Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.

فَلَمَّا جَاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا لَوْلَا اُو۫تِيَ مِثْلَ مَا اُو۫تِيَ مُوسٰى اَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَا اُو۫تِيَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا وَقَالُوا اِنَّا بِكُلٍّ كَافِرُونَ

fe lemmā cā'ehumu l-Haḳḳu min ǐndinā ḳālū levlā ūtiye miṧle mā ūtiye mūsā e ve lem yekfurū bimā ūtiye mūsā min ḳablu ḳālū siHrāni teZāherā ve ḳālū innā bi kullin kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2جَاءَهُمُcā'ehumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara gelince
3الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak
4مِنْmin
5عِنْدِنَاǐndināع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katımızdan
6قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
7لَوْلَاlevlādeğil miydi?
8اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilmeli
9مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.benzeri
10مَاne
11اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverildiyse
12مُوسٰىmūsāموسىMusa'ya
13اَوَلَمْe ve lem
14يَكْفُرُواyekfurūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar etmemişler miydi?
15بِمَاbimāşeyi
16اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilen
17مُوسٰىmūsāموسىMusa'ya
18مِنْmin
19قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önce
20قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
21سِحْرَانِsiHrāniس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktiiki büyü!
22تَظَاهَرَاteZāherāظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakbirbirine destek olan
23وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
24اِنَّاinnāelbette biz
25بِكُلٍّbi kullinك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsini
26كَافِرُونَkāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ederiz

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat katımızdan o gerçek gelince de Mûsâ'ya verilen mûcizeler gibi mûcizeler verilseydi ona derler; önce Mûsâ'ya verilen mûcizeleri de inkâr edip iki büyü, birbirini desteklemede bunlar demediler mi ve şüphesiz biz, hepsini de inkâr ediyoruz demediler mi?

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat katımızdan o gerçek gelince de Mûsâʼya verilen mûcizeler gibi mûcizeler verilseydi ona derler; önce Mûsâʼya verilen mûcizeleri de inkâr edip iki büyü, birbirini desteklemede bunlar demediler mi ve şüphesiz biz, hepsini de inkâr ediyoruz demediler mi?

Adem Uğur

Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.

Ahmed Hulusi

Oysa indimizden kendilerine Hak (Rasul) geldiğinde dediler ki: "Neden Musa'ya verilmiş olanın (mucizelerin) benzeri (Ona da) verilmedi?" Daha önce Musa'ya verilmiş olanı inkar etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişlerdi. . . Ayrıca: "Muhakkak ki biz bunların hepsini inkar ediyoruz" dediler.

Ahmet Tekin

Fakat onlara tarafımızdan o hak peygamber, o hak kitap Kur’ân gelince: 'Mûsâ’ya verilen mûcizelerin, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümlerin benzeri ona da verilmeli değil miydi?' dediler. Peki, daha önce Mûsâ’ya verilen mûcizeleri, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümleri de inkâr etmemişler miydi? 'Birbirini destekleyerek aklı etki altına alan büyüleyici iki kitap, birbirini destekleyen iki sihirbaz!' dediler. 'Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Fakat onlara bizim katımızdan hak gelince: 'Musa'ya verilenin benzeri ona da verilmeli değil miydi!' dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? 'İki büyü birbirine destek oldu!' dediler. Yine: 'Biz hepsini inkar edenleriz' dediler.

Ali Bulaç

Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Fakat, şimdi onlara tarafımızdan hak (Kur’an’la peygamber) gelince: “- Mûsa’ya verilenler (mucizeler), aynen ona verilse ya!” dediler. Ya bundan evvel Mûsa’ya verileni (Tevrat’ı ve mucizelerini) inkâr etmediler mi? (Mekke kâfirleri, Tevrat ve Kur’an için): “- İki sihir birbirine destek oldu.” dediler. Bir de: “- Biz hepsini inkâr ediciyiz.” söylediler.

Ali Rıza Safa

Onlara, Bizim katımızdan gerçek geldiği zaman, şöyle dediler: "Musa'ya verilenlerin tıpkısı verilmeliydi; öyle değil mi?" Oysa daha önce, Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? Dediler ki: "Birbirini destekleyen iki büyü; aslında, tümünü inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Ama onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Yardımlaşan iki sihirbaz" demişlerdi; "hepsini inkar edenleriz" demişlerdi.

Bekir Sadak

Ama onlara katimizdan gercek gelince: «Musa'ya verildigi gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha once Musa'ya verileni de inkar etmemisler miydi? «Yardimlasan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.

Celal Yıldırım

Ne vakit ki onlara katımızdan HAKK geldi, dediler ki: «Musâ'ya verilenin bir benzeri (mu'cize) buna da verilmeli değil miydi ?» (Oysa) daha önce (bu nankörler) Musâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi ? Birbirlerine arka olan iki sihirbaz, demişlerdi ve «biz elbette hepsini inkâr edenleriz» diye eklemişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Fakat onlara tarafımızdan o gerçek (Kur’an) gelince, “Ona da Mûsâ’ya verilenin benzeri verilmeli değil miydi?” dediler. Peki daha önce Mûsâ’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Birbirini destekleyen iki sihir!” demişler ve eklemişlerdi: “Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.”

Diyanet İşleri

Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Ama onlara katımızdan gerçek gelince: 'Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?' dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? 'Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz' dediler.

Diyanet Vakfi

Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: «Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir!» demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, «Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir» demişler ve şunu söylemişlerdi: «Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek (Kur'an) geldiği zaman: "Musa'ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!" dediler. Oysa bundan önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: "Birbirini destekleyen iki büyü" dediler ve: "Biz, hiçbirine inanmayız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(47-48) Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musibet gelib de o vakıt "ya rabbena bize bir Resul gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsakdı ya!" diyecek olmasalardı! Fakat şimdi onlara tarafımızdan hak gelince "Musa'ya verilen gibisi verilse ya!" dediler, ya bundan evvel Musaya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezahür etti dediler ve biz hiçbirisine inanmayız dediler.

Erhan Aktaş

Ne var ki onlara Hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihirbaz." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne var ki onlara hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihirbaz." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne var ki onlara hakk gelince: "Musa'ya verilen gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Oysaki Musa'ya verilenleri de, daha önce inkar etmediler mi? "Bunlar, birbirine destek olan iki sihir." dediler. Biz hepsini inkar edenleriz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Fakat onlara katımızdan gerçek gelince; «Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi? derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihirbaz»; «Hepsini inkâr edenleriz» demişlerdi.

Gültekin Onan

Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenlere küfretmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsine kafir olanlarız" dediler.

Hamdi Döndüren

Ama onlara, katımızdan o gerçek (Peygamber) gelince, “Musa’ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Oysa daha önce Musa’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? Nitekim onlar, (Tevrat ve Kur’an’ı kastederek), “Bunlar birbirini destekleyen iki sihir!” demişler ve şunu söylemişlerdi: “Doğrusu biz, hiç birisini kabul etmiyoruz.”

Hasan Basri Çantay

(Fakat) şimdi onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince: "Musaya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler! Onlar (ın ataları) daha evvel Musaya verileni (inkar ile) kafir olmadılar mı (sanki)? "iki sihir birbirine destek oldu dediler, "Doğrusu biz hepsini (inkar edici) kafirleriz" dediler.

Hasib Asutay

Fakat onlara katımızdan o hak (peygamber) gelince, 'Musa'ya verilen (mucizeler) (23) gibi ona da verilmeli değil miydi?' dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? 'Birbirini destekleyen iki büyü!' demişler ve 'Biz gerçekten hepsini inkâr edenleriz' dediler. (23. Asa, yed-i beyza vs., yahut bir defada verilen Tevrat.)

Hayrat Neşriyat

Fakat onlara katımızdan hak gelince: 'Mûsâ’ya verilenin benzeri (bir mu'cize, ona da) verilmeli değil miydi?' dediler. (Onlar) daha önce Mûsâ’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? '(Tevrât ve Kur’ân) birbirini destekleyen iki sihirdir' deyip; 'Şübhesiz biz hepsini inkâr eden kimseleriz' demişlerdi.

İbni Kesir

Ama onlara katımızdan gerçek gelince: Musa'ya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi? derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? Birbirine destek olan iki büyücü, demişlerdi ve biz, hepsini inkar edenleriz, demişlerdi.

Mehmet Okuyan

Kendilerine tarafımızdan hakikat gelince “Musa’ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?” demişlerdi. Daha önce Musa’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Birbirine arka çıkan iki büyü(cü)” demişlerdi. (Sözlerine devamla) “Doğrusu biz hepsini inkar edenleriz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

Buna rağmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldiği zaman "Niçin ona da Musa'ya verilenin bir benzeri verilmedi?" derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? (Nitekim) "Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği!" diyorlar ve ekliyorlar: "Biz topunu birden reddediyoruz!"

Mustafa İslamoğlu

Ama, kendilerine Bizim katımızdan gerçeğin ta kendisi geldiğinde: "Musa'ya verilenin bir benzeri ona da verilseydi ya!" derler. Peki ama, onlar bundan önce Musa'ya geleni de inkar etmemişler miydi? (Bu kez de) "Birbirini destekleyen iki gözbağcılık mahsulü" diyorlar ve ilave ediyorlar: "Zaten biz, hepsini birden inkar ediyoruz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onlara tarafımızdan hak geldi, dediler ki: «Mûsa'ya verilenin misli (buna da) verilmeli değil mi idi?» Evvelce Mûsa'ya verilmiş olanı da inkâr etmiş olmadılar mı? Dediler ki: «İki sihir, birbirine yardım ettiler» ve dediler ki: «Biz şüphe yok hepsini de münkirleriz.»

Ömer Öngüt

Amma onlara katımızdan gerçek gelince: “Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmeli değil miydi?” derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? “Birbirlerine destek olan iki sihirbaz!” demişlerdi. “Hepsini inkâr ederiz. ” demişlerdi.

Suat Yıldırım

Buna rağmen yine de kendilerine tarafımızdan hakikat, (yani Kur’ân ve Peygamber) gelince: "Mûsa’ya verilen mûcizelerin benzeri ona da verilse ya!" diyorlar. Oysa daha önce Mûsâ’ya verilen vahyi de inkâr etmemişler miydi? Ve hatta: "Bunlar, birbirini destekleyen iki sihir (aldatmaca) biz hepsini reddediyoruz!" demişlerdi.

Süleyman Ateş

Fakat onlara katımızdan hak gelince: "Musa'ya verilenin eşi, buna da verilmeli değil miydi?" dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Birbirine destek olan iki büyü", dediler. "Biz hepsini inkar ederiz", dediler.

Süleymaniye Vakfı

Fakat katımızdan bu gerçek /Kur'an gelince şöyle dediler: "Musa'ya verilenlerin /mucizelerin bir dengi ona da verilseydi olmaz mıydı?" Bunlar, Musa'ya verileni daha önce görmezden gelmediler mi? Bir de tutup "Bunlar, (Tevrat ve Kur'an) birbirini destekleyen iki sihirdir." dediler. Şunu da söylediler: "Biz ikisini de reddediyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Fakat onlara katımızdan, bütünüyle gerçek olan (Kur'an) gelince şöyle dediler: "Musa'ya verilenin bir benzeri (mucize) ona da verilseydi, olmaz mıydı!". Bu anlayışta olanlar daha önce Musa'ya verileni görmezlikten gelip de (Musa ile Harun için) "Bunlar birbirinin destekçisi iki büyücü; biz onların getirdiği hiçbir şeyi tanımıyoruz" dememişler miydi?

Şaban Piriş

Onlara, katımızdan hak geldiği zaman: -Musa'ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? -Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?

Tefhim-ul Kuran

Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman; «Musa'ya verilenlerin bir benzeri de buna verilmeli değil miydi?» dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? «İki büyü birbirine arka çıktı» dediler. Ve: «Gerçekten biz hepsini inkâr edenleriz» dediler.

