Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
وَالَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًا
ve(e)lleƶīne lā yed'ǔne meǎ (a)llahi ilāhen āḣara ve lā yeḳtulūne n-nefse lletī Harrame (a)llahu illā bi l-Haḳḳi ve lā yeznūne ve men yef'ǎl ƶālike yelḳa eṧāmen
Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِ مُهَانًا
yuDāǎf lehu l-ǎƶābu yevme l-ḳiyāmeti ve yeḣlud fīhi muhānen
Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا
illā men tābe ve āmene ve ǎmile ǎmelen SāliHen fe ulāike yubeddilu (a)llahu seyyiātihim Hasenātin ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān
Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا
ve men tābe ve ǎmile SāliHen fe innehu yetūbu ilā (a)llahi metāben
Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
ve(e)lleƶīne lā yeşhedūne z-zūra ve iƶā merrū bi l-leğvi merrū kirāmen
Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
وَالَّذِينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
ve(e)lleƶīne iƶā ƶukkirū bi āyāti rabbihim lem yeḣirrū ǎleyhā Summen ve ǔmyānen
Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ اِمَامًا
ve(e)lleƶīne yeḳūlūne rabbenā heb lenā min ezvācinā ve ƶurriyyātinā ḳurrate eǎ'yunin ve c'ǎlnā li l-mutteḳīne imāmen
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا
ulāike yuczevne l-ğurfete bimā Saberū ve yuleḳḳavne fīhā teHiyyeten ve selāmen
Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
خَالِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
ḣālidīne fīhā Hasunet musteḳarran ve muḳāmen
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
ḳul mā yeǎ'beu bikum rabbī levlā duǎā'ukum fe ḳad keƶƶebtum fe sevfe yekūnu lizāmen