Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ
ve leḳad hemmet bihi ve hemme bihā levlā en raā burhāne rabbihi ke ƶālike li neSrife ǎnhu s-sū'e ve l-feHşā'e innehu min ǐbādinā l-muḣleSīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki kadın, ondan murât almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yûsuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Andolsun ki kadın, ondan murât almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yûsuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.
Adem Uğur
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki (o kadın) Onu arzulamıştı. . . Rabbinin burhanı olmasaydı (aklı, duygusuna hakim olmasaydı Yusuf da) ona meyletmiş gitmişti! Biz böylece Ondan kötülüğü (nefsani duyguları) ve şehveti uzak tuttuk! Çünkü O, ihlaslı kullarımızdandır.
Ahmet Tekin
Andolsun ki, hanım, ona karşı gerçekten arzu doluydu. Rabbinin ikazını, emir ve hükümlerini, koyduğu ahlâkî kuralları düşünmemiş olsaydı, Yûsuf da ona meyletmiş gitmişti. Biz kötülük ve zinayı, gayri meşrû ilişkileri, haddi aşmayı, cimriliği, ahlaksızlığı ondan uzaklaştırmak için böyle hatırlatmalarda bulunduk. O bizim samimi, ihlâslı davranışlarda bulunan kullarımızdan biri idi.
Ahmet Varol
Andolsun kadın onu arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını görmeseydi o da onu arzu etmişti. Bu şekilde kötülük ve fuhşu ondan savmak için istedik. O bizim seçkin kullarımızdandı.
Ali Bulaç
Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Ali Fikri Yavuz
Kadın, gerçekten ona niyyetlenmiş ve o da kadına niyyetlenmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin burhânını (ilâhî ihtar) görmemiş olsaydı, olacak olan olurdu. İşte biz, ondan fenalığı ve fuhşu gidermek için böyle yaparız. Çünkü o, bizim ihlâslı kullarımızdandır.
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, kadın, Ona istek duymuştu. Efendisinin kanıtını görmemiş olsaydı, O da ona istek duymuştu. Kötülüğü ve sağtöreye uygun olmayan ilişkileri Ondan uzak tutmayı dilediğimiz için, işte böyle olmuştur. Çünkü O, seçkin kullarımızdandı.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.
Bekir Sadak
And olsun ki kadin Yusuf'a karsi istekli idi; Rabbin'den bir isaret gormeseydi Yusuf da onu isteyecekti. Iste ondan kotulugu ve fenaligi boylece engelledik. Dogrusu o bizim cok samimi kullarimizdandir.
Celal Yıldırım
And olsun ki kadın niyetini bozup onu kasdetmişti; eğer Rabbinden bir burhan (açık bir kanıt ve belge) görmemiş olsaydı, o da kadına (yönelmeye ya da ona hakaret etmeye) niyetlenmişti, işte biz böylece ondan kötülüğü ve hayâsızlığı çeviririz; çünkü o bizim gösterişten uzak ciddiyet ve samimiyete ermiş kullarımızdandı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kadın onu kesinlikle arzulamıştı; eğer rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadını arzulardı. Böylece onu, kötülükten ve ahlâksız bir iş yapmaktan uzak tutmak istedik. Şüphesiz o samimi kullarımızdandı.
Diyanet İşleri
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rabbin'den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hanım gerçekten ona niyetini kurmuştu, eğer Rabbinin açık delilini görmeseydi o da ona kurmuş gitmişti. Biz ondan kötülüğü ve fuhuşu uzaklaştıralım diye, böyle oldu. Gerçekten o, Bizim ihlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır
Erhan Aktaş
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı sayesinde kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles kullarımızdandı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı sayesinde kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles kullarımızdandı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gerçekten kadın Yusuf'u arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını görmeseydi, Yusuf ona uyacaktı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles kullarımızdandı.
Fizilal-il Kuran
Kadının canı Yusuf'u istedi, Yusuf da ona karşı ilgi duydu. Eğer Rabbinin caydırıcı direktifi, gözlerinin önünde somutlaşmasaydı, kendini tutamazdı. Böylece biz Yusuf u kötülükten ve fuhuştan uzak tuttuk. O, hiç kuşkusuz, bize içten bağlı, seçkin bir kulumuzdu.
Gültekin Onan
Andolsun kadın onu arzulamıştı, eğer rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi. o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Hamdi Döndüren
Andolsun ki o kadın onu arzulamıştı; eğer o sırada Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi, o da kadını arzulamıştı. Ama Biz kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmak istedik. Çünkü o Bizim seçkin kullarımızdandır!
Hasan Basri Çantay
O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhan gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Hasib Asutay
Andolsun ki (kadın) onu arzu etmişti. Eğer Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu arzu etmişti. İşte böylece biz kötülüğü ve utanmazlığı (11) ondan engellemek için (işaretimizi gösterdik.) Şüphesiz ki, o ihlâslı kullarımızdandır. (11. Zinayı.)
Hayrat Neşriyat
Buna rağmen gerçekten (kadın) ona meyletmişti. Ve Rabbinin delîlini görmeseydi,(o da) ona meyletmişti. İşte (biz) kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştıralım diye böyle(delîlimiz gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
İbni Kesir
Andolsun ki o, istekli idi. Eğer Rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göstermiş olacaktı. İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, kadın o'na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o'nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o'ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hakikaten kadın O'na kasdetmişti. O da eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsa idi kadına kasdetmekte bulunacaktı. İşte O'ndan fena bir kasdi ve fuhşa atılmayı defedelim diye öyle (bürhanımız gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.
Ömer Öngüt
O kadın gerçekten niyetini kurmuştu. Eğer Rabbinden bir işaret görmemiş olsaydı, belki Yusuf da ona kastetmiş gitmişti. Böylece biz ondan kötülüğü ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o bizim ihlâslı kullarımızdandı.
Suat Yıldırım
Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti. İşte böylece Biz fenalığı ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için bürhanımızı gösterdik. Çünkü o, Bizim tam ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Süleyman Ateş
Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.
Süleymaniye Vakfı
Kadın onu gerçekten arzulamıştı. Yusuf da onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını görmeseydi (onunla birlikte olacaktı). Kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmamız için böyle oldu. Çünkü o, samimiyeti onaylanmış kullarımızdandı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur. Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.
Şaban Piriş
Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Ümit Şimşek
Kadın ona gerçekten niyeti kurmuştu. Rabbinin delilini görmüş olmasaydı, Yusuf da ona kapılıp gidecekti. Kötülüğü ve fuhşu böylece ondan uzaklaştırdık. Çünkü o ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Qadın ona meyl etmişdi. Əgər Yusuf Rəbbinin dəlilini görməsəydi, o da ona meyl edərdi. Beləcə, Biz pisliyi və çirkin əməli ondan uzaqlaşdırdıq. Həqiqətən, o, Bizim seçilmiş qullarımızdandır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Doğrudan da (qadın) ona meyl salmışdı. Əgər Rəbbinin dəlilini (xəbərdarlığını) görməsəydi, (Yusif də) ona meyl edərdi. Biz pisliyi və biabırçılığı (zinanı) ondan sovuşdurmaq üçün belə etdik. O, həqiqətən, Bizim sadiq bəndələrimizdəndir!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Aber sie begehrte ihn, und auch er begehrte sie. Doch er gab nicht nach, weil er das einleuchtende Zeichen seines Herrn gewahrte. So hielten Wir das Böse und das Abscheuliche von ihm fern, gehört er doch zu Unseren rechtschaffenen Dienern.
Almanca — Der Edle Quran
Es verlangte sie nach ihm, und es hätte ihn nach ihr verlangt, wenn er nicht den Beweis seines Herrn gesehen hätte. Dies (geschah), damit Wir das Böse und das Schändliche von ihm abwendeten. Er gehört ja zu Unseren auserlesenen Dienern.
Almanca — M. A. Rassoul
Und sie begehrte ihn (und) auch er hätte sie begehrt, wenn er nicht ein deutliches Zeichen von seinem Herrn gesehen hätte. Das geschah, um Schlechtigkeit und Unsittlichkeit von ihm abzuwenden. Wahrlich, er war einer Unserer auserwählten Diener.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits war sie im Begriff es mit ihm zu tun, auch er wäre im Begriff es mit ihr zu tun, hätte er das Zeichen seines HERRN nicht wahrgenommen. Solcherart damit WIR von ihm das Verwerfliche und die Unzucht fernhalten. Zweifelsohne, er gehört zu Unseren auserwählten Dienern.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
She had a passionate and libidinous desire of him, a desire she meant to bring to effect physically, and he had a desire of her, a desire that was psychical. It might have been physical, had he not felt Allah in his bosom and the internal recognition of the moral quality of one's motives and actions approving the right and condemning the wrong. We stirred his mind and his heart to live in the conscientious practice of all that is good so that We guard him from evil and immorality; He was indeed one of Our sincere worshippers.
Abdul Haleem
She made for him, and he would have succumbed to her if he had not seen evidence of his Lord- We did this in order to keep evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.
Abdullah Yusuf Ali
And (with passion) did she desire him, and he would have desired her, but that he saw the evidence of his Lord: thus (did We order) that We might turn away from him (all) evil and shameful deeds: for he was one of Our servants, sincere and purified.
Abul A'la Maududi
And she advanced towards him, and had Joseph not perceived a sign from his Lord he too would have advanced towards her. Thus was Joseph shown a sign from his Lord that We might avert from him all evil and indecency, for indeed he was one of Our chosen servants.
Aisha Bewley
She wanted him and he would have wanted her, had he not seen the Clear Proof of his Lord. That happened so We might avert from him all evil and lust. He was Our chosen slave.
Al-Hilali & Khan
And indeed she did desire him, and he would have inclined to her desire, had he not seen the evidence of his Lord. Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse. Surely, he was one of Our chosen (guided) slaves.
Ali Quli Qarai
She certainly made for him; and he would have made for her [too] had he not beheld the proof of his Lord. So it was, that We might turn away from him all evil and indecency. He was indeed one of Our dedicated servants.
Amatul Rahman Omar
And she made up her mind with regard to him, and he made up his mind with regard to her (and would have fallen into her snares as the temptations were so strong) if he had not seen the manifest evidence of his Lord. (It happened thus) so that We might turn away from him every evil and indecency. Surely, he was one of Our purified servants.
Arthur John Arberry
For she desired him; and he would have taken her, but that he saw the proof of his Lord. So was it, that We might turn away from him evil and abomination; he was one of Our devoted servants.
Bijan Moeinian
She advanced towards him and he almost gave in. If it were not that he had received the knowledge of what is right and what is wrong from his Lord, he would have been seduced. This was a trial [giving him the opportunity] to remove the root of indecency from him. Joseph was indeed a true worshipper of Mine.
E. Henry Palmer
And she was anxious for him, and he would have been anxious for her, had it not been that he saw the demonstration of his Lord; thus did we turn evil and fornication from him; verily, he was of our sincere servants.
Edip-Layth
She desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's manifest evidence; thus We turned evil and lewdness away from him, as one of Our loyal servants.
George Sale
But she resolved within her self to enjoy him, and he would have resolved to enjoy her, had he not seen the evident demonstration of his Lord. So We turned away evil and filthiness from him, because he was one of our sincere servants.
Hamid S. Aziz
And she, in whose house he was, desired to seduce him for his person (or body, or away from his true self); and she locked the doors and said, "Come you (to me)!" Said he, "I seek refuge in Allah (Allah forbid)! Verily, he (your husband) is my lord who has made my stay here agreeable (treated me well). Verily, wrong-doers (ultimately) never prosper."
Mahmoud Ghali
And indeed she already designed on him, and he (would have) designed on her, had he not seen the proof of his Lord. Thus it was, that We might turn about from him odious (deeds) and obscenity. Surely he was one of Our most faithful bondmen.
Marmaduke Pickthall
She verily desired him, and he would have desired her if it had not been that he saw the argument of his Lord. Thus it was, that We might ward off from him evil and lewdness. Lo! he was of Our chosen slaves.
Mohamed Ahmed - Samira
But the woman desired him, and he would have desired her but for the indication he received from his Lord. This was so that We may avert both evil and lechery from him, for he was one of Our chosen devotees.
