Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.

وَاَصْبَحَ فُؤٰادُ اُمِّ مُوسٰى فَارِغًا اِنْ كَادَتْ لَتُبْدِي بِهِ لَوْلَا اَنْ رَبَطْنَا عَلٰى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

ve eSbeHa fu'ādu ummi mūsā fāriğan in kādet le tubdī bihi levlā en rabeTnā ǎlā ḳalbihā li tekūne mine l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَصْبَحَve eSbeHaص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.ve sabahladı
2فُؤٰادُfu'āduف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.gönlü
3اُمِّummiا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]annesinin
4مُوسٰىmūsāموسىMusa'nın
5فَارِغًاfāriğanف ر غBoş olmak, boşalmak, bir şeyi bitirmek, vazgeçmek, meşgul olmamak, diğer şeylerden uzak durmakbomboştu
6اِنْin
7كَادَتْkādetك و دneredeyse, az daha (?)neredeyse
8لَتُبْدِيle tubdīب د وGörünmek, ortaya çıkmak, açığa çıkmak, belirmek, başlamak, gözükmek, belli olmak, meydana çıkmak, çöl hayatı yaşamak, göçebe hayatı sürmekaçığa vuracaktı
9بِهِbihionu
10لَوْلَاlevlāeğer olmasaydık
11اَنْen
12رَبَطْنَاrabeTnāر ب طBağlamak, sıkıştırmak, bağlı olmak, uyum sağlamak, güçlendirmek, (çapa) atmak, sağlam olmak, (düşman sınırında) konuşlanmak, nöbet tutmak, bir şeye sebatla devam etmek/uygulamak, bir şeyde kalmak veya olmak, ordu, donatmak, tahkim etmek, desteklemek, her zaman hazır olmak, bir etkiye karşı hazırlanmak. Ribat - süvari birliği, bağlar.biz iyice pekiştirmiş
13عَلٰىǎlāüzerine
14قَلْبِهَاḳalbihāق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponun kalbi
15لِتَكُونَli tekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolması için
16مِنَmine-dan
17الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mûsâ'nın anası, gönlü bomboş bir halde kaldı, eğer inananlara katılması için gönlünü, bize bağlamasaydık nerdeyse açığa vuracaktı bunu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mûsâʼnın anası, gönlü bomboş bir halde kaldı, eğer inananlara katılması için gönlünü, bize bağlamasaydık nerdeyse açığa vuracaktı bunu.

Adem Uğur

Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.

Ahmed Hulusi

Musa'nın anasının gönlü çocuğundan başka şey düşünmez oldu. . . İman edenlerden olması için eğer güven duygusu vermeseydik, az kalsın onu açıklayacaktı.

Ahmet Tekin

Mûsâ’nın annesinin kalbi, gönlü, zihni bomboş, sabahı sabah etti. Eğer biz, va’dimize inananlardan olması için onunla kalben râbıta kurmamış, iradesini güçlendirmemiş olsaydık, kesinlikle onu ele verecekti.

Ahmet Varol

Musa'nın annesinin yüreği (çocuğundan başka bütün düşüncülerden) boş oldu. Eğer (vaadimize) inananlardan olması için kalbini pekiştirmiş olmasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı.

Ali Bulaç

Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.

Ali Fikri Yavuz

Mûsa’nın anasının kalbi, evlâd derdinden başka her şeyden boş olarak sabahladı. Eğer vaadimizi tasdik edenlerden olması için kalbine sabır vermeseydik, az kalsın onu açığa vuracaktı (bu çocuk benimdir, diyecekti).

Ali Rıza Safa

Musa'nın annesi, yüreği acıyla dolup taşarak sabahladı. İnancını koruması için yüreğini güçlendirmeseydik, neredeyse açığa vuracaktı.

Bayraktar Bayraklı

Musa'nın annesi, pek kaygılandı. Güvende olması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse durumu açığa vuracaktı.

Bekir Sadak

Musa'nin annesi, gonlu bombos sabahi etti, oglundan baska bir sey dusunemiyordu. Allah'in vadine iyice inanmasi icin kalbini pekistirmeseydik, neredeyse saraya alinan cocugun kendi oglu oldugunu aciga vuracakti.

Celal Yıldırım

Musa'nın anası ise, yüreği bomboş olarak sabahladı. (Hakk'ın verdiği sözün eninde sonunda gerçakleşeceğine) inananlardan olması için onun kalbini güçlendirip yatıştırmasaydık, neredeyse olup biteni açığa vuracaktı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ’nın annesinin yüreği ise yalnızca çocuğuyla meşguldü. Eğer, inanıp güvenen biri olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık neredeyse işi meydana çıkaracaktı.

Diyanet İşleri

Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.

Diyanet İşleri (eski)

Musa'nın annesi, gönlü bomboş sabahı etti, oğlundan başka bir şey düşünemiyordu. Allah'ın vaadine iyice inanması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse saraya alınan çocuğun kendi oğlu olduğunu açığa vuracaktı.

Diyanet Vakfi

Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa'nın anasının yüreği (tasadan) bomboş kalıverdi. Eğer biz, (vaadimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa'nın annesinin yüreği ise bomboş sabah etti. Şayet inananlardan olması için kalbine kuvvet vermeseydik, az daha onu açığa vuracaktı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musanın anasının gönlü ise bomboş sabahı etti, az daha onu açıverecekti: kalbine rabıta vermese idik eğer iymanlılardan olsun diye

Erhan Aktaş

Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.

Fizilal-il Kuran

Musa'nın annesi, gönlü bomboş, sabaha kadar oğlunu düşündü. Eğer biz, vaadimize inananlardan olması için kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, saraya alınan çocuğun oğlu olduğunu açığa vuracaktı.

Gültekin Onan

Musa'nın annesi ise, yüreği (fuadü) boşluk içinde sabahladı. Eğer inançlılardan olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.

Hamdi Döndüren

Musa’nın annesinin gönlü, bomboş hale geldi. Öyle ki eğer biz, (sözümüze) inananlardan olması için, kalbini güçlendirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.

Hasan Basri Çantay

Musanın anası — yüreği (evladından başka bir şeyden) bomboş olarak — sabahladı. Eğer (Allahın vadine) inananlardan olması için kalbine (sabr-ü sükun ile) rabıta vermeseydik az daha onu mutlak açığa vuracakdı.

Hasib Asutay

Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Eğer biz (va'dımıza) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, nerede ise onu açığa çıkaracaktı. (5) (5. Saraya alınan çocuğun kendi oğlu olduğunu açıklayacaktı.)

Hayrat Neşriyat

Mûsâ’nın annesinin gönlü ise, (çocuğundan başka herşeyden) bomboş olaraksabahladı. Eğer (va'dimize) inananlardan olması için kalbini (sabırla) takviye etmiş olmasaydık, nerede ise onu(n kendi çocuğu olduğunu) açığa vuracaktı.

İbni Kesir

Musa'nın annesi, yüreği bomboş sabah etti. Şayet inananlardan olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık; neredeyse onu açığa vuracaktı.

Mehmet Okuyan

Musa’nın annesinin kalbi korku dolmuştu. İnanıp güvenenlerden olması için kalbine dayanıklılık vermemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.

Muhammed Esed

Bu arada, Musa'nın annesi yüreği acıyla dolup taşarak sabahı etti; öyle ki, eğer (sözümüze olan) inancını sonuna kadar canlı tutması için yüreğini iyice güçlendirmemiş olsaydık o'nun kim olduğunu az kalsın açığa vuracaktı.

Mustafa İslamoğlu

Bu arada Musa'nın annesi, gönlü onun acısıyla dolu olarak sabahı etti. Öyle ki (vaadimize) inanıp güvenenlerden biri olması için kalbini sımsıkı pekiştirmiş olmasaydık, az kalsın onun kimliğini açığa vuracaktı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Mûsa'nın validesinin kalbi bomboş olarak sabahladı. Eğer inananlardan olsun diye O'nun kalbine bir rabıta vermese idik az kaldı onu açığa vuracaktı.

Ömer Öngüt

Musa'nın annesi gönlü bomboş sabahı etti. Eğer biz, vaadimize inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.

Suat Yıldırım

Mûsâ’nın annesi, çocuğunun Firavun’un eline geçtiğini öğrenince aklı başından gitti, onun dışındaki her şeyi unuttu. Eğer, Biz vâdimize inananlardan olması için kalbine sabır kuvveti vermeseydik, neredeyse işi açığa vuracak, gidip çocuğa sahip çıkacaktı.

Süleyman Ateş

Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı (meraktan çıldıracak oldu). Eğer biz, (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.

