Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

لَوْلَا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

levlā en tedārakehu niǎ'metun min rabbihi le nubiƶe bi l-ǎrā'i ve huve meƶmūmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَوْلَاlevlāeğer olmasaydı
2اَنْen
3تَدَارَكَهُtedārakehuد ر كTakip etmek, izlemek, yakından takip etmek.ona yetişmesi
4نِعْمَةٌniǎ'metunن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.bir nimetin
5مِنْmin-nden
6رَبِّهِrabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
7لَنُبِذَle nubiƶeن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmakelbette atılırdı
8بِالْعَرَاءِbi l-ǎrā'iع ر يÇıplak olmak, giysilerden arınmak. Ara - çıplak çöl veya yer, açık alan, atık arazi, kıyı.çıplak bir yere
9وَهُوَve huveve o
10مَذْمُومٌmeƶmūmunذ م مKınamak/suçlamak/azarlamak/mahkum etmek/sansürlemek/ayıplamak, ayıplanacak, suçlanan, rezil olmuş, istismar edilmiş, kaçınmak/uzak durmakkınananrak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbinden bir nîmet erişmeseydi ona elbette bir yere, fenâ bir halde bırakılır giderdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbinden bir nîmet erişmeseydi ona elbette bir yere, fenâ bir halde bırakılır giderdi.

Adem Uğur

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Ahmed Hulusi

Eğer Ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsaydı, aşağılanmış halde çıplak araziye atılırdı!

Ahmet Tekin

Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, tevbesini kabul etmeseydi, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Ahmet Varol

Eğer Rabbinden ona bir nimet erişmemiş olsaydı mutlaka çırılçıplak bir alana kınanmış bir halde bırakılırdı.

Ali Bulaç

Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Ali Fikri Yavuz

Eğer Rabbinden, ona, bir rahmet yetişmiş olmasaydı, kötü bir şekilde (balığın karnından) yeryüzüne atılacaktı.

Ali Rıza Safa

Efendisinden Ona bir nimet ulaşmamış olsaydı, aşağılanmış olarak, ıssız bir kıyıya kesinlikle atılmış olurdu.

Bayraktar Bayraklı

Rabbi katından ona bir rahmet ulaşmasaydı, kınanmış bir halde o açık araziye atılacaktı.

Bekir Sadak

Rabbinin katindan ona bir nimet ulasmasaydi, kinanmis olarak sahile atilacakti.

Celal Yıldırım

Eğer Rabbından ona bir lütuf nimeti erişmeseydi, yerilecek bir halde çırılçıplak (sahile) atılacaktı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbinin lutfu imdadına yetişmeseydi o mutlaka kınanmayı hak etmiş olarak ıssız bir sahaya atılacaktı.

Diyanet İşleri

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

Diyanet Vakfi

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, o fezaya, alana elbette yerilmiş olarak atılacaktı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.

Erhan Aktaş

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Fizilal-il Kuran

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka çırıl çıplak, kınanacak bir halde bir yere atılırdı.

Gültekin Onan

Eğer rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Hamdi Döndüren

Eğer Rabbinden ona bir nimet yetişmeseydi o, kınanmış olarak, ıssız bir yere atılırdı.

Hasan Basri Çantay

Eğer Rabbinden ona bir ni'met erişmiş olmasaydı o, mutlakaa çırıl çıplak (çıkarıldığı) o yere kınanmış bir halde atılacakdı .

Hasib Asutay

Şâyet Rabbinden ona bir nimet (12) yetişmemiş olsaydı, mutlaka kınanmış bir halde çıplak bir yere atılırdı. (12. Tevbeye muvafık olmak.)

Hayrat Neşriyat

Eğer Rabbisinden ona bir ni'met yetişmiş olmasaydı, o kınanmış bir kimse olarak şübhesiz (ağaçsız) bir alana atılacaktı.

İbni Kesir

Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

Mehmet Okuyan

Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı mutlaka kınanmış (bir hâlde) ıssız bir sahile atılacaktı.

Muhammed Esed

(Ve hatırla:) o'na Rabbinin rahmeti ulaşmamış olsaydı mutlaka aşağılanmış bir şekilde ıssız bir sahile atılmış olurdu

Mustafa İslamoğlu

Eğer Rabbinin akıl sır ermez nimeti onun imdadına yetişmemiş olsaydı, andolsun ki aşağılanmış bir halde ıssız bir sahile atılırdı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer ona Rabbinden bir nîmet erişmiş olmasa idi, elbette fezaya metrut bir halde atılmış olacaktı.

Ömer Öngüt

Şayet Rabbinden ona bir lütuf nimeti erişmemiş olsaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

Suat Yıldırım

Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi, kınanmaya müstahak bir vaziyette, deniz tarafından karaya atılırdı!

Süleyman Ateş

Eğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.

Süleymaniye Vakfı

Eğer Rabbinden bir nimet onun imdadına yetişmeseydi yerilmiş bir halde çıplak bir alana atılacaktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Rabbinin iyiliği imdadına yetişmeseydi, aşağılanmış bir halde açık alana atılacaktı.

