Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِيًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ ءَاَۭعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ

ve lev ceǎlnāhu ḳur'ānen eǎ'cemiyyen le ḳālū levlā fuSSilet āyātuhu e eǎ'cemiyyun ve ǎrabiyyun ḳul huve li(e)lleƶīne āmenū huden ve şifā'un ve(e)lleƶīne lā yu'minūne fī āƶānihim veḳrun ve huve ǎleyhim ǎmen ulāike yunādevne min mekānin beǐydin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve eğer
2جَعَلْنَاهُceǎlnāhuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakbiz onu yapsaydık
3قُرْاٰنًاḳur'ānenق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathanebir Kur'an
4اَعْجَمِيًّاeǎ'cemiyyenع ج مÇiğnemek, ısırarak denemek. A'jama - anlaşılması güç (dil). A'jamiyyun - yerli olmayan, yabancı, konuşma engeli olan kişi. A'jamiyyan - yabancı dil.yabancı (dilde)
5لَقَالُواle ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederlerdi ki
6لَوْلَاlevlādeğil miydi?
7فُصِّلَتْfuSSiletف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.açıklanmalı
8اٰيَاتُهُāyātuhuا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.onun ayetleri
9ءَاَۭعْجَمِيٌّe eǎ'cemiyyunع ج مÇiğnemek, ısırarak denemek. A'jama - anlaşılması güç (dil). A'jamiyyun - yerli olmayan, yabancı, konuşma engeli olan kişi. A'jamiyyan - yabancı dil.yabancı söz mü?
10وَعَرَبِيٌّve ǎrabiyyunع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmakarab olana
11قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
12هُوَhuveo
13لِلَّذِينَli(e)lleƶīneiçin
14اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
15هُدًىhudenه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.bir yol göstericidir
16وَشِفَاءٌve şifā'unش ف يİyileştirmek, gidermek, sağlığına kavuşturmak. Şifa - iyileşme, ilaç, şifa verme.ve (gönüllere) şifadır
17وَالَّذِينَve(e)lleƶīnegelince
18لَا
19يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayanlara
20فِيvardır
21اٰذَانِهِمْāƶānihimا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretonların kulaklarında
22وَقْرٌveḳrunو ق رKulakta ağır olmak, sağır olmak, kulakta ağırlık, nazik olmak, merhametli olmak, saygın olmakbir ağırlık
23وَهُوَve huveve o
24عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
25عَمًىǎmenع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.bir körlüktür
26اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
27يُنَادَوْنَyunādevneن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıçağırılıyorlar
28مِنْmin-den
29مَكَانٍmekāninك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbir yer-
30بَعِيدٍbeǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Eğer yabancı bir dille meydana getirseydik Kur'ân'ı, elbette derlerdi ki âyetleri Arapça olarak açıklansaydı da anlasaydık olmaz mıydı? Bu, yabancı bir dille söylenmiş söz, söyleyen de Arap ha? De ki: O, inananlara doğru yolu gösterir ve şifâdır; inanmayanlarınsa kulaklarında ağırlık var ve Kur'ân, onları kör etmede; sanki onlara pek uzak bir yerden nidâ edilmede.

Adem Uğur

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)

Ahmed Hulusi

Eğer O'nu Arapça olmayan bir Kur'an olarak oluştursaydık, elbette: "Ayetleri anlaşılır olmalıydı! Arapça konuşan (Rasul) Arapça olmayan (Kur'an; ne biçim iş bu)?" derlerdi. . . De ki: "O, iman edenler için hakikate erdirici ve şifadır (sağlıklı düşünce bilgisi)!" İman etmeyenlere gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve O, onlar için anlaşılmaz bir nesnedir! (Bu nedenle sanki) onlar uzak bir mekandan nida olunurlar.

Ahmet Tekin

Eğer biz, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren Kur’ân’ı yabancı dilde okunan bir kitap olarak planlayıp hazırlayarak açıklasaydık: 'Hayata geçirilebilmesi için âyetleri, ayrıntılı bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Arapça konuşan bir peygambere, yabancı dilde bir kitap mı gönderilir?' diyeceklerdi. Sen: 'Kur’ân, iman edenler için doğru, hak yolu gösteren bir kılavuzdur, bir şifâdır' de. İman etmeyecek olanların da kulaklarında ağırlık vardır. Kur’ân onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor da, duymazlıktan anlamazlıktan geliyorlar.

Ahmet Varol

Onu yabancı dilde bir Kur'an kılsaydık: 'Ayetleri açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille mi (hitab edilir)?' derlerdi. De ki: 'O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlere gelince onların kulaklarında bir ağırlık var ve o (Kur'an) onlara bir körlüktür. Onlara (sanki) uzak bir yerden sesleniliyor.

Ali Bulaç

Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."

Ali Fikri Yavuz

Eğer biz, onu, yabancı bir dilden Kur’an yapaydık, muhakkak şöyle diyeceklerdi: “- Ayetleri açıklansaydı ya! Arab’a yabancı dil mi?” (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- O Kur’an, iman edenlere hidayet ve şifadır. İman etmiyenlerin ise, kulaklarında bir ağırlık var. Kur’an onlara karşı bir körlük ve şübhedir. Onlar, uzak bir yerden çağrılanlar gibidir; (hakkı duymazlar ve kabul etmezler)”.

Ali Rıza Safa

Onu, zor anlaşılacak Kur'an yapsaydık, kesinlikle, "Ayetleri açıklanmalıydı. Zor anlaşılır bir dil ve bir Arap; öyle mi?" diyeceklerdi. De ki: "O, inananlar için yol gösteren ve onmadır!" İnanmayanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Çünkü O, onlar için körlüktür. İşte onlara, uzak bir yerden seslenilir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer biz bu Kur'an'ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, "Ayetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap'a yabancı bir dille söylenir mi?" diyeceklerdi. De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kafirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor."

Bekir Sadak

Biz bu Kuran'i yabanci bir dil ile ortaya koysaydik: «Ayetleri uzun aciklanmali degil miydi? Bir araba yabanci bir dille soylenir mi?» derlerdi. De ki: «Bu, inananlara dogruluk rehberi ve gonullerine sifadir.» Inanmayanlarin kulaklarinda agirlik vardir ve onlara kapalidir; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamiyorlar. *

Celal Yıldırım

Şayet biz, bu Kur'ân'ı yabancı bir dille meydana getirseydik, (inkarcı müşrikler) derlerdi ki: O'nun âyetleri açıklansaydı ya.. Arab'a yabancı dille mi? De ki: O, imân edenlere doğru yolun rehberidir, (gönüllerde) şifâdır. İnanmayanların ise kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur'ân, onlara kapalı ve karanlıktır. Sanki onlar uzak bir yerden çağırılırlar (gibi bir halleri vardır).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!” De ki: “O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.”

Diyanet İşleri

Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

Diyanet İşleri (eski)

Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: 'Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?' derlerdi. De ki: 'Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır.' İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.

Diyanet Vakfi

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: «Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?» derlerdi. Sen de ki: «O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır.» İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve eğer Biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık diyeceklerdi ki: "Ayetleri genişçe açıklansaydı ya! Arab'a yabancı dil (öyle) mi?" De ki: "O iman edenler için bir rehber ve şifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara karşı körlüktür. Onlara uzak bir yerden haykırılır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer biz onu a'cemi bir Kur'an yapa idik diyecekler idi ki: ayetleri tafsıyl edilseydi ya! Araba Acemce mi? de ki: o, iyman edenler için hidayet ve şifadır, iyman etmiyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o onlara karşı körlüktür, onlara uzak bir mekandan haykırılır.

Erhan Aktaş

Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "O, iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve O, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onu yabancı bir dille "kuran" yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kurana Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve O, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "Kur'an, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir.

Fizilal-il Kuran

Eğer biz bu Kur'ân'ı yabancı bir dilde okunan bir kitap yapsaydık derlerdi ki: «Ayetleri anlayacağımız bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Muhatapları Arap olduğu halde Arapça olmayan kitap mı geldi?» De ki: «O mü'minler için doğru yolu gösteren bir kılavuz ve şifadır.» İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an, onlara bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar.

Gültekin Onan

Eğer biz onu acemi [Arapça olmayan bir dilde] olan bir Kuran kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, acemi [Arapça olmayan bir dil] mi?" De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve bir şifadır. İnanmayanların ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kuran), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."

Hamdi Döndüren

Eğer biz Kur’an’ı, Arapça dışındaki bir dilde indirseydik, onlar, “Keşke âyetleri anlaşılır olsaydı! Yabancı dil ve Arap bir elçi! Olacak şey değil!” derlerdi. De ki: “O, inananlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve bir şifâ (kaynağı)dır.” İnanmayanlara gelince; onların kulaklarında ağırlık vardır. Bu yüzden, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlar, uzak bir yerden çağrılıyor (gibidirler)!”

Hasan Basri Çantay

Eğer biz onu yabancı (dilden) bir Kur'an yapsaydık muhakkak ki "Ayetleri açıklanmalı değil miydi Araba mensub (bir muhaataba), Arabca olmayan (bir Kur'an) mı? diyeceklerdi. (Onlara) söyle: "O (Kur'an) iman edenler için (mahz-ı) hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır. O (Kur'an) bunlara karşı bir körlükdür. (Sanki) onlar uzak bir yerden çağırılıyorlardır.

Hasib Asutay

Eğer biz onu, yabancı (dilden) bir Kur'an kılsaydık, derlerdi ki: 'Âyetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi?' Arap olana acemi (Arapça olmayan bir dil) mi? De ki: O, insanlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağrılık vardır ve o (Kur'an), onlara bir körlüktür. (15) (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor. (15. Kur'an'ın gerçeklerine karşı onların basiretleri kapanmıştır, bu yüzden hakkı görmezler.)

Hayrat Neşriyat

Ve şâyet (biz) onu yabancı (dilde) bir Kur’ân yapsaydık, elbette: 'Âyetleri(anlayacağımız bir dil ile) açıklanmalı değil miydi? Arab olana yabancı (dilde kitab) olur mu?' diyeceklerdi. De ki: 'O, îmân edenler için bir hidâyet ve bir şifâdır!' Îmân etmeyenlere gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’ân), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlar (sanki) uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).

İbni Kesir

Biz; onu yabancı bir dil ile ortaya koysaydık diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı olarak açıklamalı değil miydi? Hem yabancı, hem da Arab'a mı hitab etmektedir? De ki: İman edenler için hidayet ve şifadır. İman etmemiş olanların kulaklarında ise bir ağırlık vardır ve bu, onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir mesafeden sesleniyorlar da anlamıyorlar.

Mehmet Okuyan

Biz onu yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık “Ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap’a yabancı dilden (kitap) olur mu?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir (s)ağırlık vardır ve o (Kur’an) onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor!”

Muhammed Esed

Eğer bu (ilahi kelamın) Arapça dışında bir dilde (indirilmiş) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (şimdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlaşılır bir şekilde ifade edilmemiş? Hayret! Arapça dışında bir dil(de indirilmiş bir mesaj bu) ve (tebliğ eden de) bir Arap (elçi)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahi kelam,) iman edenler için bir rehber ve bir şifa kaynağıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık var ve bundan dolayı (Kuran) onlara kapalı, anlaşılmaz gelir. Onlar çok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler."

Mustafa İslamoğlu

Eğer Biz bu (vahyi) yabancı dille okunan bir kitap kılsaydık, kesinlikle "Neden onun ayetleri açık ve anlaşılır değil; ne yani, bir Arab'a dili yabancı bir (hitap) mı?" derlerdi. De ki: "Bu (vahiy), iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifa kaynağıdır. İman etmeyenlere gelince: Onların kulaklarında bir çeşit kurşun vardır; dahası o (vahyin ışığından dolayı) onlara bir tür körlük arız olmuştur: şimdi onlar, çok uzak bir yerden seslenilen kişi (gibi)dirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer onu, yabancı bir lisan ile Kur'an kılsa idik elbette derlerdi ki: «Ayetleri tafsil edilmeli değil mi idi. Arabî bir peygambere yabancı bir lisan ile (Kur'an) olur mu?» De ki: «O, imân edenler için bir vesile-i hidâyettir ve bir şifadır.» Ve o kimseler ki imân etmezler. Onların kulaklarında bir sağırlık vardır. Ve o, onlara karşı bir körlüktür. Onlara uzak bir mekandan nidâ olunuverir.

Ömer Öngüt

Biz onu yabancı bir dil ile okunan bir kitap yapsaydık, onlar mutlaka: "Âyetleri tafsilatlı bir şekilde genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil öyle mi?" derlerdi. De ki: "Bu, iman edenlere bir hidayet ve bir şifâdır. " İman etmeyenlerin ise kulaklarında ağırlık vardır ve Kur'an onlara göre körlüktür. Sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor da duymuyorlar.

Suat Yıldırım

Eğer biz Kur’ân’ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: "Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu böyle şey?" De ki: "O, iman edenler için hidâyet ve şifadır." Ama iman etmeyenlerin kulaklarında ağırlıklar vardır. Kur’ân onlara kapalı ve karanlık gelir. Onların, çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni hiç anlamıyorlar gibi bir halleri vardır.

Süleyman Ateş

Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'an yapsaydık derlerdi ki: "Ayetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)?" De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).

Süleymaniye Vakfı

Bu kitabı, anlaşılması zor bir dilde ayet kümeleri yapsaydık kesinlikle şöyle derlerdi: "Ayetleri ayrıntılı olarak açıklansaydı ya! Anlaşılması zor bir dil mi yoksa (fasih) Arapça mı (olmalı)?" De ki: "O, inanıp güvenenler için bir rehber ve şifadır." Ona inanmayanların (sanki) kulaklarında tıkaç var ve bu kitap onlara kapalıdır. Onlara (sanki) uzak bir yerden sesleniliyor (da anlayamıyorlar)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kur'an'ı, yabancı bir dilde oluştursaydık derlerdi ki "Ayetleri açıklansa ya? Arap'a hiç yabancı dilde bir kitap olur mu?" De ki "O, inanıp güvenenler için doğru yolu gösteren ve şifa olan tedavi eden bir kitaptır. İnanmayanların sanki kulakları tıkalı, müminlere karşı gözleri sanki kördür. Kendilerine uzak bir yerden seslenilen kişiler gibidirler.

Şaban Piriş

Biz Kur'an'ı yabancı bir dilde okusaydık: -Ayetleri açıklanmalı değil miydi? bir Arab'a, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki: -İman edenlere kılavuz ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.

Tefhim-ul Kuran

Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: «Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil) mi?» De ki: «O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir.»

Ümit Şimşek

Biz Kur'ân'ı yabancı bir dilde indirseydik, 'Âyetleri açıklansaydı ya! Araplara yabancı dilde kitap olur mu?' diyeceklerdi. De ki: İman edenler için o hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında ağırlık vardır; Kur'ân kendilerine görünmez. Sanki onlara çok uzak bir yerden sesleniliyor!

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekandan seslenilmektedir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər Biz onu yad bir dildə Quran etsəydik, onlar deyərdilər: “Nə üçün onun ayələri müfəssəl izah edilməmişdir? Yad dil və ərəb peyğəmbər?!” De: “O, iman gətirənlərə doğru yol göstəricisi və şəfadır”. İman gətirməyənlərin isə qulaqlarında tıxac vardır. Onlar ona qarşı kordurlar. Onlar sanki uzaq bir yerdən çağırılırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər Biz onu özgə bir dildə olan Qurʼan etsəydik (Məkkə müşrikləri): ″Məgər onun ayələri (bizim üçün) müfəssəl izah olunmalı deyildimi?! Bu nədir? (Qurʼan) özgə dildə, (Peyğəmbər isə) ərəbmidir?!″ – deyərdilər. (Ya Rəsulum!) De: ″O, iman gətirənlərə hidayətdir və (cəhalət xəstəliyinə tutulmuş ürəklərə) şəfadır. İman gətirməyənlərin isə qulaqlarında karlıq (ağırlıq) vardır. O, (Qurʼan) onları kor etmişdir. Onlar (sanki) uzaq bir yerdən çağırılırlar. (Heç bir şey eşitməz, heç bir şey anlamazlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir ihnen einen fremdsprachigen Koran gegeben hätten, hätten sie gesagt: ʺWenn nur Seine Verse klargestellt worden wären! Ein fremdsprachiges Buch für einen Araber?ʺ Sprich: ʺEr ist für die Gläubigen Rechtleitung und Heilung. Die Ungläubigen aber sind mit Taubheit geschlagen, und er ist für sie unzugänglich. Sie sind so, als rufe man ihnen etwas aus großer Entfernung zu.

Almanca — Der Edle Quran

Hätten Wir ihn zu einem fremdsprachigen Qurʹan gemacht, hätten sie sicherlich gesagt: ʺWären doch seine Zeichen ausführlich dargelegt worden! Wie, ein fremdsprachiger (Qurʹan) und ein Araber?ʺ Sag: Er ist für diejenigen, die glauben, eine Rechtleitung und eine Heilung. Und diejenigen, die nicht glauben, haben Schwerhörigkeit in ihren Ohren, und er ist für sie (wie) Blindheit. Diese sind, als würde ihnen von einem fernen Ort aus zugerufen.

Almanca — M. A. Rassoul

Hätten Wir ihn als einen Quran in einer fremden Sprache abgefaßt, hätten sie gesagt: ʺWarum sind seine Verse nicht in einer fremden und in einer arabischen (Sprache) klar gemacht worden?ʺ Sprich: ʺEr ist eine Führung und eine Heilung für die Gläubigen.ʺ Doch diejenigen, die nicht glauben - ihre Ohren sind taub, und er bleibt ihrem Blick entzogen; diese werden von einem weit entfernten Ort angerufen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hätten WIR ihn als nichtarabischen Quran gemacht, hätten sie gesagt: ʺWürden seine Ayat doch verdeutlicht - ein Nichtarabischer für Araber?ʺ Sag: ʺEr ist für diejenigen, die den Iman verinnerlichten, Rechtleitung und Heilung.ʺ Doch diejenigen, die den Iman nicht verinnerlichen, in ihren Ohren ist Schwerhörigkeit, und er ist für sie eine Blindheit. Diese werden von einem fernen Ort gerufen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Had We made it a Quran in a literary form that is ambiguous, un understandable and foreign to their thoughts, they would have said: "If only its revelations and precepts were expounded so that We could apprehend the intended tense!" How is it that We render it in a literary form foreign to people's thoughts when it is addressed to an Arab! Say to them :. " It -the Quran- is the spirit of truth guiding those whose hearts have been touched with the divine hand into all truth. Its inherent heavenly power exerts a remedying effect on their minds to counteract doubt and redress uncertainties; whereas to those who deny it, and their heart's ears are deaf, it exerts a blinding effect on their intellectual and spiritual perception. These are they who seem to be called upon from afar as the earth's distant ends; they are also distant from Allah's blessed abode.

Abdul Haleem

If We had made it a foreign Quran, they would have said, ‘If only its verses were clear! What? Foreign speech to an Arab?’ Say, ‘It is guidance and healing for those who have faith, but the ears of the disbelievers are heavy, they are blind to it, it is as if they are being called from a distant place.’

Abdullah Yusuf Ali

Had We sent this as a Qur'an (in the language) other than Arabic, they would have said: "Why are not its verses explained in detail? What! (a Book) not in Arabic and (a Messenger an Arab?" Say: "It is a Guide and a Healing to those who believe; and for those who believe not, there is a deafness in their ears, and it is blindness in their (eyes): They are (as it were) being called from a place far distant!"

Abul A'la Maududi

Had We revealed this as a non-Arabic Qur'an they would have said: "Why were its verses not clearly expounded? How strange, a non-Arabic scripture and an Arab audience!" Tell them: “It is a guidance and a healing to the believers. But to those who do not believe, it serves as a plug in their ears and a covering over their eyes. It is as if they are being called from a place far away.

Aisha Bewley

If We had made it a Qur’an in a foreign tongue they would have said, ‘Why have its Signs not been made plain? What! A foreign language for an Arab?’ Say: ‘It is guidance and healing for people who have iman. Those who do not have iman have heaviness in their ears and for them it is blindness. Such people are being called from a very distant place.’

Al-Hilali & Khan

And if We had sent this as a Qur’ân in a foreign language (other than Arabic), they would have said: "Why are not its verses explained in detail (in our language)? What! (A Book) not in Arabic and (the Messenger) an Arab?" Say: "It is for those who believe, a guide and a healing. And as for those who disbelieve, there is heaviness (deafness) in their ears, and it (the Qur’ân) is blindness for them. They are those who are called from a place far away (so they neither listen nor understand)."

Ali Quli Qarai

Had We made it a non-Arabic Qur’ān, they would have surely said, ‘Why have not its signs been articulated?’ ‘What! A non-Arabian [scripture] and an Arabian [prophet]!?’ Say, ‘For those who have faith, it is a guidance and healing; but as for those who are faithless, there is a deafness in their ears and it is lost to their sight. ’ They are [as if they were] called from a distant place.

Amatul Rahman Omar

Had We made it a Qur'ân in indistinct and inexpressive language, these (faultfinders) would have surely said, `Why has not (the subject matter of) its verses been made clear in exposition?' What! can indistinct and inexpressive language and an eloquently clear language (be one and the same thing). Say, `It is a wonderful guidance and healing to those who believe.' But (as to those) who do not believe there is deafness in their ears and this (Qur'ân) is obscure to them (with regard to its factual truth). And they are (as if to say) being called to from a place afar.

Arthur John Arberry

If We had made it a barbarous Koran, they would have said, 'Why are its signs not distinguished? What, barbarous and Arabic?' Say: 'To the believers it is a guidance, and a healing; but those who believe not, in their ears is a heaviness, and to them it is a blindness; those -- they are called from a far place. '

Bijan Moeinian

If Qur’an was revealed in another language, the argumentative people would have said: "Why is it revealed in such and such language?" Arabic or non-Arabic, let them know that: “It is a guide and healing for those who believe. As to the disbelievers, they have a plug in their ears to hear it and a cover over their eyes to see it. It sounds to them a call to far away from them to listen.”

E. Henry Palmer

And had we made it a foreign Qur'an, they would have said, 'Unless its signs be detailed. .. . What! foreign and Arabic?' Say, 'It is, for those who believe, a guidance and a healing. But those who believe not, in their ears is dullness, and it is blindness to them; these are called to from a far-off place.

Edip-Layth

Had We made it a non-Arabic compilation, they would have said, "If only its signs were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say, "For those who acknowledge, it is a guide and healing. As for those who reject, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

George Sale

If We had revealed the Koran in a foreign language, they had surely said, unless the signs thereof be distinctly explained, we will not receive the same: Is the book written in a foreign tongue, and the person unto whom it is directed, an Arabian? Answer, it is, unto those who believe, a sure guide, and a remedy for doubt and uncertainty: But unto those who believe not, it is a thickness of hearing in their ears, and it is a darkness which covereth them; these are as they who are called unto from a distant place.

Hamid S. Aziz

And if We had made it a Lecture (Quran) in a foreign tongue, they would certainly have said, "Why have not its verses been explained clearly? What! A foreign (tongue) and an Arab (messenger)!" Say, "It is to those who believe, a guidance and a healing; and as for those who disbelieve, there is a deafness in their ears and it is blindness (obscurity) to them; these shall be called to from afar.

Mahmoud Ghali

And if We had made it a foreign (i. e., in a language other than Arabic) Qur'an, they would indeed have said, "Had its ayat (Verses, signs) been expounded? A foreign (tongue) and an Arab (Messenger)?" Say, " To the ones who have believed it is a guidance and a cure; and the ones who do not believe, in their ears is an obstruction, and for them it is a blindness; those are called out from a place far (away)."

Marmaduke Pickthall

And if We had appointed it a Lecture in a foreign tongue they would assuredly have said: If only its verses were expounded (so that we might understand)? What! A foreign tongue and an Arab? - Say unto them (O Muhammad): For those who believe it is a guidance and a healing; and as for those who disbelieve, there is a deafness in their ears, and it is blindness for them. Such are called to from afar.

Mohamed Ahmed - Samira

If We had made it a discourse in an obscure tongue, they would have said: "Why were its revelations not expounded distinctly? A foreign tongue and an Arab (audience)?" Say: "For those who believe it is a guidance and a healing; but for those who do not believe it is a deafness in the ears, and a blindness. They are those one calls to from far away.

Muhammad Asad

Now if We had willed this [divine writ] to be a discourse in a non-Arabic tongue, they [who now reject it] would surely have said, "Why is it that its messages have not been spelled out clearly? Why - [a message in] a non-Arabic tongue, and [its bearer] an Arab?" Say: “Unto all who have attained to faith, this [divine writ] is a guidance and a source of health; but as for those who will not believe - in their ears is deafness, and so it remains obscure to them: they are [like people who are] being called from too far away.

Mustafa Khattab

Had We revealed it as a non-Arabic Quran, they would have certainly argued, "If only its verses were made clear ˹in our language˺. What! A non-Arabic revelation for an Arab audience!" Say, ˹O Prophet,˺ “It is a guide and a healing to the believers. As for those who disbelieve, there is deafness in their ears and blindness to it ˹in their hearts˺. It is as if they are being called from a faraway place.”[1] 

Progressive Muslims

And had We made it a non-Arabic Quran, they would have said: "If only its verses were made clear!" Non-Arabic and Arabic, Say: "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, there is a deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

Sahih International

And if We had made it a non-Arabic Qur'an, they would have said, "Why are its verses not explained in detail [in our language]? Is it a foreign [recitation] and an Arab [messenger]?" Say, "It is, for those who believe, a guidance and cure. " And those who do not believe - in their ears is deafness, and it is upon them blindness. Those are being called from a distant place.

Sam Gerrans

And had We made it a recitation in a foreign tongue, they would have said: “Oh, that its proofs were but set out and detailed — a foreign tongue and an Arab!” Say thou: “It is for those who heed warning a guidance and a healing”; but those who do not believe: in their ears is deafness, and it is for them blindness; those: they are called from a far place.

Shabbir Ahmed

Now if We had made it a Qur'an in a non-Arabic tongue they would surely have said, "Why is it that its verses have not been made clear? Why - a foreign tongue and an Arab?" Say, "For those who accept it, this is a Guidance and medicine for a wholesome life. But as for those who will not believe (Arabs or non-Arabs), in their ears is deafness, and so it remains obscure to them. They are like people who are called to from afar. (26:200)

Syed Vickar Ahamed

If We had sent this as a Quran (in a language) other than Arabic, they would have said: "Why are not its verses explained in details? What! (A Book) not in Arabic and (a Messenger) an Arab?" Say: "It is a guide and a healing (cure) for those who believe; And for those who do not believe, there is no hearing in their ears, and there is a blindness in their (eyes): They are (like those) being called from a far distant place!"

Taqi Usmani

Had We made it a non-Arabic Qur’ān, they would have said, "Why are its verses not clearly explained? Is it a non-Arabic (book) and an Arab (messenger)?" Say, “For those who believe, it is guidance and cure. As for those who do not believe, there is deafness in their ears, and for them it is blindness. Such people are being called from a distant place.”

The Monotheist Group

And had We made it a non-Arabic revelation, they would have said: "If only its verses were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say: "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si Nous en avions fait un Coran en une langue autre que lʹarabe, ils auraient dit: ʺPourquoi ses versets nʹont-ils pas été exposés clairement? quoi? Un (Coran) non-arabe et (un Messager) arabe?ʺ Dis: ʺPour ceux qui croient, il est une guidée et une guérisonʺ. Et quant à ceux qui ne croient pas, il y a une surdité dans leurs oreilles et ils sont frappés dʹaveuglement en ce qui le concerne; ceux-là sont appelés dʹun endroit lointain.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger me ev Quran ne bi zimanê erebî bihinarta, vêca dê bigotina ‘De bila ayetên wê bi erebî bihata ronîkirin, (da ku me jê fehm kiribûya), erê ma ev çêdibe ku Quran ecemî û pêxember jî erebî be? Bibêje: Ev Quran, ji bo wan ên ku îman anîye, rêber û şîfa ye. Ew ên ku îman nayînin, di guhên wan de kerîtiyek heye. Ev Quran li ser wan tarîtî û gumanek e (ku ew tênagihîjin). Her wekî ku ji cihekî dûr ve bang li wan bê kirin (vêca ew tênegihîjin û fehm nekin).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als Wij hem als een vreemdtalige Koran hadden gemaakt dan hadden zij gezegd: ʺWaarom zijn de tekenen ervan niet uiteengezet? Vreemdtalig en toch een Arabier?ʺ Zeg: ʺHij is voor hen die geloven een leidraad en een genezing.ʺ Zij die niet geloven hebben in hun oren hardhorendheid en zij hebben er geen zicht op. Zij zijn het die van een verafgelegen plaats worden geroepen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien wij den Koran in eene vreemde taal hadden geopenbaard, zouden zij zekerlijk gezegd hebben: Wij zullen dien niet ontvangen, zoo lang de teekenen daarvan niet duidelijk zijn uitgelegd. Is dan het boek in eene vreemde taal geschreven, en de persoon, aan wien het werd gericht een Arabier? Antwoord: Het is een zekere gids voor hen die gelooven, en een heelmiddel tegen twijfel en onzekerheid; maar voor hen, die niet gelooven, een zwaar gehoor in hunne ooren, en het is eene duisternis die hen bedekt, deze zijn gelijk degenen, die van eene afgelegene plaats worden aangeroepen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы Мы сделали его [Книгу, которую ниспослали тебе, о Мухаммад] Кораном иноязычным [на другом языке], то они [многобожники], однозначно, сказали бы: «О если бы его аяты были разъяснены (на арабском языке) (чтобы мы могли понять их смысл)!» Разве (может быть так, что Книга ниспосылается) на ином языке, а (Посланник говорит) на арабском? Скажи (им) (о, Посланник): «Он [Коран] для тех, которые уверовали, является руководством (чтобы не впасть в заблуждение) и исцелением (от невежества и тех болезней, которые из-за нее возникают); а те, которые стали неверующими, в ушах их глухота [они не слышат наставлений, которые содержатся в Коране], и он для них – слепота [им ничего не ясно из него]. Эти (многобожники) – (подобны тем, которых) зовут из далекого места».

Rusça — Osmanov

Если бы Мы ниспослали Коран не по-арабски, то [многобожники] непременно сказали бы: ʺПочему не разъяснены его (т. е. Корана) аяты? Как же это - араб [возвещает Коран] не по-арабски?ʺ Отвечай [, Мухаммад]: ʺОн (т. е. Коран) для тех, кто уверовал, -руководство к прямому пути и [средство] исцеления. А те, которые не веруют, слепы [к Корану], и их уши глухи [к нему], словно к ним взывают издалекаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om Vi hade uppenbarat denna Koran på ett annat språk än arabiska, skulle de (som nu avvisar den) helt säkert ha sagt: ʺVarför har inte dess verser fått en fast och klar avfattning? (Budskap på) ett främmande språk! Och (budbäraren) arab!ʺ Säg: ʺDenna (Skrift) ger alla som vill tro vägledning och bot (mot tvivel och okunnighet); men för dem som inte vill tro har öronen täppts till och den känns som (en dimma) av blindhet (och elände) - (Koranen blir) för dem (bara) ett rop i ett långt avlägset fjärran.