(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

ḳul mā yeǎ'beu bikum rabbī levlā duǎā'ukum fe ḳad keƶƶebtum fe sevfe yekūnu lizāmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2مَاne diye?
3يَعْبَؤُ۬اyeǎ'beuع ب اÖnemsemek, ilgilenmek, değer vermek, ağırlık vermek, kıymet vermek, endişelenmek.değer versin
4بِكُمْbikumsize
5رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
6لَوْلَاlevlāolmadıktan sonra
7دُعَاؤُكُمْduǎā'ukumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekdu'anız (ibadetiniz)
8فَقَدْfe ḳadandolsun
9كَذَّبْتُمْkeƶƶebtumك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladınız
10فَسَوْفَfe sevfebu yüzden
11يَكُونُyekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolacaktır
12لِزَامًاlizāmenل ز مLazım olmak, gerekli olmak, zorunlu olmak, yapışmak, ayrılmamak, bağlanmak, devamlı kalmak, sürekli olmak, yerleşmek, uymak, takip etmek(azab) kaçınılmaz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Sizi îmana dâvet etmeseydi ne değeriniz olabilirdi Rabbimin katında; ama siz gerçekten de yalanladınız tebliğ edilenleri, artık azaplandırmak gerekmekte sizi.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Sizi îmana dâvet etmeseydi ne değeriniz olabilirdi Rabbimin katında; ama siz gerçekten de yalanladınız tebliğ edilenleri, artık azaplandırmak gerekmekte sizi.

Adem Uğur

(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

Ahmed Hulusi

De ki: "Eğer yönelişiniz olmazsa Rabbim size önem vermez! Gerçekten yalanladınız. . . Yakında kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksınız!"

Ahmet Tekin

'Sizi kulluğa, ibadete ve duaya davet etmese; sizin kulluğunuz, ibadetiniz ve duanız olmasa, Rabbim sizinle ilgilenmez, sizi önemsemez ey insanlar! Ey inkâr edenler, siz tebliğ edilen Kurân’ı ve Rasulullah’ı yalanlarken, itaate yanaşmazken size de değer vermez. Bu sebeple dünyada ceza, âhirette azap yakanızı bırakmayacaktır.' diye ilan et.

Ahmet Varol

De ki: 'Duanız olmasa Rabbim size bir değer vermez. Ancak yalanladınız; artık (sizin için azap) kaçınılmaz olacak.'

Ali Bulaç

De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Sizin ibadetiniz olmasa, Rabbim sizi ne yapacak (size ne kıymet verir?) Mademki (Allah’ı ve Rasûlünü) tekzibettiniz, o halde azab size çaresiz vacib olacaktır.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Yaptığınız yakarışlar olmasa, Efendim, size niye değer versin?" "Madem yalanladınız; artık kaçınılmaz olacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır."

Bekir Sadak

De ki: «Ibadetiniz olmasa Rabbim size ne diye deger versin?» Ey inkarcilar! Yalanladiginiz icin, azap yakanizi birakmayacaktir. *

Celal Yıldırım

De ki: Eğer duanız (ve ibâ detiniz) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin. Siz (ey inkarcı sapıklar !) cidden (Hakk'ı) yalanladınız. Bunun cezası lüzumlu olup (sizi bırakmıyacaktır).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Ey inkârcılar!) Siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!”

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?' Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Resulüm!) De ki: «Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" Demek ki, yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapışacak!

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki rabbım size ne kıymet verir duanız olmasa? Demek ki tekzib ettiler, o halde yarın ceza yapışacak

Erhan Aktaş

De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?" Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın?" Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?" Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Eğer yalvarmanız, kulluğunuz olmasa Rabbim size ne değer versin? Sizler Allah'ın ayetlerini yalanladığınız için azap hiç yakanızı bırakmayacaktır.»

Gültekin Onan

De ki: "Sizin duanız olmasaydı rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

Hamdi Döndüren

De ki: “Duanız olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın! Yalanladınız, bu yüzden, ceza yakanızı bırakmayacaktır!”

Hasan Basri Çantay

De ki: "(Şedaid zamanlarında kendisine) düa ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? (Fakat madem ki) şimdi (Onu da, resulünü de) muhakkak suretde tekzib etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azab lazım oluyor (demekdir)".

Hasib Asutay

De ki: Duanız olmasa (26), Rabbim size ne diye değer versin? Gerçekten siz yalanladınız; artık (azap) kaçınılmaz olacaktır. (26. Veya Allah'ın sizi İslâm'a dâveti olmasaydı. Çünkü ins ve cinin yaratılması yüce Allah'ı tanıma ve O'na kulluk yapma hikmetine dayanır.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) De ki: 'Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?' (Ey müşrikler!) Fakat (siz Resûlümü) gerçekten yalanladınız; öyle ise (azab)ileride (üzerinize) şart olacaktır.

