Sözlük

و ق ي (WGY)

V-k-y

Bir şeyi, onu rahatsız edecek ve ona zarar verecek şeylerden koruyama وِقَايَة adı verilmiştir. Bu anlamda وَقَيْتُ الشَّيْءَ أَقِيهِ وِقَايَةً ووَقَاءً denmektedir.

Allah buyurur ki: فَوَقَاهُمُ اللَّهُ شَرَّ ذَلِكَ الْيَوْمِ Allah da onları o günün fenalığından korur, (76/İnsân 11); وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ Allah onları cehennem azabından korumuştur (44/Duhân 56).

Yine buyurur ki: وَمَا لَهُمْ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَاقٍ Onları Allah’tan koruyacak da yoktur (13/Ra’d 34); مَا لَكَ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلاَ وَاقٍ sana Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu (13/Ra’d 37); يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır (66/Tahrîm 6).

تَقْوَى ise, insanın kendi canını korkulan şeylerden sakındırmasıdır. Gerçek anlamı budur. Bunun yanında bazen korku takva diye adlandırılır, bazen de takva, korku diye isimlendirilir. Bir şey, nasıl şartı gerektirir, şartı da onu gerektirirse, bu kullanımlarda da durum aynıdır. Şeriat terminolojisinde takva, insanın kendisini günâhlardan sakındırması anlamında kullanılmıştır. Bu da sakıncalı olan şeylerin terk edilmesi ile gerçekleşir. Gerçek anlamda tamamlanması ise, birtakım helalleri de terk etmeyi gerektirir. Zira rivâyette denmiştir ki: اَلْحَلاَلُ بَيِّنٌ، وَاْلحَرَامُ بَيِّنٌ، وَمَنْ رَتَعَ حَوْلَ اْلحِمَى فَحَقِيقٌ أَنْ يَقَعَ فِيهِ Helal bellidir, haram da bellidir Bir korunun etrafında sürüsünü otlatan er geç oraya düşecektir.

Allah buyurur ki: فَمَنِ اتَّقَى وَأَصْلَحَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ Kim Allah’tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de (7/A’râf 35); إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir (16/Nahl 128); وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ إِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir (39/Zümer 73).

Takvanın birtakım dereceleri olduğunu bildirmek için de şöyle buyurmaktadır:وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللَّهِ Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah’a döndürüleceksiniz (2/Bakara 281); يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ Ey insanlar! Rabbinizden sakının (4/Nisâ 1).

وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ Her kim Allah’a ve Resûlüne itâat eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, (24/Nûr 52); وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَاْلأَرْحَامَ Kendisiyle dilekte bulunduğunuz Allah’tan sakının ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan (4/Nisâ 1); يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun (3/Âl-i İmrân 102).

Bu kelimelerin her birinin özel anlamlarını tespit etmeye kalkmak ise bu kitabın kapsamı dışındadır. O, başka kitapların inceleme konusudur.

اِتَّقَى فُلاَنٌ بِكَذَا Falan adam şununla korundu, deyimi, bir şeyi kendisi için kalkan veya siper yaptı, manasına gelir.

Allah buyurur ki: أَفَمَنْ يَتَّقِي بِوَجْهِهِ سُوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ O hâlde o azabın verdiği zarardan yüzü ile korunacak kimsenin hâli nice olur? (39/Zümer 24).

Âyeti ise, onlara dokunacak olan azabın şiddetine dikkat çekmektedir. Kıyamet günü onların kendileri için kalkan olarak kullanabilecekleri en iyi şeyin yüzleri olduğuna işaret etmektedir.

Buna göre âyetin anlamı şu âyetlerinki gibi olmaktadır: سَرَابِيلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمُ النَّارُ Giysileri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar (14/İbrâhîm 50); يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, (54/Kamer 48).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →