İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū levlā nuzzile ǎleyhi l-ḳurānu cumleten vāHideten ke ƶālike li nuṧebbite bihi fu'ādeke ve rattelnāhu tertīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler)
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
4لَوْلَاlevlādeğil miydi?
5نُزِّلَnuzzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilmeli
6عَلَيْهِǎleyhiona
7الْقُرْاٰنُl-ḳurānuق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an
8جُمْلَةًcumletenج م لBir şey veya şeyleri toplamak, güzel olmak, kişilik olarak hoş olmak, davranış/ahlaki karakter açısından iyi olmak, ılımlı olmak, hoş/nazik olmak, yakışıklı olmak, edepli/onurlu/zarif olmak, zarif olmak, bir şeyi birleştirmek veya tamamlamak, [Jaml] erkek deve; gemi; hurma ağacı; büyük deniz balığı veya balina; bükülmüş ip.toptan
9وَاحِدَةًvāHidetenو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir defada
10كَذٰلِكَke ƶālikeböyle yaptık
11لِنُثَبِّتَli nuṧebbiteث ب تSağlam/kararlı/sabit/kurulu olmak, bir yerde kalmak, yapmakta sebat etmek, devam etmek/dayanmak. Güçlendirmek/sağlamlaştırmak/pekiştirmek. Kararlılık, istikrar, sağlam yerleşmiş. Sağlam bir şekilde sabit kalan, sağlam, kararlı. Teyit etmek/kurmak, kararlı. Teyit, kurma. Teyit etmek, bağlı tutmak, hapsetmek, kısıtlamak (örneğin bir işi yapmaktan). Bir şeyi doğru veya geçerli kılmak, bir şeyi zorunlu kılmak, kalıcılık, kesinlik, kurulu olma durumu.biz sağlamlaştırmak için
12بِهِbihionunla
13فُؤٰادَكَfu'ādekeف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.senin kalbini
14وَرَتَّلْنَاهُve rattelnāhuر ت لDüzene koymak, düzgün hale getirmek, iyi düzenlenmiş/bir araya getirilmiş, belirgin yapmak, doğru/düzgün düzenleme durumu (öncelikli kullanımı düzgün dişlerle ilgilidir), rahat bir şekilde okumak/ezberden okumak, doğru okumak, ilahi okumak.ve onu okuduk
15تَرْتِيلًاtertīlenر ت لDüzene koymak, düzgün hale getirmek, iyi düzenlenmiş/bir araya getirilmiş, belirgin yapmak, doğru/düzgün düzenleme durumu (öncelikli kullanımı düzgün dişlerle ilgilidir), rahat bir şekilde okumak/ezberden okumak, doğru okumak, ilahi okumak.ağır ağır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlar, ona Kur'ân dediler, birden ve toplu olarak indirilseydi ya. Biz, onu, gönlüne iyice yerleştirmen için böyle indirdik ve onu âyet âyet ayırdık, birbiri ardınca indirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kâfir olanlar, ona Kurʼân dediler, birden ve toplu olarak indirilseydi ya. Biz, onu, gönlüne iyice yerleştirmen için böyle indirdik ve onu âyet âyet ayırdık, birbiri ardınca indirdik.

Adem Uğur

İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "O'na Kuran'ın (İsrailoğullarına gelen kitaplar gibi) hepsi birden tenzil edilmeliydi!". . . (Oysa) böylece, O'nunla, senin Fuadını (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronlarının beyindeki açılımlarını) sabitlemek için (böyle tenzil ettik) ve (hakikatinde, her birinin kuvvelerini ayrı ayrı bulman için) bölümler halinde okuttuk.

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler: 'Kur’ân ona, bir defada, topluca indirilmeli değil miydi?' dediler. Biz onu senin kalbine, hâfızana iyice yerleştirip güven sağlamak için böyle bölüm bölüm indirdik. Onu tane tane okuduk.

Ahmet Varol

İnkar edenler dediler ki: 'Bu Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi?' Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için bu şekilde (ayet ayet indirdik) ve belli bir düzen üzere ağır ağır okuduk.

Ali Bulaç

İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

Ali Fikri Yavuz

Bir de kâfirler dediler ki: “- Kur’ân, O’na toptan indirilseydi ya!” Biz, onu kalbine iyice yerleştirelim diye böyle âyet âyet indirdik (topluca indirmedik); ve onu güzel bir şekilde beyan edip âyet âyet okuduk.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Kur'an, tüm olarak bir defada Ona indirilmeliydi; öyle değil mi?" Senin yüreğini güçlendirmek için böyle yaptık. Ve Onu, belirlenmiş bir düzen içinde okuduk.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.

Bekir Sadak

Inkar edenler: «Kuran ona bir defada indirilmeliydi» derler. Oysa Biz onu boylece senin kalbine yerlestirmek icin azar azar indirir ve onu agir agir okuruz.

Celal Yıldırım

İnkâra saplanıp kalanlar dediler ki: «Kur'ân O'na (Muhammed'e) bir defada bütünüyle indirilseydi ya..» Biz onunla senin kalbini iyice yatıştırıp pekiştirmek ve tane tane okuman için böylece (parça parça ve uzun sürede) indirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkârcılar, “Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!” diyorlar. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu uygun aralıklarla parça parça gönderdik.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler: 'Kuran ona bir defada indirilmeliydi' derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.

Diyanet Vakfi

İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yine o inkâr edenler dediler ki: «O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya!» Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona hep birden indirilseydi ya!" Biz onu kalbine iyi yerleştirmek için böyle indirdik ve onu mükemmel bir okuyuşla ağır ağır okuduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine o küfredenler dediler ki: o Kur'an ona cümlesi birden indirilseydi ya! Biz onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle ındirdik ve fevkal'ade bir tertil ile tertil eyledik

Erhan Aktaş

Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire okuduk.

Fizilal-il Kuran

Kafirler «Kur'an, Muhammed'e bir defada topluca indirilseydi ya» dediler. Oysa biz senin moralini güçlendirmek, azmini pekiştirmek için onu böylesine bölüm bölüm indirdik ve ağır ağır okuduk.

Gültekin Onan

Küfredenler dediler ki: "Kuran ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla yüreğini (fuadeke) sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

Hamdi Döndüren

Yine o inkâr edenler, “Bu Kur’an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onunla, senin kalbini güçlendirmek için, böyle parça parça indirdik ve onu tane tane okuduk.

Hasan Basri Çantay

O küfredenler (şöyle) dedi (ler): "Ona Kur'an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli değil miydi"? Biz onu senin kalbine iyice yerleşdirmek için böyle (yapdık). Onu (çok güzel bir nizaam ile) ayet ayet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik).

Hasib Asutay

İnkâr edenler, 'Kur'an ona bir defada (12) indirilmeli değil miydi?' dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek (13) için böyle (parça parça) indirdik ve onu tane tane (ayırarak) okuduk. (12. Parça parça değil hepsi birden inseydi Tevrat ve İncil gibi.) (13. Kolayca ezberlemesini sağlamak ve çeşitli olaylara karşı yeni gelen âyetlerle kalbini güçlendirmek için.)

Hayrat Neşriyat

İnkâr edenler ise: 'Kur’ân, ona bir def'ada topluca indirilmeli değil miydi?' dedi(ler). Onunla senin kalbini kuvvetlendirmek için böyle (azar azar indirmişiz)dir ve onu(sana) ağır ağır okuduk.

İbni Kesir

O küfredenler dediler ki: Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi? Halbuki Biz; onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle azar azar indirir ve ağır ağır okuruz.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar “Kur’an ona bir kerede (topluca) indirilseydi ya!” dediler. İşte böylece, kalbini onunla iyice pekiştirmek için (peyderpey indirdik) ve onu tane tane okuduk.

