و ز ر (WZR)
V-z-r
وِزْر ise, ağırlık demektir ve dağın ağırlığı düşünülerek teşbih yoluyla bu şekilde adlandırılmıştır. Günâh da kimi zaman وِزْر diye ifâde edilmiştir. Bazen ثِقْل ağırlık diye ifâde edildiği gibi.
Allah buyurur ki: لِيَحْمِلُوا أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمِنْ أَوْزَارِ الَّذِينَ يُضِلُّونَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ أَلاَ سَاءَ مَا يَزِرُونَ Kıyamet günü, kendi günâhlarını tam olarak yüklenmekle birlite, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günâhlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günâh ne kötüdür! (16/Nahl 25). Tıpkı şu âyet gibi: وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالاً مَعَ أَثْقَالِهِمْ Elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir (29/Ankebût 13).
Başkasının günâhını yüklenmenin gerçek mahiyeti ise, Hz. Peygamberin (sas) şu sözlerinde beyan ettikleri gibidir: مَنْ سَنَّ سُنَّةً حَسَنَةً كَانَ لَهُ أَجْرُهَا وَأَجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أَجْرِهِ شَيْءٌ، وَمَنْ سَنَّ سُنَّةً سَيِّئَةً كَانَ لَهُ وِزْرُهَا وَوِزْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا Kim bir güzel yol belirlerse, kendisi onun mükâfâtını aldığı gibi, o yolu izleyeceklerin yaptıklarının da bir kat mükâfâtı kendisine yazılır, fakat onu işleyenlerin mükâfâtlarından hiçbir şey eksilmez. Kim de kötü bir yol belirlerse, kendisi onun vebalini çeker, bir de o yola gidenlerin işledikleri günâhların bir katını çeker. Fakat, onların günâhları eksilmez.
Yani, izleyenlerin sevap veya günâhlarının bir katı, o yolu ilk belirleyene de yazılır.
Yüce Allah’ın: وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى Kimse kimsenin günâhını çekmez (6/En’âm 164) sözüne gelince, bu, onun günâhı alınıp başkasına yüklenmez, demektir.
Yüce Allah’ın: وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ Senden yükünü indirmedik mi? O senin belini büken yükü (94/İnşirâh 2-3) sözü ise, Hz. Peygamberin (sas) cahiliye dönemindeki hayatına göndermedir. Allah, orada kendisini özellikle korumuş ve onların alışageldikleri insan onuruna yakışmayan inanç, düşünce ve davranış kalıplarından uzak tutmuştur.
وَزِير ise, emirinin ağırlıklarını ve işlerini üzerine alan kişidir.
Aynı kökten gelen وِزَارَة vezirlik/bakanlık ise, aynı fiilin صِنَاعَة meslek manası taşıyan formuna girmiş şeklidir.
Savaş araç-gereçleri anlamına gelen أَوْزَارُ اْلحَرْبِ sözcüğünün tekili ise, وِزْر şeklindedir.
مُوَازَرَة ise, yardımlaşma demektir. Bu anlamda وَازَرْتُ فُلاَنًا مُوَازَرَةً denir ki: Falana işinde yardım ettim, anlamındadır.
Bu bağlamda Allah buyurur ki: وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي Bir de bana ailemden bir vezir ver; (20/Tâhâ 29); وَلَكِنَّا حُمِّلْنَا أَوْزَارًا مِنْ زِينَةِ الْقَوْمِ fakat biz o kavmin süs eşyasından birtakım günâhlar yüklenmiştik (20/Tâhâ 87).