Ümit Şimşek

Onlara tarafımızdan hak geldiğinde, 'Musa'ya verilenin benzeri verilse ya!' dediler. Bunlar daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? 'İki büyü birbirine arka çıktı' dediler. Yine dediler ki: 'Biz bunların hepsini reddediyoruz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Musa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bizim tərəfimizdən onlara haqq gəldikdə onlar: “Nə üçün Musaya verilənin bənzəri ona da verilmədi?”– dedilər. Məgər onlar daha öncə Musaya veriləni inkar etməmişdilərmi? Onlar demişdilər: “Bir-birini dəstəkləyən iki sehr (Tövrat və Quran)!” Həmçinin demişdilər: “Biz heç birinə inanmırıq!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Dərgahımızdan onlara (müşriklərə) haqq (Qurʼan və Peyğəmbər) gəldikdə onlar: ″Musaya verilən (möʼcüzələr) nə üçün eynilə ona da verilmədi?″ – dedilər. Məgər onlar daha öncə Musaya verilənləri danıb: ″İki sehr (Tövrat və Qurʼan) bir-birilə köməkləşdi və biz (iki sehrbazın – Musanın və Muhəmmədin) hər birini inkar etdik!″ – deməmişdilərmi?

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Als nun die Wahrheit von Uns her zu ihnen kam, sagten sie: ʺWäre ihm doch das gleiche gegeben worden, was Musa gegeben wurde!ʺ Haben sie denn nicht das verleugnet, was zuvor Musa gegeben wurde? Sie sagen: ʺZwei Zauberwerke, die einander beistehen.ʺ Und sie sagen: ʺWir verleugnen sie alle (beide).ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Doch als nun die Wahrheit von Uns zu ihnen kam, da sagten sie: ʺWarum ist ihm nicht das gleiche gegeben worden wie das, was Moses gegeben wurde?ʺ Haben sie denn nicht das geleugnet, was Moses zuvor gegeben wurde? Sie hatten gesagt: ʺ(Dies sind) zwei Zauberwerke, die einander stützen.ʺ Und sie sagten: ʺWir leugnen beide.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als die Wahrheit von Uns zu ihnen kam, sagten sie: ʺWürde ihm doch Gleiches zuteil, wie es Musa zuteil wurde!ʺ Betrieben sie etwa kein Kufr dem gegenüber, was Musa zuteil wurde?! Sie sagten: ʺDiese sind zwei Magier, die sich gegenseitig halfen.ʺ Und sie sagten: ʺGewiß, wir betreiben Kufr gegenüber Beiden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And now when they have received Our spirit of truth guiding into all truth they say: "If only he -the Messenger- were given divine signs similar to those given to Mussa!" Did they not reject the signs We equipped Mussa with before! and did they not label both AL-Tawrah of Mussa and the Quran as presentations of falsehood and designated them two related subjects complementing one another on the work of magic and they said: "We simply deny and reject each and all!"

Abdul Haleem

Even now that Our truth has come to them, they say, ‘Why has he not been given signs like those given to Moses?’ Did they not also deny the truth that was given to Moses before? They say, ‘Two kinds of sor-cery, helping each other,’ and, ‘We refuse to accept either of them.’

Abdullah Yusuf Ali

But (now), when the Truth has come to them from Ourselves, they say, "Why are not (Signs) sent to him, like those which were sent to Moses?" Do they not then reject (the Signs) which were formerly sent to Moses? They say: "Two kinds of sorcery, each assisting the other!" And they say: "For us, we reject all (such things)!"

Abul A'la Maududi

But when the Truth reached them from Us, they said: "Why was he not given that which was given to Moses?" But did they not reject before what had been given to Moses? They said: "Both are magic, each supporting the other!" And they said: "We deny each of these."

Aisha Bewley

But when the truth did come to them from Us they said, ‘Why has he not been given the same as Musa was given?’ But did they not previously reject what Musa was given? They say, ‘Two magicians who back each other up. ’ And they say, ‘We reject both of them.’

Al-Hilali & Khan

But when the truth (i.e. Muhammad صلى الله عليه وسلم with his Message) has come to them from Us, they say: "Why is he not given the like of what was given to Mûsâ (Moses)? Did they not disbelieve in that which was given to Mûsâ (Moses) of old? They say: "Two kinds of magic [the Taurât (Torah) and the Qur’an], each helping the other!" And they say: "Verily in both we are disbelievers."