Süleymaniye Vakfı

Musa'nın annesi (Musa'dan başka) bir şey düşünemez hale geldi. Bize inanıp güvenenlerden olsun diye kalbinizi metanetli kılmasaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'nın anası, içinde bir umudu kalmamış olarak sabaha çıktı. Güvenini yitirmesin diye kalbini tutmasaydık neredeyse her şeyi açığa vuracaktı.

Şaban Piriş

Musa'nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Müminlerden olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.

Tefhim-ul Kuran

Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.

Ümit Şimşek

Musa'nın annesi ise, aklı başından uçacak gibiydi. Vaadimize inanması için onun kalbine sebat vermeseydik, neredeyse işi açığa vuracaktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa'nın annesinin kalbi ise bomboş bir halde sabahladı. Eğer inananlardan olması için kalbine bir bağ vermeseydik, onu açığa vuracak bir durumdaydı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musanın anasının ürəyi boş qalmışdı (övlad dərdindən başqa heç bir şey haqda düşünmürdü). Əgər Biz, vədimizə inananlardan olsun deyə, onun qəlbinə səbir verməsəydik, az qala gördüyü işi açıb bildirəcəkdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Oğlunun Firʼonun əlinə düşdüyünü bildikdən sonra) Musanın anasının ürəyi bomboş (sevimli balasının fikrindən başqa hər şeydən xali) olmuşdu. Əgər (Allahın vəʼdinə) inananlardan olsun deyə, ürəyinə səbir (səbat) əta etməsəydik, az qala onu (saraya gətirilmiş körpənin özünkü olduğunu) büruzə verəcəkdi. (Dəhşətindən və ya sevincindən: ″Bu uşaq mənimdir!″ – deyəcəkdi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Mosesʹ Mutter schwebte in Ängsten, und sie hätte fast ihr Geheimnis preisgegeben, hätten Wir nicht ihr Herz mit Geduld gestärkt, damit sie zu den Gläubigen gehöre, die innere Sicherheit empfinden.

Almanca — Der Edle Quran

Und das Herz der Mutter Musas wurde leer. Beinahe hätte sie ihn fürwahr offen bekanntgegeben, wenn Wir nicht ihr Herz gestärkt hätten, damit sie zu den Gläubigen gehöre.

Almanca — M. A. Rassoul

Und das Herz von Mosesʹ Mutter war (von jeder Hoffnung) entleert. Fast hätte sie ihr Geheimnis preisgegeben, wenn Wir nicht ihr Herz gestärkt hätten, damit sie am Glauben festhielte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und das Herz der Mutter von Musa wurde leer. Sie hätte ihn beinahe verraten, hätten WIR ihrem Herzen keine Kraft gewährt, damit sie von den Mumin wird.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Meanwhile, Mussa's mother was left with an unsatisfied feeling and with a heart experiencing an aching void the world could not fill, she almost betrayed him had We not emboldened her heart to fall in line with those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

The next day, Moses’ mother felt a void in her heart––if We had not strengthened it to make her one of those who believe, she would have revealed everything about him––

Abdullah Yusuf Ali

But there came to be a void in the heart of the mother of Moses: She was going almost to disclose his (case), had We not strengthened her heart (with faith), so that she might remain a (firm) believer.

Abul A'la Maududi

On the other hand, the heart of Moses' mother was sorely distressed. Had We not strengthened her heart that she might have full faith (in Our promise), she would have disclosed the secret.

Aisha Bewley

Musa’s mother felt a great emptiness in her heart and she almost gave him away; only We fortified her heart so that she would be one of the muminun.

Al-Hilali & Khan

And the heart of the mother of Mûsâ (Moses) became empty [from every thought, except the thought of Mûsâ (Moses)]. She was very near to disclose his (case, i.e. the child is her son), had We not strengthened her heart (with Faith), so that she might remain as one of the believers.

Ali Quli Qarai

The heart of Moses’ mother became desolate, and indeed she was about to divulge it had We not fortified her heart so that she might have faith [in Allah’s promise].

Amatul Rahman Omar

And the heart of the mother of Moses became free (from anxiety). She would have nearly disclosed his identity ( out of joy, how Allâh had become guardian of her child) had We not strengthened her heart to help her remain of the (firm minded) believers.

Arthur John Arberry

On the morrow the heart of Moses" mother became empty, and she wellnigh disclosed him had We not strengthened her heart, that she might be among the believers;

Bijan Moeinian

Meanwhile Moses’ mother was going through such anxiety that she would have given away the baby’s identity, if I (God) had not cast peace on her to be a believer [in God’s promises. ]

E. Henry Palmer

And the heart of Moses' mother was void on the morrow; she well-nigh disclosed him, had it not been that we bound up her heart that she might be of the believers.

