Sözlük

و ج د (WCD̃)

V-c-d

وُجُود : Var oluş, yoktan var olma ve hazır bulma anlamlarındadır. Bunun da birkaç çeşidi vardır:

Beş duyu organından biriyle bulmak ve var olmak. وَجَدْتُ زَيْدًا ووَجَدْتُ طَعْمَهُ ، ووَجَدْتُ صَوْتَهُ، ووَجَدْتُ خُشُونَتَهُ Zeyd’i buldum, gördüm; şunun tadına baktım; bunun sesini duydum; sertliğini hissettim, sözleri gibi.

Doğal ihtiyaç gücü ve kuvvetiyle bir şeyin varlığını anlamaktır. وَجَدْتُ الشَّبَعَ Tokluğu buldum, doydum, sözü gibi.

Doğal savunma yoluyla bir şeyin varlığını anlamaktır. وَجُودُ اْلحَزَنِ وَالسَّخَطِ Üzüntü ve öfkenin varlığını anlamak gibi.

Akıl ile veya akıl vasıtasıyla bir şeyin varlığını anlamaktır. Yüce Allah’ı bilmek (tanımak) ve Peygamberliği bilmek gibi.

Yüce Allah’a nispet edilen وُجُود (varlık) ise, sadece ilim manasındadır. Çünkü Yüce Allah herhangi bir organ ve aletle nitelendirilemez, O, bundan münezzehtir. وَمَا وَجَدْنَا لِأَكْثَرِهِمْ مِنْ عَهْدٍ وَإِنْ وَجَدْنَا أَكْثَرَهُمْ لَفَاسِقِينَ Onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulmadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk (7/A’râf 102) âyetinde beyan edildiği gibi.

Varlığın zıddı olan مَعْدُوم (yokluk) da aynı şekilde açıklanabilir.

Yüce Allah’ın eşyayı (varlıkları) bulması ise, bütün bunlardan çok yüce bir şekilde olmalıdır. Bu, O’nun eşyaya var olma imkânı vermesini anlatır. فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün (9/Tevbe 5) âyeti gibi. Yani: Gördüğünüz yerde.

فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ Orada iki adamı birbiriyle dövüşüyor buldu (28/Kasas 15) sözüne gelince, bu, onlar birbirleriyle dövüşürken ona onları görme/bulma imkânı verdi, demektir.

إِنِّي وَجَدْتُ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ Gerçekten onlara hükümdarlık eden kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm (buldum). Onun kavminin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm (27/Neml 23-24) âyetlerinde söz konusu olan bulma ise, gözle ve kalp ile görmedir. Bunları gözleriyle görmüştü ve kalp gözleriyle de bundan ibret almıştı. Eğer böyle olmasaydı onun hakkında onu ve kavmini buldum diyemezdi.

فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً Herhangi bir su bulamamış iseniz (4/Nisâ 43) âyetin manası ise, suya gücünüz yetmediği zaman, şeklindedir.

مِنْ وُجْدِكُمْ Gücünüz ölçüsünde (65/Talâk 6) âyeti ise, size imkân verdi, zengin olmanızı takdir etti, demektir.

Bazen zenginlik de وُجْداَن ve جِدَة sözcükleriyle ifâde edilir. Bu konuda وَجْد ، وِجْد ، وُجْد şekilleri de hikaye edilmiştir.

Bunun yanında üzüntü/hüzün ve sevgi için وَجْد , öfke için de مَوْجِدَة , kayıp, çalıntı mal için ise وُجُود sözcüğü kullanılır.

Kimi bilginler مَوْجُودَات varlıklar üç kısımdır, derler.

1. Başı ve sonu olmayan varlık. Bu sadece ve sadece Yüce Allah’ın varlığı için söz konusudur.

2. Başlangıcı ve sonu olan varlıklar. İlk yaratılış anında var edilen insanlar, dünyadaki elementler gibi.

3. Başlangıcı olan, fakat sonu olmayan varlık. İnsanların âhiretteki yaratılışlarından sonraki hâlleri gibi.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →