrevî nimetleri akıtmaktadır. Şu âyet de aynı anlamdadır: وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا : Orada sabah akşam rızıkları hazırdır (19/Meryem 62). إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ : Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır (51/Zâriyât 58).

Bu âyetteki rızık, genel anlamdadır. الرَّازِق ; rızkı yaratan, onu veren ve ona sebep olan anlamlarında kullanılır ki, o da Yüce Allah’tır. Bu kelime, rızkın ulaşılmasında sebep olan insan için de kullanılır. الرَّزَّاق ise sadece Yüce Allah için kullanılır.

وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ : Orada size ve sizin rızıklarını veremediğiniz kimselere geçim yolları sağladık (15/Hicr 20); yani rızıklarını vermede sebep olamadığınız ve bunda herhangi bir fonksiyonunuzun olmadığı kimselere.

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِنَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ شَيْئًا وَلاَ يَسْتَطِيعُونَ : Allah’tan başka, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızık veremeyecek ve bunu asla yapamayacak olan şeylere mi tapıyorlar? (16/Nahl 73). Yani, onlar rızık konusunda hiçbir şekilde sebeb olamazlar. اِرْتَزَقَ الْجُنْدُ : Askerler maaşlarını aldılar. رَزْقَة : Askere tek bir seferde verilen [ikramiye].

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →