و ض ع (WĐA)
V-d-a
Yüce Allah buyurmuştur: مِنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ Yahudilerden bir kısmı, kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; (4/Nisâ 46).
وَضْع kelimesi, hem yüklemek hem de hamilelikte kullanılır. Bu anlamda وَضَعْتُ اْلحَمْلَ فَهُوَ مَوْضُوعٌ Yükü indirdim, o şimdi indirilmiştir, denir.
Allah buyurur ki: وَأَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌ Konulmuş kadehler, (88/Gâşiye 14); وَاْلأَرْضَ وَضَعَهَا لِلأَنَامِ (Allah) Arzı canlılar uygun bir şekle koydu (55/Rahmân 10).
Burada geçen وَضْع kavramı, yoktan var etmek ve yaratmak, anlamındadır.
وَضَعَتِ اْلمَرْأَةُ الْحِمْلَ وَضْعًا Kadın yükünü indirdi/doğum yaptı, demektir.
Allah buyurur ki: فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّي وَضَعْتُهَا أُنْثَى وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği hâlde – dedi ki: Rabbim, onu kız doğurdum; (3/Âl-i İmrân 36).
وُضْعُ ve تُضْعُ formları, kadının temizliğinin sonunda ayhalinin başında hamile kalmasıdır.
وَضْعُ اْلبَيْتِ Evin yapısı, bina edilişi, kuruluşudur.
Allah buyurur ki: إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ Şüphesiz insanlar için kurulan İlk Ev, mübarek ve bütün âlemlere hidâyet kaynağı olan Bekke’dekidir (3/Âl-i İmrân 96); وَوُضِعَ الْكِتَابُ Kitap da ortaya konulmuştur (18/Kehf 49).
Bu insanın yaptıklarının ortaya konmasıdır. Tıpkı Yüce Allah’ın şu sözünde belirtildiği gibi: وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنْشُورًا kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız (17/İsrâ 13).
وَضَعَتِ الدَّابَّةُ تَضَعُ فِي سَيْرِهَا وَضْعًا Binek hayvanı hızlı yürüdü.
دَابَّةٌ حَسَنَةُ اْلمَوْضُوعِ Güzel görünümlü binek hayvanı.
أَوْضَعْتُهَا Onu hızlı yürümeye zorladım. Allah buyurur ki: وَلَأَوْضَعُوا خِلاَلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ الْفِتْنَةَ ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı (9/Tevbe 47).
Yürüyüşle ilgili وَضْع sözcüğü bir istiâredir. Bu tıpkı أَلْقَى بَاعَهُ وَثِقْلَهُ sözü gibidir.
وَضِيعَة Ana maldan yapılan tenzilat/indirimdir.
قَدْ وُضِعَ الرَّجُلُ فِي تِجَارَتِهِ يَوْضَعُ Adam ticaretinde zarar etti. رَجُلٌ وَضِيعٌ بَيِّنُ الضِّعَةِ Düşük adam, düşüklüğü açık olan ifâdesi, رَفِيعٌ بَيِّنُ الرِّفْعَةِ yüksek, yüksekliği açık olan ifâdesinin zıt anlamlısıdır.