ر م ح (RMḪ)
R-m-h
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللّهُ بِشَيْءٍ مِنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللّهُ مَنْ يَخَافُه بِالْغَيْبِ : Ey inananlar, Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir av’la dener ki, gizlide kendisinden kimin korktuğunu bilsin (5/Mâide 94). وَقَدْ رَمَحَهُ : Ona mızrak sapladı. Teşbih yoluyla; رَمَحَتْهُ الدَّابَةُ : Hayvan ona mızrak (tekme) attı, denir. Önünde olan bir yıldızın kendi mızrağı olarak tasavvur edildiği için Arktarus yıldızına اَلسِّمَاكُ الرَّامِحُ /Mızraklı Arktarus, denilmiştir. Alımlı olmasından dolayı kesilmesine kıyılmayan deve için şöyle denir: أَخَذَتِ اْلإِبِلُ رِمَاحَهَا : Deve mızraklarını kuşandı. Dikenleriyle kendisini otlayanlara engel olan kedi otu için de şöyle denir: أَخَذَتِ الْبُهْمَى رُمْحَهَا : Buhma (Kedi otu) mızrağını kuşandı.