Ali Quli Qarai

But when there came to them the truth from Us, they said, ‘Why has he not been given the like of what Moses was given?’ Did they not disbelieve what Moses was given before, and said, ‘Two magicians abetting each other,’ and said, ‘Indeed we disbelieve both of them’?

Amatul Rahman Omar

But now that the truth has come to them from Us they say, `Why has he (- this Messenger) not been given the like of that which was given to Moses?' Did the people (- the disbelievers) not reject before this that which was given to Moses? They say, `They (- Moses and Muhammad) are both frauds who support each other. ' They also say, `We reject (the claim of) each one of them.'

Arthur John Arberry

Yet when the truth came to them 'from Ourselves, they said, 'Why has he not been given the like' of that Moses was given?' But they, did they not disbelieve also in what Moses was given aforetime? They said, 'A pair of sorceries mutually supporting each other. ' They said, 'We disbelieve both.'

Bijan Moeinian

However, when My revelation [which is the only thing that they needed for guidance] reached these people, they said: "How come Mohammad has not been given the same [miracles] which was given to Moses?" Did people like them not deny the miracles of Moses? Did they not refer to those miracles as work of two magicians? Did they not say: “We will not believe any way?”

E. Henry Palmer

And when the truth comes to them from us they say, 'We are given the like of what Moses was given. ' Did they not disbelieve in what Moses was given before?- they say, 'Two works of sorcery back up each other;' and they say, 'Verily, we do disbelieve in all.'

Edip-Layth

But when the truth came to them from Us, they said, "If only he was given the same that was given to Moses!" Had they not rejected what was given to Moses before? They had said, "Two magicians assisting one another." They said, "We reject all these things."

George Sale

Yet when the truth is come unto them from before us, they say, unless he receive the same power to work miracles as Moses received, we will not believe. Have they not likewise rejected the revelation which was heretofore given unto Moses? They say, two cunning impostures have mutually assisted one another: And they say, verily we reject them both.

Hamid S. Aziz

Otherwise, if a disaster should befall them for what their hands have sent before, they should say, "Our Lord! Why did Thou not send to us a messenger that we might have followed Thy revelations and been of the believers?"

Mahmoud Ghali

Then as soon as the Truth came to them from Our Providence they said, "Had he not been brought the like of what was brought to Mûsa!" (Moses) And did they not disbelieve in what was brought to M?s'a earlier? They said, "Two kinds of sorcery (Literally: two sorceries) mutually backing each other!" And they said, "Surely in each (of them) we are disbelievers. "

Marmaduke Pickthall

But when there came unto them the Truth from Our presence, they said: Why is he not given the like of what was given unto Moses? Did they not disbelieve in that which was given unto Moses of old? They say: Two magics that support each other; and they say: Lo! in both we are disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

But when the truth came to them from Us, they said: "Why is he not given the like of what was given to Moses?" Did they not disbelieve before in what was given to Moses? They said: "Both are imposters one like the other," and added: "We do not believe in either. "

Muhammad Asad

And yet, now that the truth has come unto them from Us, they say, "Why has he not been vouch­safed the like of what Moses was vouchsafed?" But did they not also, before this, deny the truth of what Moses was vouchsafed? [For] they do say, “Two examples of delusion, [seemingly] supporting each other!” And they add, “Behold, we refuse to accept either of them as true!”

Mustafa Khattab

But when the truth came to them from Us, they said, "If only he was given the like of what Moses had been given."[1] Did they not deny what had been given to Moses earlier? They claimed, “Both ˹Scriptures˺ are works of magic, supporting each other!”[2] Adding, “We truly deny both.”

Progressive Muslims

But when the truth came to them from Us, they said: "If only he was given the same that was given to Moses!" Had they not rejected what was given to Moses before They had said: "Two magicians assisting one another. " And they said: "We reject all these things."

Sahih International

But when the truth came to them from Us, they said, "Why was he not given like that which was given to Moses?" Did they not disbelieve in that which was given to Moses before? They said, "[They are but] two works of magic supporting each other, and indeed we are, in both, disbelievers. "

Sam Gerrans

But when there came to them the truth from Us, they said: “Oh, that he were but given the like of what was given to Moses!” Do they not deny what was given to Moses before? They say: “Two sorceries supporting each other.” And they say: “We are deniers of both.”

Shabbir Ahmed

And yet, now that the Truth has come to them from Us, they say, "Why is he not given the like of what Moses was given?" (The supernatural miracles they had heard about). But, did not the generations before this Revelation reject the Truth of what Moses was given? They used to say, "Two examples of delusion, supporting each other (Moses and Aaron)! And they went ahead, "Behold, we refuse to accept either of the two (brothers)."

Syed Vickar Ahamed

But (now), when the Truth has come to them from Ourselves, they say, "Why are not (Signs of Allah) sent to him, like those (Signs; The rod, the glowing hand) which were sent to Musa (Moses)? Then, did they not reject (the Signs) which were formerly sent earlier to Musa (Moses)? They say: "Two types of magic, one helping the other!", And they say: "For us, We reject all (types of magic)!"

Taqi Usmani

But when the Truth came to them from Us, they said, "Why has he (the messenger) not been given (a book) similar to what Mūsā had been given?" Is it not that they denied what Mūsā had been given before? They said, “Both (Qur’ān and Torah) are works of magic that support each other.” And they said, “We disbelieve each one of them.”

The Monotheist Group

But when the truth came to them from Us, they said: "If only he was given the same that was given to Moses!" Had they not rejected what was given to Moses before? They had said: "Two magicians assisting one another." And they said: "We reject all these things."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais quand la vérité leur est venue de Notre part, ils ont dit: ʺSi seulement il avait reçu la même chose que Moïse! ʺEst-ce quʹils nʹont pas nié ce qui auparavant fut apporté à Moïse? Ils dirent: ʺDeux magies se sont mutuellement soutenues!ʺ Et ils dirent: ʺNous nʹavons foi en aucuneʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema ji cem me heq (Quran) ji wan re hat, gotin: De bila ya ji bo Mûsa hatî ji wî re jî bihatiya? Baş e, qey wan a ku hê berê ji Mûsa re jî hatibû dayîn mandel nekiribûn? Qey wan negotibû: Ev her du (Muhemmed û Mûsa) du sêrbaz in piştevaniya hev dikin û gotin; bêguman me bi herduyan jî bawerî nîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen dan de waarheid van Ons tot hen kwam zeiden zij: ʺHad hem niet hetzelfde gegeven kunnen worden als wat aan Moesa gegeven is?ʺ Waren zij dan niet ongelovig aan wat vroeger aan Moesa gegeven was? Zij zeiden: ʺTwee tovenaars die elkaar bijstaan.ʺ En zij zeiden: ʺWij hechten aan niets geloof.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien de waarheid van ons tot hen komt, zeggen zij: Indien hij niet dezelfde macht als Mozes ontvangt om wonderen te bewerken, zullen wij niet gelooven. Hebben zij niet evenzoo de openbaring verworpen, die vroeger aan Mozes werd gegeven? Zij zeggen: Twee listige bedriegerijen hebben elkander wederkeerig ondersteund: en zij zeggen: Waarlijk wij verwerpen die beide.

Hollandaca — Siregar

Toen dan de Waarheid van Onze Zijde tot hen kwam, zeiden zij: ʺWas hem (Moehammad) maar hetzelfde gegeven als wat Môesa gegeven was! Maar loochenden zij dan niet eerder wat Môesa gegeven was? Zij zeiden: ʺDit zijn twee tovenaars, die elkaar helpen.ʺ En zij zeiden: ʺWij geloven geen van allen!ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда же явилась к ним от Нас истина, они заявили: ʺПочему ему не даровано то же самое, что и Мусе?ʺ Но разве прежде они! не отвергли то, что было даровано Мусе? Ведь они [тогда] сказали: ʺ[И то и другое] - два колдовства, которые подкрепляют друг другаʺ. И они присовокупили: ʺВоистину, мы во все это не веримʺ.