Sözlük

و د ي (WD̃Y)

Vâdî

Allah buyurur ki: إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى Şüphesiz sen kutsal bir vadi olan Tuvâ’dasın (20/Tâhâ 12).

وَادِي sözcüğünün aslı, suyun içinde aktığı yerdir. Bundan dolayı iki dağ arasındaki geçide de vâdî denmiştir. Bunun çoğulu, أَوْدِيَة şeklindedir. Bu da نَادٍ أَنْدِيَة، نَاجٍ أَنْجِيَة sözcükleri gibidir.

وَادِي kelimesi, مَذْهَب ve أُسْلُوبsözcükleri gibi yol için de kullanılır. Meselâ: فُلاَنٌ فِي وَادٍ غَيْرِ وَادِيكَ Falan adam, senin vadinden başka bir vadidedir, denir.

Allah buyurur ki: أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını (26/Şuarâ 225) âyetinde geçen vâdî kelimesinden kastedilen ise övme, yerme, tartışma ve sevda sözleri gibi söz ve konuşma türleridir.

Bu anlamda Şair şöyle der:

470- إِذَا مَا قَطَعْنَا وَادِيًا مِنْ حَدِيثِنَا

إِلَى غَيْرِهِ زِدْنَا اْلأَحَادِيثَ وَادِيًا

470- Biz konuşmamızda bir vadiyi aştığımızda;

Ondan başka bir vadiye geçip sohbeti koyulaştırırız.

Peygamber (sas) de şöyle buyurmuştur: لَوْ كَانَ ِلاِبْنِ آدَمَ وَادِيَانِ مِنْ ذَهَبٍ لاَبْتَغَى إِلَيْهِمَا ثَالِثًا İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, bir üçüncüsünü isterdi.

Allah buyurur ki: أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَسَالَتْ أَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا Gökten bir su indirdi de vâdiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar (13/Ra’d 17), yani: Suları miktarınca.

Fiil olarak وَدِيَ يَدِي şeklinde söylenir.

Erkeğin, oynaşma ve kimi zaman ufak su döküşünden sonra gelen yapışkan gibi suya وَدْي adı verilir. Bu durumun olduğunu bildiren fiil formu أَوْدَى şeklindedir. Bu da أَمْذَى وأَمْنَى fiilleri gibidir. Bu manada وَدَى وأَوْدَى ومَنَى وأَمْنَى vedi aktı, akıtıldı; meni aktı, akıtıldı, denir.

Uzunlamasına akıp gittiğine bakılarak küçük hurma dalına/filizine وَدِيّ denmiştir.

أَوْدَاهُ öldürdü demektir, bu, kanını akıttı, demeye benzer.

وَدَيْتُ اْلقَتِيلَ öldürülen kişinin diyetini verdim, demektir. Bu şekilde ödenen kan bedeline دِيَة adı verilir.

Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurur: وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ --- فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi (4/Nisâ 92).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →