ش ك ك (ŞKK)
Ş-k-k
Şek bir tür cehâlet’tir; fakat cehâlet şek’ten daha özeldir/dar anlamlıdır. Çünkü cehâlet, iki zıttan hiçbirini de bilmemek şeklinde de olabilir. Şu hâlde her şek cehâlettir; fakat her cehâlet şek değildir. Allah buyurur ki: وَإِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مُرِيبٍ : Onlar, bundan derin bir şüphe içindedirler (11/Hûd 110); بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ يَلْعَبُونَ : Fakat onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar (44/Duhân 9); فَإِنْ كُنْتَ فِي شَكٍّ مِمَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ فَاسْأَلِ الَّذِينَ يَقْرَءُونَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَ : Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce Kitabı okuyanlara sor (10/Yûnus 94).
Bu kelime, شَكَكْتُ الشَّيْءَ : Bir şeyi deldim, sözünden de türemiş olabilir. Bu anlamda şair şöyle der:
وَشَكَكْتُ بالرُّمْح الأصَمِّ ثيَابَهُ *** لَيْسَ الْكَرِيمُ عَلَى الْقَنَا بِمُحَرَّمِ -270
270- Kuvvetli mızrakla elbisesini (vücudunu/kalbini) deldim;
Asil olan kişi, mızraklara haram değildir.
Sanki şek, bir şeydeki deliktir ve o, görüşün kendisinde durabileceği ve dayanabileceği bir yer bulamayacak şekildedir. Şek kelimesi, ‘kolun yana yapışması’ anlamındaki شَكّ ’ten de istiâre edilmiş olabilir. Bu da aralarındaki karışıklıktan dolayı iki zıddın anlaşılamayacak ölçüde birbirine yapışmasıdır. Bu görüşe, Arapların şu tür istiâre yollu sözleri delâlet eder: اِلْتَبَسَ اْلأَمْرُ وَاخْتَلَطَ وَأَشْكَلَ : İş karıştı. شِكَّة : Kendisiyle bir şeyin yarıldığı silah.