و د ق (WD̃G)
V-d-k
فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ görüyorsun ki, bunlar arasında yağmur çıkıyor (24/Nûr 43).
Sıcaklar çok şiddetli bastırınca havada gözüken buhar gibi şeye de وَدِيقَة denir. Bundan ayrı olarak denilir ki: وَدَقَتِ الدَّابَّةُ وَاسْتَوْدَقَتْ، وأَتَانٌ وَدِيقُ ووَدُوقٌ Dişi deve çiftleşmek istedi, aşma zamanı gelmiş dişi eşek, bu, erkeğini istediğinde çıkardığı rutubet/nemliliktir.
مَوْدِق de bu nemin meydana geldiği yerdir.
Şairin şu sözüne gelince:
تُعَفِّي بِذَيْلِ اْلمِرْطِ إِذْ جِئْتُ مَوْدِقِي -469
469- [Yağmur esnasında toz gibi duran yere geldiğimde]
Eteğinin ucuyla ayaklarımın izlerini siler.
تُعَفِّي yani: İzini siler, demektir.
مِرْط kadınların giydiği elbise manasına gelir. Bu bir istiâredir. Ayağın bastığı yerin, yağmurun düştüğü yere benzetilmesidir.