لَوْلَا kelimesinin geçtiği ayetler
Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden لولا formunun kendisi aranıyor.
İlgili Ayetler (38)
Bakara 2:118لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَأْتِينَا اٰيَةٌ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
ve ḳāle (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne levlā yukellimunā (a)llahu ev te'tīnā āyetun ke ƶālike ḳāle (e)lleƶīne min ḳablihim miṧle ḳavlihim teşābehet ḳulūbuhum ḳad beyyennā l-āyāti li ḳavmin yūḳinūne
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.
Nisa 4:77لَوْلَاlevlākeşke
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا اَيْدِيَكُمْ وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلَا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَلِيلٌ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
e lem tera ilā (e)lleƶīne ḳīle lehum kuffū eydiyekum ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte fe lemmā kutibe ǎleyhimu l-ḳitālu iƶā ferīḳun minhum yeḣşevne n-nāse ke ḣaşyeti (a)llahi ev eşedde ḣaşyeten ve ḳālū rabbenā li me ketebte ǎleynā l-ḳitāle levlā eḣḣartenā ilā ecelin ḳarībin ḳul metāǔ d-dunyā ḳalīlun ve l-āḣiratu ḣayrun li meni tteḳā ve lā tuZlemūne fetīlen
Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."
Maide 5:63لَوْلَاlevlāgerekmez miydi?
لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
levlā yenhāhumu r-rabbāniyyūne ve l-'eHbāru ǎn ḳavlihimu l-iṧme ve eklihimu s-suHte le bi'se mā kānū yeSneǔne
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
En'am 6:8لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَقَالُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ اَنْزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِيَ الْاَمْرُ ثُمَّ لَا يُنْظَرُونَ
ve ḳālū levlā unzile ǎleyhi melekun ve lev enzelnā meleken le ḳuDiye l-emru ṧumme lā yunZerūne
Bir de dediler ki: "Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!" Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helak edilirlerdi.)
En'am 6:37لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهِ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
ve ḳālū levlā nuzzile ǎleyhi āyetun min rabbihi ḳul inne (a)llahe ḳādirun ǎlā en yunezzile āyeten ve lākinne ekṧerahum lā yeǎ'lemūne
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!" (Ey Muhammed!) De ki: "Şüphesiz Allah'ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor."
A'raf 7:43لَوْلَاlevlāeğer
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
ve nezeǎ'nā mā fī Sudūrihim min ğillin tecrī min teHtihimu l-enhāru ve ḳālū l-Hamdu li (a)llahi elleƶī hedānā li hāƶā ve mā kunnā li nehtediye levlā en hedānā (a)llahu le ḳad cā'et rusulu rabbinā bi l-Haḳḳi ve nūdū en tilkumu l-cennetu ūriṧtumūhā bimā kuntum teǎ'melūne
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir.
A'raf 7:203لَوْلَاlevlākeşke
وَاِذَا لَمْ تَأْتِهِمْ بِاٰيَةٍ قَالُوا لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَا قُلْ اِنَّمَٓا اَتَّبِعُ مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ مِنْ رَبِّي هٰذَا بَصَائِرُ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
ve iƶā lem te'tihim bi āyetin ḳālū levlā ctebeytehā ḳul innemā ettebiǔ mā yūHā ileyye min rabbī hāƶā beSāiru min rabbikum ve huden ve raHmetun li ḳavmin yu'minūne
(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."
Enfal 8:68لَوْلَاlevlāeğer olmasaydı
Yunus 10:20لَوْلَاlevlākeşke
وَيَقُولُونَ لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهِ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُوا اِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرِينَ
ve yeḳūlūne levlā unzile ǎleyhi āyetun min rabbihi fe ḳul innemā l-ğaybu li (a)llahi fe nteZirū innī meǎkum mine l-munteZirīne
"Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"
Hud 11:12لَوْلَاlevlādeğil miydi?
فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَضَائِقٌ بِهِ صَدْرُكَ اَنْ يَقُولُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ جَاءَ مَعَهُ مَلَكٌ اِنَّمَٓا اَنْتَ نَذِيرٌ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
fe leǎlleke tārikun beǎ'De mā yūHā ileyke ve Dāiḳun bihi Sadruke en yeḳūlū levlā unzile ǎleyhi kenzun ev cā'e meǎhu melekun innemā ente neƶīrun ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in vekīlun
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Yusuf 12:24لَوْلَاlevlāeğer
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ
ve leḳad hemmet bihi ve hemme bihā levlā en raā burhāne rabbihi ke ƶālike li neSrife ǎnhu s-sū'e ve l-feHşā'e innehu min ǐbādinā l-muḣleSīne
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Yusuf 12:94لَوْلَاlevlāeğer
Ra'd 13:7لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهِ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ
ve yeḳūlu (e)lleƶīne keferū levlā unzile ǎleyhi āyetun min rabbihi innemā ente munƶirun ve li kulli ḳavmin hādin
İnkar edenler, "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.
