ش خ ص (ŞḢṦ)
Ş-h-s
شَخْص : Uzaktan görünen ayaktaki insan silueti. قَدْ شَخَصَ مِنْ بَلَدِهِ : Memleketinden gitti. شَخَصَ سَهْمُهُ : Onun oku yükseldi. شَخَصَ بَصَرُهُ [Gözü yukarıya dikildi]. أَشْخَصَهُ صَاحِبُهُ : Arkadaşı ona hedef yükseltti. Allah buyurur ki: وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاَ عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الاَبْصَارُ : Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Rabbinin habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onların, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir (14/İbrahim 42); شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا : İnkâr edenlerin gözleri donakalır (21/Enbiyâ 97); yani göz kapakları kırpmaz.