İbni Kesir

De ki: Duanız olmasaydı, Rabbım size değer verir miydi? Gerçekten yalanladınız. O halde azab yakanızı bırakmayacaktır.

Mehmet Okuyan

De ki: “Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!” (kâfirlere de ki): “Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!”

Muhammed Esed

(İnananlara) de ki: "Dua ve yönelişiniz O'na olan inancınız için değilse, Rabbim size niçin değer versin?" (Ve inkarcılara da de ki:) "Gerçek şu ki, siz (Allah'ın mesajını) yalanladınız: artık bu (günah) yakanızı bırakmayacaktır!"

Mustafa İslamoğlu

(Müminlere) de ki: "Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?"(Kafirlere de ki:) "Sonuçta siz de yalanlamış bulunuyorsunuz: bundan böyle (inkarınız) sizin yakanızı asla bırakmayacak!"

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Sizin ibadetiniz olmayınca Rabbim size ne kıymet verir. Halbuki, siz tekzîp ettiniz, artık (bu tekzîpin cezası size) yakın bir zamanda ulaşacaktır.»

Ömer Öngüt

De ki: “Duâ ve ilticanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Yalanladığınızdan ötürü azap yakında yakanıza yapışacaktır. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki? Ama siz, ey inkârcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız."

Süleyman Ateş

De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezalandırılmanız gerekecektir."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Rabbimin sizi (kulluğa) çağırması olmasa size ne diye önem versin ki! Ama siz (ey kafirler, bu çağrı karşısında) hep yalana sarıldınız. O yalan yakanıza yapışacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Duanız olmasa Sahibinizin yanında ne değeriniz olur? siz hep yalan söylediniz. Yarın yalanınız yakanızı bırakmayacaktır."

Şaban Piriş

De ki: -Sizin dua ve kulluğunuz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını göreceksiniz.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.»

Ümit Şimşek

De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Fakat siz yalanladınız; bunun cezası da yakanıza yapışacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Əgər yalvarmağınız olmasaydı, Rəbbim sizə diqqət yetirməzdi. Siz haqqı yalan saydınız. Ona görə də əzab sizi rahat buraxmayacaqdır!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum, bu Məkkə müşriklərinə) de: ″Əgər ibadətiniz olmasa, Rəbbimin yanında nə qədir-qiymətiniz olar? Siz (Qurʼanı və öz Peyğəmbərinizi) təkzib etdiniz. Buna görə də (nə dünyada, nə də axirətdə əzab) yaxanızdan əl çəkməyəcəkdir!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGott will von euch nur, daß ihr Ihn allein anbetet. Die Ungläubigen unter euch haben Gottes Offenbarung verleugnet, und so ist ihre Strafe unumgänglich.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Mein Herr kümmerte Sich nicht um euch, wenn nicht euer Bittgebet (zu Ihm) wäre. Ihr habt doch (alles) für Lüge erklärt, und so wird (eure Strafe hierfür) un abwendbar sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWas kümmert Sich mein Herr um euch, wenn ihr nicht (zu Ihm) betet? Ihr habt (Ihn) ja geleugnet, und das wird (euch) nun anhaften.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺMein HERR würde euch nicht beachten, wäre nicht euer Bittgebet. Ihr habt bereits doch abgeleugnet, so wird es (das Vergelten) unabdingbar sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say O Muhammad -to the infidels- Allah, my Creator, would not in fact care for you nor attach importance or weight to you had it not been for the few among you who pray and beseech Him for mercy and forgiveness. You have denied the truth and your transgression shall be laid to your charge and you shall have much to answer for.

Abdul Haleem

[Prophet, tell the disbelievers], ‘What are you to my Lord without your supplication? But since you have written offthe truth as lies, the inevitable will happen.’

Abdullah Yusuf Ali

Say (to the Rejecters): "My Lord is not uneasy because of you if ye call not on Him: But ye have indeed rejected (Him), and soon will come the inevitable (punishment)!"

Abul A'la Maududi

Say to them (O Muhammad): "My Lord would not care for you were it not for your prayer. But now that you have given the lie to (the Message of Allah), an inextricable punishment shall soon come upon you."

Aisha Bewley

Say: ‘What has My Lord to do with you if you do not call on Him? But you have denied the truth, so punishment is bound to come. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم to the disbelievers): "My Lord pays attention to you only because of your invocation to Him. But now you have indeed denied (Him). So the torment will be yours for ever (inseparable, permanent punishment)."

Ali Quli Qarai

Say, ‘What store my Lord would set by you were it not for your supplication? But you impugned [me and my advice], so that will continue to haunt you. ’

Amatul Rahman Omar

Say (to the disbelievers), `My Lord will not hold you to be of any worth if you do not call on Him (in your prayers seeking His protection). Since you cried lies (to the word of God), so you must now encounter a lasting punishment.'

Arthur John Arberry

Say: 'My Lord esteems you not at all were it not for your prayer, for you have cried lies, and it shall surely be fastened. '

Bijan Moeinian

Say: "You will be noticed by the Lord, only through your worshipping Him. Now that you have chosen the denial, you will soon have your everlasting punishment."

E. Henry Palmer

Say, 'My Lord cares not for you though you should not call (on Him); and ye have called (the Apostle) a liar, but it shall be (a punishment) which ye cannot shake off. '

Edip-Layth

Say, "My Lord would not care about you except for your imploring. But you have denied, so it will be your destiny."

George Sale

Say, my Lord is not solicitous on your account, if ye do not invoke Him: Ye have already charged his apostle with imposture; but hereafter shall there be a lasting punishment inflicted on you.

Hamid S. Aziz

Abiding therein for ever; a happy abode and state!

Mahmoud Ghali

Say, (To the disbelievers)" In no way would my Lord care for you were it not for your invocation. Yet you have cried lies, so it (Punishment) will eventually be an imposition.

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad, unto the disbelievers): My Lord would not concern Himself with you but for your prayer. But now ye have denied (the Truth), therefor there will be judgment.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "My Lord is not concerned on your account if you do not pray to Him. You have surely done with denying; soon will come the inevitable judgement.

Muhammad Asad

SAY [unto those who believe]: "No weight or value would my Sustainer attach to you were it not for your faith [in Him]!" And say unto those who deny the truth:] “You have indeed given the lie [to God’s message], and in time this [sin] will cleave unto you!”

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "You ˹all˺ would not ˹even˺ matter to my Lord were it not for your faith ˹in Him˺. But now you ˹disbelievers˺ have denied ˹the truth˺, so the torment is bound to come."

Progressive Muslims

Say: "My Lord would not care about you except for your imploring. But you have denied, so it will be your destiny."

Sahih International

Say, "What would my Lord care for you if not for your supplication?" For you [disbelievers] have denied, so your denial is going to be adherent.

Sam Gerrans

Say thou: “My Lord would not concern Himself with you were it not for your call; but you have denied, so it will be requisite.”

Shabbir Ahmed

Say (to the believers, O Prophet), "No value would My Lord attach to you if you did not invite people to Him. " (And tell the rejecters), "Since you have indeed denied the Truth, the requital will be stuck to your being forever."

Syed Vickar Ahamed

Say (to the disbelievers): "My Lord does not care for you if you do not pray to Him: But you have in fact rejected (Him), and soon will come the inescapable (punishment)!"

Taqi Usmani

Say (O Prophet), "My Lord will never care about you, if you will not invoke Him. Now since you rejected (the truth), the punishment will be inseparable from you."

The Monotheist Group

Say: "My Lord would not care about you except for your imploring. But you have denied, so it will be your destiny."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺMon Seigneur ne se souciera pas de vous sans votre prière; mais vous avez, démenti (le Prophète). Votre (châtiment) sera inévitable et permanent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Eger ne ji dua û îbadetê we be, Xwedayê min dê çi ji we bike?! Vêca we bawerî neanî, îcar ezab dê li ser we misoger bibe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺMijn Heer zal zich niet om jullie bekommeren als jullie Hem niet aanroepen, maar jullie hebben het toch geloochend, dus zal het onafwendbaar zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: God bekreunt zich niet om u, of gij hem al dan niet aanroept: gij hebt zijn gezant reeds van bedrog beschuldigd; maar hierna, zal u eene voortdurende straf worden opgelegd.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺMijn Heer zal zich niet om jullie bekommeren, indien jullie Hem niet aanroepen; waarlijk, jullie hebben (Hem) geloochend, dus is er spoedig de onvermijdbare (bestraffing).ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Мухаммад) (тем многобожникам): «Аллах не обратил бы на вас внимание, если бы не ваша мольба (с которой вы обращаетесь к Нему). И вы (о, неверующие) отвергли (Его посланника), и теперь будет это [наказание] для вас неизбежно [обязательно]».

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад, неверным]: ʺМой Господь не станет заботиться о вас, если вы не воззовете [к Нему]. Вы же отвергли [веру], потому наказание грядет неизбежноʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SÄG, (Muhammad, till dem som inte vill tro): ʺMin Herre bekymrar sig inte om er och den bön som ni försummar (att rikta till Honom). Men ni har kallat (Hans budskap) för lögn och (straff) följer osvikligt (på denna synd)!ʺ