Muhammad Asad
And, indeed, she desired him, and he desired her; [and he would have succumbed] had he not seen [in this temptation] an evidence of his Sustainer's truth: thus [We willed it to be] in order that We might avert from him all evil and all deeds of abomination -for, behold, he was truly one of Our servants.
Mustafa Khattab
She advanced towards him, and he would have done likewise, had he not seen a sign from his Lord.[1] This is how We kept evil and indecency away from him, for he was truly one of Our chosen servants.
Progressive Muslims
And she desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's proof; it was thus that We turned evil and lewdness away from him; he is of Our loyal servants.
Sahih International
And she certainly determined [to seduce] him, and he would have inclined to her had he not seen the proof of his Lord. And thus [it was] that We should avert from him evil and immorality. Indeed, he was of Our chosen servants.
Sam Gerrans
And she desired him; and he desired her[...] were it not that he saw the evidence of his Lord. Thus — that We might turn away from him evil and sexual immorality; he was among Our sincere servants.
Shabbir Ahmed
She desired him, and he would have desired her if he had not seen the Argument of his Lord, ("Go not close to adultery" (17:32)). Obeying Our Command saved him from evil and lewdness. He was among Our sincere servants.
Syed Vickar Ahamed
And she wanted to have him (very much), and he would have fallen to her (desire), but that he clearly saw the Presence of his Lord: Like this (We planned) that We turn away from him (all) evil and shameful acts: Surely, he was one of Our servants, sincere and purified.
Taqi Usmani
She certainly desired him, and he might have desired her, had he not seen the proof from his Lord. Thus We did, to turn evil and lewdness away from him. Surely, he was one of Our chosen servants.
The Monotheist Group
Andshe was obsessed with him, and he did obsess with her - had it not been that he saw the proof of his Lord - it was thus that We turned evil and immorality away from him; he is of Our loyal servants.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et, elle le désira. Et il lʹaurait désirée nʹeût été ce quʹil vit comme preuve évidente de son Seigneur. Ainsi (Nous avons agi) pour écarter de lui le mal et la turpitude. Il était certes un de Nos serviteurs élus.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Pîrekê ew kire dilê xwe û qesda wî kir, ji ber ku Yusuf nişana perwerdegarê xwe dît, wî ew nekire dilê xwe û qesta wê nekir. Me ayet nîşanî wî dan; da ku em wî ji xerabî û dawpîsiyê dûr bigirin. Bêguman ew ji bendeyên me yên bijare ye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij begeerde hem en hij zou haar begeerd hebben als hij niet het bewijs van zijn Heer gezien had. Zulks, opdat Wij het kwaad en de gruwelijkheid van hem afwendden. Hij behoorde tot Onze uitverkoren dienaren.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar zij hield bij hem aan, en hij had dezelfde bedoeling; doch hij ontving eene duidelijke waarschuwing van zijnen Heer. Zoo wendden wij het kwaad en de onreinheid van hem af, daar hij een onzer oprechte dienaren was.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, zij begeerde hem. Als hij geen Teken van zijn Heer had gezien. zou hij haar hebben begeerd. Zo was het, opdat Wij het kwaad en de zedeloosheid zouden afwenden. En voorwaar, hij is één van Onze oprechte dienaren.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И она возжелала его, и он (бы тоже) возжелал ее, если бы не увидел (ясное) доказательство [[Это было чудо от Аллаха, увидев которое Йусуф осознал греховность этого дела.]] своего Господа. Таким образом (Мы показали ему ясное доказательство), чтобы отклонить от него зло и мерзость. Поистине, он – из (числа) Наших рабов избранных [очищенных от греха прелюбодеяния и ослушания]!
Rusça — Osmanov
Она возжелала его, и он возжелал бы ее тоже, если бы не увидел прежде знамения Господа своего. Так [повелели Мы], чтобы отвратить от него зло и прелюбодеяние, ибо он, воистину, из числа Наших верных рабов.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Hon hade fattat begär till honom och även han kände begär till henne; om han inte hade sett ett tecken från sin Herre (kunde han ha gett efter för frestelsen). - Vi ville hålla allt ont och all skamlöshet borta från honom eftersom han var en av Våra sant hängivna tjänare.