Ra'd 13:27لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهِ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَ
ve yeḳūlu (e)lleƶīne keferū levlā unzile ǎleyhi āyetun min rabbihi ḳul inne (a)llahe yuDillu men yeşā'u ve yehdī ileyhi men enābe
İnkar edenler diyorlar ki: "Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir."
Kehf 18:15لَوْلَاlevlāgerekmez mi?
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمُنَا اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ اٰلِهَةً لَوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِمْ بِسُلْطَانٍ بَيِّنٍ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا
hā'ulā'i ḳavmunā tteḣaƶū min dūnihi āliheten levlā ye'tūne ǎleyhim bi sulTānin beyyinin fe men eZlemu mimmeni fterā ǎlā (a)llahi keƶiben
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
Ta-Ha 20:133لَوْلَاlevlādeğil mi?
وَقَالُوا لَوْلَا يَأْتِينَا بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّهِ اَوَلَمْ تَأْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْاُولٰى
ve ḳālū levlā ye'tīnā bi āyetin min rabbihi e ve lem te'tihim beyyinetu mā fī S-SuHufi l-ūlā
İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi?
Ta-Ha 20:134لَوْلَاlevlākeşke
وَلَوْ اَنَّٓا اَهْلَكْنَاهُمْ بِعَذَابٍ مِنْ قَبْلِهِ لَقَالُوا رَبَّنَا لَوْلَا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَذِلَّ وَنَخْزٰى
ve lev ennā ehleknāhum bi ǎƶābin min ḳablihi le ḳālū rabbenā levlā erselte ileynā rasūlen fe nettebiǎ āyātike min ḳabli en neƶille ve neḣzā
Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helak etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık" derlerdi.
Nur 24:12لَوْلَاlevlāgerekmez miydi?
لَوْلَا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُبِينٌ
levlā iƶ semiǎ'tumūhu Zenne l-mu'minūne ve l-mu'minātu bi enfusihim ḣayran ve ḳālū hāƶā ifkun mubīnun
Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!
Nur 24:13لَوْلَاlevlāgerekmez miydi?
لَوْلَا جَٓاؤُ۫ عَلَيْهِ بِاَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاءِ فَاُو۬لٰٓئِكَ عِنْدَ اللّٰهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ
levlā cā'ū ǎleyhi bi erbeǎti şuhedā'e fe iƶ lem ye'tū bi ş-şuhedā'i fe ulāike ǐnde (a)llahi humu l-kāƶibūne
Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.
Furkan 25:7لَوْلَاlevlādeğil mi?
وَقَالُوا مَا لِ هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْاَسْوَاقِ لَوْلَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا
ve ḳālū māli hāƶā r-rasūli ye'kulu T-Taǎāme ve yemşī fī l-esvāḳi levlā unzile ileyhi melekun fe yekūne meǎhu neƶīran
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
Furkan 25:21لَوْلَاlevlādeğil mi?
وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا
ve ḳāle (e)lleƶīne lā yercūne liḳā'enā levlā unzile ǎleynā l-melāiketu ev nerā rabbenā le ḳadi stekberū fī enfusihim ve ǎtev ǔtuvven kebīran
Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
Furkan 25:32لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا
ve ḳāle (e)lleƶīne keferū levlā nuzzile ǎleyhi l-ḳurānu cumleten vāHideten ke ƶālike li nuṧebbite bihi fu'ādeke ve rattelnāhu tertīlen
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
Furkan 25:42لَوْلَاlevlāeğer etmeseydik
اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبِيلًا
in kāde le yuDillunā ǎn ālihetinā levlā en Sabernā ǎleyhā ve sevfe yeǎ'lemūne Hīne yeravne l-ǎƶābe men eDellu sebīlen
(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
Furkan 25:77لَوْلَاlevlāolmadıktan sonra
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
ḳul mā yeǎ'beu bikum rabbī levlā duǎā'ukum fe ḳad keƶƶebtum fe sevfe yekūnu lizāmen
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
Neml 27:46لَوْلَاlevlāgerekmez mi?
قَالَ يَاقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
ḳāle yā ḳavmi li me testeǎ'cilūne bi s-seyyieti ḳable l-Haseneti levlā testeğfirūne (a)llahe leǎllekum turHamūne
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"
Kasas 28:10لَوْلَاlevlāeğer olmasaydık
وَاَصْبَحَ فُؤٰادُ اُمِّ مُوسٰى فَارِغًا اِنْ كَادَتْ لَتُبْدِي بِهِ لَوْلَا اَنْ رَبَطْنَا عَلٰى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
ve eSbeHa fu'ādu ummi mūsā fāriğan in kādet le tubdī bihi levlā en rabeTnā ǎlā ḳalbihā li tekūne mine l-mu'minīne
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
Kasas 28:47لَوْلَاlevlākeşke
وَلَوْلَا اَنْ تُصِيبَهُمْ مُصِيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّنَا لَوْلَا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
ve levlā en tuSībehum muSībetun bimā ḳaddemet eydīhim fe yeḳūlū rabbenā levlā erselte ileynā rasūlen fe nettebiǎ āyātike ve nekūne mine l-mu'minīne
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Kasas 28:48لَوْلَاlevlādeğil miydi?
فَلَمَّا جَاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا لَوْلَا اُو۫تِيَ مِثْلَ مَا اُو۫تِيَ مُوسٰى اَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَا اُو۫تِيَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا وَقَالُوا اِنَّا بِكُلٍّ كَافِرُونَ
fe lemmā cā'ehumu l-Haḳḳu min ǐndinā ḳālū levlā ūtiye miṧle mā ūtiye mūsā e ve lem yekfurū bimā ūtiye mūsā min ḳablu ḳālū siHrāni teZāherā ve ḳālū innā bi kullin kāfirūne
Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.
Kasas 28:82لَوْلَاlevlāolmasaydı
وَاَصْبَحَ الَّذِينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَوْلَا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
ve eSbeHa (e)lleƶīne temennev mekānehu bi l-emsi yeḳūlūne veykeenne (a)llahe yebsuTu r-rizḳa li men yeşā'u min ǐbādihi ve yeḳdiru levlā en menne (a)llahu ǎleynā le ḣasefe binā veykeennehu lā yufliHu l-kāfirūne
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
Ankebut 29:50لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَقَالُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّهِ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذِيرٌ مُبِينٌ
ve ḳālū levlā unzile ǎleyhi āyātun min rabbihi ḳul innemā l-āyātu ǐnde (a)llahi ve innemā enā neƶīrun mubīnun
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Sebe 34:31لَوْلَاlevlāolmasaydınız
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ الْقَوْلَ يَقُولُ الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ
ve ḳāle (e)lleƶīne keferū len nu'mine bi hāƶā l-ḳurāni ve lā bi(e)lleƶī beyne yedeyhi ve lev terā iƶi Z-Zālimūne mevḳūfūne ǐnde rabbihim yerciǔ beǎ'Duhum ilā beǎ'Din l-ḳavle yeḳūlu (e)lleƶīne stuD'ǐfū li(e)lleƶīne stekberū levlā entum le kunnā mu'minīne
İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.
Fussilet 41:44لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِيًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ ءَاَۭعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ
ve lev ceǎlnāhu ḳur'ānen eǎ'cemiyyen le ḳālū levlā fuSSilet āyātuhu e eǎ'cemiyyun ve ǎrabiyyun ḳul huve li(e)lleƶīne āmenū huden ve şifā'un ve(e)lleƶīne lā yu'minūne fī āƶānihim veḳrun ve huve ǎleyhim ǎmen ulāike yunādevne min mekānin beǐydin
Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."
Zuhruf 43:31لَوْلَاlevlādeğil miydi?
Muhammed 47:20لَوْلَاlevlādeğil miydi?
وَيَقُولُ الَّذِينَ اٰمَنُوا لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ فَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ مُحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا الْقِتَالُ رَاَيْتَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ نَظَرَ الْمَغْشِيِّ عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِ فَاَوْلٰى لَهُمْ
ve yeḳūlu (e)lleƶīne āmenū levlā nuzzilet sūratun fe iƶā unzilet sūratun muHkemetun ve ƶukira fīhā l-ḳitālu raeyte (e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun yenZurūne ileyke neZera l-meğşiyyi ǎleyhi mine l-mevti fe evlā lehum
İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.
Mücadele 58:8لَوْلَاlevlādeğil miydi?
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوٰى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَاِذَا جَٓاؤُ۫كَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللّٰهُ وَيَقُولُونَ فِي اَنْفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللّٰهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمَصِيرُ
e lem tera ilā (e)lleƶīne nuhū ǎni n-necvā ṧumme yeǔdūne li mā nuhū ǎnhu ve yetenācevne bi l-iṧmi ve l-ǔdvāni ve meǎ'Siyeti r-rasūli ve iƶā cā'ūke Hayyevke bimā lem yuHayyike bihi (a)llahu ve yeḳūlūne fī enfusihim levlā yuǎƶƶibunā (a)llahu bimā neḳūlu Hasbuhum cehennemu yeSlevnehā fe bi'se l-meSīru
Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de, "Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!
Münafikun 63:10لَوْلَاlevlākeşke
وَاَنْفِقُوا مِنْ مَا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا اَخَّرْتَنِٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَرِيبٍ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ
ve enfiḳū min mā razeḳnākum min ḳabli en ye'tiye eHadekumu l-mevtu fe yeḳūle rabbi levlā eḣḣartenī ilā ecelin ḳarībin fe eSSaddeḳa ve ekun mine S-SāliHīne
Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.