Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعِيرُ قَالَ اَبُوهُمْ اِنِّي لَاَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَا اَنْ تُفَنِّدُونِ

ve lemmā feSaleti l-ǐyru ḳāle ebūhum innī le ecidu rīHa yūsufe levlā en tufennidūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāne zaman ki
2فَصَلَتِfeSaletiف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.ayrılınca
3الْعِيرُl-ǐyruع ي رBaşıboş dolaşmak, ileri geri gitmek. İrun - kervan, mısır taşıyan deve kervanı.kervan
4قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
5اَبُوهُمْebūhumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabaları
6اِنِّيinnīben
7لَاَجِدُle eciduو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakalıyorum
8رِيحَrīHaر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özkokusunu
9يُوسُفَyūsufeيوسفYusuf'un
10لَوْلَاlevlāeğer
11اَنْen
12تُفَنِّدُونِtufennidūniف ن دYalan söylemek, yanlış bilgi vermek, hata yapmak, yargıda zayıf olmak, akılca sağlıksız olmak, yetenekten yoksun olmak, bunak.bana bunak demezseniz

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kervan, Mısır'dan ayrılınca babaları, bana bunak demeseniz bâri, Yûsuf'un kokusunu duyuyorum dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kervan, Mısırʼdan ayrılınca babaları, bana bunak demeseniz bâri, Yûsufʼun kokusunu duyuyorum dedi.

Adem Uğur

Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi.

Ahmed Hulusi

Ne zaman ki kervan (Yusuf'un şehrinden) ayrıldı, (yurtlarındaki) babaları şöyle dedi: "Eğer bana yaşlandı; ne dediğinin farkında değil demezseniz (bilin ki), kesinlikle ben Yusuf'un kokusunu (dalgasını) alıyorum. "

Ahmet Tekin

Kafile Mısır’dan ayrılınca, babaları: 'Eğer, bana bunamış demezseniz, ben Yusuf’un kokusunu aldığımı hissediyorum' dedi.

Ahmet Varol

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları dedi ki: 'Eğer beni bunaklıkla suçlamazsanız inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum!'

Ali Bulaç

Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."

Ali Fikri Yavuz

(Mısır’dan babalarına dönmekte olan) kafile ayrılınca beriden babaları şöyle dedi: “- Doğrusu bana bunaklık isnad etmezseniz, ben Yûsuf’un kokusunu hissediyorum.”

Ali Rıza Safa

Kervan ayrılınca, babaları şöyle dedi: "Benim için ‘Bunamış' demezseniz; gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum!"

Bayraktar Bayraklı

Kafile Mısır'dan ayrılınca, babaları yanındakilere,"Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

Bekir Sadak

Kervan, memleketlerine donmek uzere ayrildiginda, babalari: «Dogrusu ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin» dedi.

Celal Yıldırım

Kafile (Mısır'dan) ayrılıp hareket edince, babaları, «Şüpheniz olmasın ki, ben Yûsuf'un kokusunu alıyorum ; bana «bunadı» demeseniz (iyi olur),» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kafile Mısır’dan ayrılınca babaları, “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum!” dedi.

Diyanet İşleri

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Kervan, memleketlerine dönmek üzere ayrıldığında, babaları: 'Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin' dedi.

Diyanet Vakfi

Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eğer bana bunamış demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne zaman ki, kafile (Mısır'dan) ayrıldı, öteden babaları dedi ki: «Eğer bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne zaman ki, bu taraftan kervan ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Doğrusu ben bana bunaklık yakıştırmasına kalkmazsanız gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum, eğer bunak demezseniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki beriden karban ayrıldı, öteden babaları doğrusu, dedi: ben cidden Yusüfün kokusunu duyuyorum, bana bunaklık isnadına kalkışmasanız

Erhan Aktaş

Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu hissediyorum." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kafile ayrıldığında babaları: "Eğer bunamış demezseniz, doğrusu ben gerçekten Yusuf'un kokusunu duyuyorum." dedi.

Fizilal-il Kuran

Kervan yola çıkınca, babaları yanındakilere; «Eğer bana bunak demeyecekseniz, söyleyeyim ki, burnuma Yusuf'un kokusu geliyor» dedi...

Gültekin Onan

Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."

Hamdi Döndüren

Kervan (Mısır’dan) ayrılınca, babaları (Yakub), “Eğer bana bunadı demezseniz, ben Yusuf’un kokusunu alıyorum!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki kaafile (Mısırdan) ayrıldı, (öteden) babaları (Ya'kub)i dedi ki: "Bana bunak demezseniz, inanın ki, (şimdi) Yuusufun kokusunu duyuyorum"!

Hasib Asutay

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları (yanındakilere), 'Eğer bana bunamış demezseniz gerçekten Yusufʼun kokusunu alıyorum.' dedi.

Hayrat Neşriyat

Böylece kervan (Mısır’dan) ayrılınca, babaları: 'Doğrusu ben, gerçekten Yûsuf’un kokusunu duyuyorum. Eğer bana bunaklık isnâd etmeseydiniz (beni tasdîk ederdiniz.)'dedi.

İbni Kesir

Kafile ayrılınca babaları dedi ki: Bana bunak demezseniz; inan olsun ki, Yusuf'un kokusunu duyuyorum.

Mehmet Okuyan

Kafile (Mısır’dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): “Bana bunamış demezseniz ben Yusuf’un kokusunu alıyorum!” demişti.

Muhammed Esed

(Yakub'un oğullarına ait olan) kervan yola koyulduğu sıralarda babaları (yanında bulunan kimselere): "Bunak olduğuma yormazsanız (derim ki) Yusuf'un kokusunu alıyorum!"

Mustafa İslamoğlu

Derken, kervan yola koyulduğunda babaları dedi ki: "İnanın ki ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; umarım beni bunak yerine koymazsınız."

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, kâfile ayrıldı. Babaları dedi ki: «Ben muhakkak Yusuf'un kokusunu buluyorum. Eğer bana bunaklık isnad etmeyecek olsa idiniz» (elbette beni tasdik ederdiniz).

Ömer Öngüt

Kafile (Mısır'dan) ayrılınca babaları: “İnanın ki ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. Eğer beni bunak yerine koymazsanız (sözlerime inanacaksınız). ”

Suat Yıldırım

Kafile daha Mısır’dan ayrılır ayrılmaz, öteden babaları:"Şayet ‘bunadı’ demezseniz, doğrusu, ben Yusuf’un kokusunu alıyorum!" dedi.

Süleyman Ateş

Kervan (Mısır'dan) ayrıl(ıp yola koyul)unca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları (Yakup) dedi ki: "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Umarım bana bunak demezsiniz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kervan oradan ayrılınca Yakup dedi ki "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Keşke beni bunak saymasanız."

Şaban Piriş

Kafile, yola çıktığında, babaları: -Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum; ne olur beni bunak zannetmeyin, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: «Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum.»

Ümit Şimşek

Kafile Mısır'dan henüz ayrılmıştı ki, babaları 'Yusuf'un kokusunu alıyorum,' dedi. 'Tabii beni bunaklıkla suçlamazsanız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: "Yemin olsun, ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Karvan Misir torpağından ayrılanda ataları dedi: “Mən, həqiqətən də, Yusufun qoxusunu hiss edirəm. Bircə məni ağılsız saymayaydınız”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Karvan (vətənə qayıtmaq üçün Misirdən) ayrılanda ataları (Yəʼqub yanındakı övladlarına) dedi: ″Əgər məni səfeh hesab etməsəydiniz (və ya yalançı hesab edib danlamasaydınız), deyirdim ki, Yusifin ətrini alıram!″

Almanca (1)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als die Karawane aufbrach, sagte ihr Vater: ʺIch rieche den Duft von Yusuf. Würdet ihr mich der Faselei nicht bezichtigen, (würdet ihr mir glauben).ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When the caravan was on its way homeward, Ya'qab, inspirited with the divine prerogative of intuition, had a presentiment of the event that was about to happen. He said: "I do perceive Yusuf's scent in the wind, albeit you people might think I have lost my mind."

Abdul Haleem

Later, when the caravan departed, their father said, ‘You may think I am senile but I can smell Joseph,’

Abdullah Yusuf Ali

When the caravan left (Egypt), their father said: "I do indeed scent the presence of Joseph: Nay, think me not a dotard."

Abul A'la Maududi

And as the caravan set out (from Egypt), their father said (in Canaan): "Indeed I smell the fragrance of Joseph. I say so although you may think that I am doting."

Aisha Bewley

And when the caravan went on its way, their father said, ‘I can smell Yusuf’s scent! You probably think I have become senile. ’

Al-Hilali & Khan

And when the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the smell of Yûsuf (Joseph), if only you think me not a dotard (a person who has weakness of mind because of old age)."

Ali Quli Qarai

As the caravan set off, their father said, ‘I sense the scent of Joseph, if you will not consider me a dotard. ’

Amatul Rahman Omar

So when the caravan with the corn departed (from Egypt) their father said (in Kin`ân), `If you do not pronounce my judgment to be weak and unsound (let me tell you that) I do scent the power of Joseph. '

Arthur John Arberry

So, when the caravan set forth, their father said, 'Surely I perceive Joseph's scent, unless you think me doting. '

Bijan Moeinian

When their caravan left Egypt, their father said to his folk: "I can sense the smell of Joseph; do not call me names (such as senile, crazy, etc. )"

E. Henry Palmer

And when the caravan departed, their father said, 'Verily, I find the smell of Joseph, unless ye think I dote!'

Edip-Layth

When the caravan departed, their father said, "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."

George Sale

And when the company of travellers was departed from Egypt on their journey towards Canaan, their father said unto those who were about him, verily I perceive the smell of Joseph: Although ye think that I dote.

Hamid S. Aziz

Take this my shirt, and lay it over the face of my father, he will become able to see; and come to me with all your family. "

Mahmoud Ghali

And as soon as the caravan departed, their father said, "Surely I indeed find Yûsuf's scent, (Or: breath) unless you think me doting. "

Marmaduke Pickthall

When the caravan departed their father had said: Truly I am conscious of the breath of Joseph, though ye call me dotard.

Mohamed Ahmed - Samira

The caravan departed (from Egypt) and Jacob said (at home): "Say not that I am in my dotage, but I get the smell of Joseph. "

Muhammad Asad

AND AS SOON as the caravan [with which Jacob's sons were travelling] was on its way, their father said [to the people around him]: "Behold, were it not that you might consider me a dotard, [I would say that] I truly feel the breath of Joseph [in the air]!"

Mustafa Khattab

When the caravan departed ˹from Egypt˺, their father said ˹to those around him˺, "You may think I am senile, but I certainly sense the smell of Joseph."

Progressive Muslims

And when the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile. "

Sahih International

And when the caravan departed [from Egypt], their father said, "Indeed, I find the smell of Joseph [and would say that he was alive] if you did not think me weakened in mind. "

Sam Gerrans

And when the caravan departed, their father said: “I perceive the scent of Joseph–– had you not thought me weak in mind.”

Shabbir Ahmed

As soon as the caravan departed from Egypt, their father (Jacob) began telling his neighbors in Canaan about the Revelation that his son Joseph was in a position of high authority. "I do indeed scent the presence of Joseph even though you may call me senile."

Syed Vickar Ahamed

And when the caravan left (Egypt to come to Jacob), their father said: "I truly scent the presence of Yusuf (Joseph): Do not think me as a feeble (old man). "

Taqi Usmani

And when the caravan set out (from Egypt), their father (Ya‘qūb) said (in Canaan), "I sense the fragrance of Yūsuf, if you do not take me to be senile."

The Monotheist Group

Andwhen the caravan departed, their father said: "I do indeed feel the scent of Joseph, except that you may think me senile."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Et dès que la caravane franchit la frontière (de Canâan), leur père dit: ʺJe décèle, certes, lʹodeur de Joseph, même si vous dites que je radoteʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema karwan (ji Misrê) derhat, bavê wan (ji yên li cem xwe re) got: Eger hûn ji min re nebêjin, te ji pîrîtî aqilê xwe winda kiriye û tu nizanî çi dibêjî, bawer bikin ku bêhna Yûsuf tê min.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen de karavaan afreisde zei hun vader: ʺIk bespeur de geur van Joesoef. Als jullie nu maar niet gaan zeggen dat ik seniel word.ʺ

Hollandaca — Siregar

En toen de karavaan het land uittrok, zei hun vader. ʺVoorwaar, ik ruik de geur van Yôesoef, als jullie mij niet als zwakzinnig zouden beschouwen (zou ik jullie vertellen dat Yôesoef nog leeft.)ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда караван отошел (из Египта), сказал их отец [пророк Йакуб, который находился в Палестине] (окружающим): «Поистине, я чувствую благоухание Йусуфа. О, если бы вы (только) не посчитали, что я сошел с ума!»

Rusça — Osmanov

И как только караван покинул [Египет], отец сказал [окружающим]: ʺВоистину, я чую благоухание Йусуфа, хотя, быть может, вам покажется, что я выжил из умаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH I samma stund som (sönernas) karavan avgick, sade deras fader (till dem som omgav honom): ʺ(Det är som om) vinden för med sig en doft av Josef - tro nu bara inte att mitt förstånd har blivit omtöcknat!ʺ