Sözlük

و ج ه (WCH)

V-c-h

وَجْه : Sözcüğünün aslı, bildiğimiz yüz organıdır.

Bu konuda Allah buyurur ki: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın (5/Mâide 6); سَرَابِيلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمُ النَّارُ Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar (14/İbrâhîm 50).

İnsanın ilk göze çarpan tarafı yüzü olduğundan ve insan bedenindeki en değerli varlığı konumunda bulunduğundan her şeyin ilk göze çarpan tarafı ve en değerli kısmı وَجْه adıyla anılmıştır. Bu anlamda وَجْهُ كَذَا، وَوَجْهُ النَّهَارِ Şunun yüzü, gündüzün yüzü, denmiştir.

Bazen bir şeyin kendisi de yine وَجْه sözcüğüyle adlandırılmıştır. Şu âyette olduğu gibi: وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü baki kalacaktır (55/Rahmân 27).

Deniyor ki: Burada geçen وَجْه sözcüğü, bizzat kendisi, demektir. Buradaki وَجْه kelimesi, Salih amellerle Yüce Allah’a yönelmektir, diyenler de vardır.

Bu manada Allah buyurur ki: فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ Öyleyse nereye yönelirseniz orası Allah’ın yüzüdür (2/Bakara 115); كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلاَّ وَجْهَهُ O’nun yüzünden başka her şey helak olacaktır (28/Kasas 88); يُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ Allah’ın yüzünü isterler (30/Rûm 38); إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ Size sırf Allah yüzü için yemek yediriyoruz; (76/İnsan 9).

Deniyor ki: Bunların hepsinde geçen وَجْه sözcükleri ilavedir/zorunlu değildir. Bununla kastedilen ise: Her şey yok olur; O, hariç. Diğer âyetler de bunun gibidir.

Rivâyete göre, Ebû Abdillah b. er-Rıdâ’ya bu görüş arz edilmiş, o da: Suphanallah! Gerçekten büyük bir iddiada bulunmuşlar. Burada kastedilen sadece, ondan gelen şey demektir. Anlamı ise, insanın amellerinin tamamı yok olup gidecek, boşa çıkacaktır; Allah rızası için yapılanlar müstesna. Diğer âyetler de bunun gibidir.

Şu âyetler de bu manaya işaret etmektedir: يُرِيدُونَ وَجْهَهُ Onun Yüzünü isterler (18/Kehf 28); وَمَا آَتَيْتُمْ مِنْ زَكَاةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ Allah’ın yüzünü dileyerek verdiğiniz zekâta gelince, (30/Rûm 39).

Şu âyetteki وَجْه sözcüğünün anlamı ise, ihtilâflıdır:

وَأَقِيمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ Her mescitte yüzünüzü O’na doğrultun (7/A’râf 29).

Kimisi: Bununla kast edilen mana, bildiğimiz yüzdür, der. Bunu istiâre saymışlardır. Tıpkı: فَعَلْتُ كَذَا بِيَدِي Şunu bizzat elimle yaptım, sözü gibi. Deniyor ki: Bu âyette geçen إِقَامَة fiili, اِسْتِقَامَة yön araştırmak; وَجْه de تَوَجُّه yöneliş anlamındadır. Manası da: Namazda samimi olarak Allah’a ibâdet ediniz, şeklindedir.

Yüce Allah’ın şu sözü de bu manaya gelmektedir: فَإِنْ حَاجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلَّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ Buna karşı seninle münakaşaya kalkışırlarsa de ki: Ben, bana uyanlarla birlikte kendi yüzümü Allah’a teslim ettim (3/Âl-i İmrân 20); وَمَنْ يُسْلِمْ وَجْهَهُ إِلَى اللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah’a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır (31/Lokmân 22); وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ İyilik yaparak yüzünü Allah’a teslim eden kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? (4/Nisâ 125); فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا O hâlde yüzünü, tertemiz olarak dine doğrult (30/Rûm 30).

Bu âyetlerin hepsinde kastedilen mana, az önce açıklanan gibidir. Ya da, istiâre yoluyla mezhep ve yol anlamındadır.

فُلاَنٌ وَجْهُ اْلقَوْمِ Falan adam topluluğun yüzüdür, deyimi, gözüdür, başıdır vb ifâdeler gibidir. Allah buyurur ki: وَمَا لِأَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزَى - إِلاَّ ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِ اْلأَعْلَى Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.* O ancak Yüce Rabbinin yüzünü aramak için verir (92/Leyl 19-20).

Yüce Allah’ın: آَمِنُوا بِالَّذِي أُنْزِلَ عَلَى الَّذِينَ آَمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ Mü’minlere indirilene günün yüzünde (başlangıcında) inanın, (3/Âl-i İmrân 72) sözünde geçen وَجْهَ النَّهَارِ ifâdesi, gündüzün önü, baş tarafı demektir.

وَاجَهْتُ فُلاَنًا deyimi ise, Onun karşısında durdum, yüzümü, onun yüzünün tam karşısına koydum, anlamındadır.

Niyet için وَجْه sözcüğü, gaye ve amaç için de جِهَة ve وِجْهَة kelimeleri kullanılır. Bu da herhangi bir şeye yönelirken içimizde olandır. Allah buyurur ki: وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا Her birinin bir yönü vardır, o ona yönelmiştir, (2/Bakara 148). Bu, Şeriata işarettir. Tıpkı, Yüce Allah’ın: لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا Biz, her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik (5/Mâide 48) sözü gibi.

Bazıları der ki: جَاه sözcüğü, وَجْه kelimesinin şekil değiştirmiş biçimidir; yalnız, وَجْه hem yüz hem de saygınlık, prestij ve mevki için kullanılırken, جَاه sadece saygınlık, prestij ve mevkiden bahsedilirken söz konusu olmaktadır.

وَجَّهْتُ الشَّيْءَ Tek bir yöne yönelttim, o da o yöne yöneldi, manasındadır.

فُلاَنٌ وَجِيهٌ Falan adam saygınlık, prestij, mevki makam sahibidir, demektir. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَاْلآَخِرَةِ Dünyada da âhirette de itibarlı, (3/Âl-i İmrân 45).

أَحْمَقُ مَا يُتَوَجَّهُ بِهِ Kendisine yönelineceklerin en ukalası, ifâdesi, aşırı düzeydeki cahilliğin kinâye yoluyla anlatılmasıdır.

أَحْمَقُ مَا يَتَوَجَّهُ harfinin fethalı okunuşu ve sonundaki بِهِ olmaksızın, yani: Ukalalığı yüzünden herhangi bir işte dikiş tutturamayan.

Şiirdeki تَوْجِيه ise, te’sîs elifi ile kafiye harfi arasında bulunan harf, demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →