ش ر ط (ŞRŦ)
Ş-r-t
شَرْط : Bir şeye bağlı olan her malum hükmüdür ki, o şeyin meydana gelmesiyle kendisi de meydana gelir. Bu iş o hükmün alâmeti gibidir. Bu kökten tekil شَرِيطَةٌ , çoğul شَرَائِط şeklinde gelir. قَدْ اِشْتَرَطْتُ كذَا : Şunu şart koştum. Bu anlamdan alâmete شَرَط denmiştir. أَشْرَاطُ السَّاعَةِ : Kıyametin alâmetleri: فَهَلْ يَنْظُرُونَ إِلاَّ السَّاعَةَ أَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً فَقَدْ جَاءَ أَشْرَاطُهَا : Onlar kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir (47/Muhammed 18).
شُرَط : Sultanın seçkin askerleri. Onlara bu ismin verilmesi, kendileriyle bilindikleri birtakım alâmetleri olduğu içindir. Kimisi de onlara bu ismin verilmesi, onların düşük insanlar olmalarından dolayı olduğunu söyler. Nitekim أَشْرَاطُ اْلإِبِلِ , adî develer, demektir. أَشْرَطَ نَفْسَهُ لِلْهَلَكَةِ sözü, bir insanın, kendi helâkine alâmet olan veya onda helâk olmasını gerektirecek koşullar bulunan bir işi yaptığı zaman söylenir.