Edip-Layth

Moses' mother's heart became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of those who acknowledge.

George Sale

And the heart of the mother of Moses became oppressed with fear; and she had almost discovered him, had We not armed her heart with constancy, that she might be one of those who believe the promises of God.

Hamid S. Aziz

And Pharaoh's wife said, "He is a joy to my eyes, and to yours. Kill him not; it may be that he will profit us, or that we may take him for a son;" for they perceived not.

Mahmoud Ghali

And the heart-sight of Mûsa's mother became empty, (and) decidedly she indeed almost declared him, had We not braced her heart, that she might be of the believers.

Marmaduke Pickthall

And the heart of the mother of Moses became void, and she would have betrayed him if We had not fortified her heart, that she might be of the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

The mother of Moses was perturbed in the morning. Had We not strengthened her heart to remain a believer she had almost given him away.

Muhammad Asad

On the morrow, however, an aching void grew up in the heart of the mother of Moses, and she would indeed have disclosed all about him had We not endowed her heart with enough strength to keep alive her faith [in Our promise].

Mustafa Khattab

And the heart of Moses’ mother ached so much that she almost gave away his identity, had We not reassured her heart in order for her to have faith ˹in Allah’s promise˺.

Progressive Muslims

And Moses' mother's heart became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of the believers.

Sahih International

And the heart of Moses' mother became empty [of all else]. She was about to disclose [the matter concerning] him had We not bound fast her heart that she would be of the believers.

Sam Gerrans

In the morning the heart of the mother of Moses became void; she had almost disclosed him had We not fortified her heart, that she be of the believers.

Shabbir Ahmed

And the heart of the mother of Moses became void. She almost gave away his identity had We not strengthened her heart, so that she might remain a firm believer.

Syed Vickar Ahamed

And there come an emptiness in the heart of the mother of Musa (Moses): She was almost going to tell his (story and her loss), if We had not strengthened her heart (with faith), so that she may remain a (true) believer;

Taqi Usmani

And the heart of the mother of Mūsā became restless; indeed she was about to disclose this (the real facts about Mūsā), had We not strengthened her heart to remain among those who have firm belief (in Allah’s promise).

The Monotheist Group

And the heart of Moses' mother became anxious, that she nearly revealed her identity. But We strengthened her heart, so that she would be of the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le cœur de la mère de Moïse devint vide. Peu sʹen fallut quʹelle ne divulguât tout, si Nous nʹavions pas renforcé son cœur pour quʹelle restât du nombre des croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dayîka Mûsa (piştî bihîst ku Mûsa ketiye destê Firewn) ji ber xema Musa hiş di serî de nema. Eger me dilê wê mikûm nekiribûya hindik mabû ew aşkera bike ku ew kurê wê ye. (Vêca me sebr û sebat dayê) da ku ew bawer bike ku soza me pê re daye heq e (muheqqeq dê bicih jî were).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En het hart van Moesaʹs moeder werd ontroostbaar. Bijna had zij het van hem bekend gemaakt, als Wij haar hart niet versterkt hadden, opdat zij tot de gelovigen behoorde.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het hart der moeder van Mozes werd met vrees vervuld, en zij zou bijkans zijne afkomst hebben ontdekt, hadden wij haar hart niet met standvastigheid gewapend, opdat zij een van hen zou wezen, die Gods beloften gelooven.

Hollandaca — Siregar

En het hart van de moeder van Môesa werd leeg, en zij had het (geheim) bijna onthuld, als Wij haar hart niet versterkt hadden, zodat zij tot de gelovigen behoorde.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И стало сердце матери Мусы пустым [ее уже ничто не заботило в этом мире, она думала только о своем сыне]. Она готова была раскрыть это [то, что это ее сын], если бы Мы не подкрепили ее сердце, чтобы она была из числа верующих (в обещание Аллаха) (и была убежденной в этом).

Rusça — Osmanov

И сердце матери Мусы освободилось [от тревоги]. Она чуть было не призналась [в том, что это - ее сын], если бы Мы не дали сил ее сердцу, чтобы она веровала.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Moses moder kände en gnagande tomhet i sitt hjärta och hon skulle säkert ha röjt vem han var om Vi inte hade gett henne kraft (att utstå prövningen) och stärkt henne i tron.