ش ح م (ŞḪM)
Ş-h-m
وَعَلَى الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا إِلاَّ مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا أَوِ الْحَوَايَا أَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍ : Yahudilere, sığır ve koyunun yağlarını haram ettik; ancak sırtlarında yahut bağırsaklarında taşıdıkları veya kemiklerine karışmış olanlar hariç (6/En’âm 146).
شَحْمَةُ اْلأُذُنِ : Küpenin takıldığı kulak kısmı. Ona bu ismin verilmesi, yağ şeklinde tasavvur edildiği içindir. شَحْمَةُ اْلأَرْضِ : Beyaz kurtçuklar. رَجُلٌ مُشْحِمٌ : Yanında bol yağ olan adam. شَحِمٌ : Yağı seven. شَاحِم : Arkadaşlarına yağ yediren. شَحِيم : Vücudunda fazla yağ olan kişi.