Şaban Piriş

Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

Tefhim-ul Kuran

Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşıp yetişmeseydi, mutlaka kendisi yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Ümit Şimşek

Rabbinin nimeti erişmeseydi, o bomboş araziye kınanmış bir halde atılıp gidecekti.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər Rəbbinin mərhəməti ona yetişməsəydi, o, qınanmış halda heç bir bitki bitməyən boş yerə atılacaqdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər Rəbbindən ona bir mərhəmət (neʼmət) yetişməsəydi, o, məzəmmət olunaraq quru yerə (səhraya) atılacaqdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihm nicht eine Gnade von Seinem Herrn zugekommen wäre, hätte er verlassen und gescholten im Freien dagelegen.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn ihn nicht eine Gunst von seinem Herrn rechtzeitig erreicht hätte, wäre er wahrlich auf das kahle Land geworfen worden und hätte sich dabei Vorwürfe zugezogen.

Almanca — M. A. Rassoul

Wäre ihm keine Gnade von seinem Herrn erwiesen worden, wäre er sicher an ein kahles Land geworfen worden, und er wäre geschmäht worden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Hätte ihn eine Wohltat von seinem HERRN nicht ereilt, wäre er doch ans blanke Land geworfen, während er getadelt war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And had it not been for the grace and mercy of Allah, his Creator, on him, he would have been cast in the open, low on his knees, brought down to a bad and disagreeable condition, discredited with infamy and shame.

Abdul Haleem

if his Lord’s grace had not reached him, he would have been left, abandoned and blameworthy, on the barren shore,

Abdullah Yusuf Ali

Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked shore, in disgrace.

Abul A'la Maududi

had his Lord not bestowed His favour upon him, he would have been cast upon that barren shore (and would have remained there) in disgrace.

Aisha Bewley

Had a blessing from his Lord not overtaken him, he would have been thrown up on the naked shore, for he was at fault.

Al-Hilali & Khan

Had not a Grace from his Lord reached him, he would indeed have been (left in the stomach of the fish, but We forgave him): so he was cast off on the naked shore, while he was to be blamed.

Ali Quli Qarai

Had it not been for a blessing that came to his rescue from his Lord, he would surely have been cast on a bare shore while he were blameworthy.

Amatul Rahman Omar

Had not a gracious favour from his Lord reached him (and) saved him he would surely have been cast off on a barren tract of land while he was in this miserable plight.

Arthur John Arberry

Had there not overtaken him a blessing from his Lord he would have been cast upon the wilderness, being condemned.

Bijan Moeinian

If your Lord had not been graceful to him, his dead body would have been thrown out on the naked shore on disgrace.

E. Henry Palmer

Had it not been that grace from his Lord reached him, he would have been cast out on the naked (shore) and blamed the while!

Edip-Layth

Had it not been for his Lord's grace, he would be ejected to the shore, in disgrace.

George Sale

Had not grace from his Lord reached him, he had surely been cast forth on the naked shore, covered with shame:

Hamid S. Aziz

Were it not that favour from his Lord had reached him, he would certainly have been cast down upon the naked shore while he was blameworthy.

Mahmoud Ghali

Had there not overtaken him a favor from his Lord, indeed he would have been flung off upon the naked shore (i. e., the wilderness) (while) he was a reprobate.

Marmaduke Pickthall

Had it not been that favour from his Lord had reached him he surely had been cast into the wilderness while he was reprobate.

Mohamed Ahmed - Samira

Had it not been for a favour from his Lord he would have been cast blame-worthy on a barren plain.

Muhammad Asad

[And remember:] had not grace from his Sustainer reached him, he would indeed have been cast forth upon that barren shore in a state of disgrace:

Mustafa Khattab

Had he not been shown grace by his Lord, he would have certainly been cast onto the open ˹shore˺, still blameworthy.

Progressive Muslims

Had it not been for his Lord's grace, he would have remained trapped, while he was to be blamed.

Sahih International

If not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured.

Sam Gerrans

Had not favour from his Lord overtaken him, he would have been cast on the bare shore when he was condemned.

Shabbir Ahmed

If it were not for the Bliss of his Lord, he would have been cast into the wilderness and in the wilderness of thought. (37:146).

Syed Vickar Ahamed

Had not the Grace from His Lord reached him, he would indeed, have remained (within the fish and not) cast off on the naked shore, while he was to be blamed.

Taqi Usmani

Had not a favour from His Lord come to his help, he would have been cast in the wilderness in a reproachable state.

The Monotheist Group

Had it not been for the grace of his Lord, he would have remained trapped, while he was to be blamed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si un bienfait de son Seigneur ne lʹavait pas atteint, il aurait été rejeté honni sur une terre déserte,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger dilovaniya Xwedayê wî pê re negihîştbûya ew ê li çola rip û rût û lomekirî bihata avêtin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als hem geen genade van zijn Heer bereikt had was hij, verafschuwd als hij was, op een onbegroeide plaats uitgeworpen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Had de genade van zijn Heer hem niet bereikt, dan ware hij zeker, met schaamte bedekt, op de naaste kust geworpen geworden.

Hollandaca — Siregar

Als hem van zijn Heer geen genade bereikt had, dan was hij zeker op een kwade plaats neer gesmeten, met verwijten beladen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если бы его [пророка Йунуса] не постигло благодеяние от его Господа [если бы Аллах не направил бы его к покаянию и не принял бы его], то был бы он выброшен (из чрева кита) в пустую местность (где погиб бы), и был бы порицаем.

Rusça — Osmanov

Если бы его не осенила милость его Господа, то его бы выбросило на пустынный берег и он подвергся порицанию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och om inte hans Herre hade inneslutit honom i Sin nåd, skulle han ha kastats upp på den öde stranden, tyngd av sin skuld.