Muhammed Esed

İmdi, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: "Kuran ona bir bütün olarak bir kerede indirilseydi ya!" diyorlar. Oysa, Biz onu (sana) böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde belli bir düzen içinde ağır ağır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekiştirelim.

Mustafa İslamoğlu

Bir de inkarda ısrar edenler dediler ki: "Kur'an ona topyekün olarak indirilseydi ya!"İşte Biz, bütünü oluşturan parçaları ait oldukları yere biri diğerini açıklayacak şekilde yerleştirerek, onunla senin iç dünyanı inşa edip pekiştirelim diye böyle yaptık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve kâfir olanlar dedi ki: «Kur'an O'nun üzerine toplu bir halde indirilmiş olmalı değil mi idi?» Onunla kalbini takviye etmek için böyle müteferrikan indirdik. Ve onu âyet âyet beyan ettik.

Ömer Öngüt

Küfredenler: “Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk.

Suat Yıldırım

Bir de o kâfirler dediler ki: "Bu Kur’ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?" Halbuki Biz vahiyle senin kalbini pekiştirmek için böyle ara ara indirdik ve onu parça parça okuduk.

Süleyman Ateş

İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler /ayetleri görmezlikte direnenler: "Kur'an ona, bir seferde toptan indirilseydi ya!" dediler. Böyle (parça parça) indirilmesi, gönlünü ona sabitleyelim diyedir. Biz onu tam tertil ettik /bağlantılarını kurup doğru bir şekilde düzenledik

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelenler; "Kur'an ona toptan indirilseydi ya?" dediler. Böyle olması, senin kalbini sabitleyelim ve sana ağır ağır okuyalım diyedir.

Şaban Piriş

Küfredenler: -Kur'an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerleştirmek için böyle indirdik. Onu düzenli ve yerli yerince indirdik.

Tefhim-ul Kuran

Küfredenler dediler ki: «Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?» Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için onu böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

Ümit Şimşek

Bir de o kâfirler 'Kur'ân ona bir defada indirilmeli değil miydi?' dediler. Oysa Biz onu senin kalbine böylece yerleştirmek için tane tane, ağır ağır okuduk.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər dedilər: “Nə üçün Quran ona bir dəfəlik bütöv nazil olmadı?” Biz onu sənin qəlbini möhkəmləndirmək üçün tədricən nazil etdik və onu ən gözəl şəkildə ayəbəayə izah etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafirlər: ″Qurʼan ona (Muhəmmədə) bütöv (birdəfəlik) endirilməli idi!″ – dedilər. (Ya Rəsulum!) Sənin ürəyinə səbat (qətiyyət) vermək üçün Biz onu ayə-ayə (tədricə) nazil etdik. (Qurʼanın az-az endirilib, ağır-ağır oxunması onun əzbərlənməsini və məʼnalarının anlaşılmasını asanlaşdırır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sagten: ʺWarum wird ihm der Koran nicht auf einmal herabgesandt?ʺ Wir senden ihn nach und nach herab, um dir das Herz zu festigen. Wir tragen ihn dir Stück für Stück vor.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die ungläubig sind, sagen: ʺO würde ihm doch der Qurʹan als Ganzes offenbart!ʺ So (geschieht es aber), damit Wir dein Herz mit ihm festigen. Und Wir haben ihn wohlgeordnet vorgetragen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und jene, die ungläubig sind, sagen: ʺWarum ist ihm der Quran nicht in einem Zuge herabgesandt worden?ʺ Dies (geschieht), weil Wir dein Herz dadurch stärken wollen, und Wir haben seine Anordnung recht gut gemacht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten: ʺWürde ihm der Quran doch auf einmal hinabgesandt!ʺ Es ist so, damit WIR mit ihm dein Herz festigen. Und WIR haben ihn doch in Tartil-Form vorgetragen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Again the infidels say: "If only the Quran were revealed to him all at once!" But We reveal it in this manner -gradual growth- to lay it to your heart and establish it firmly so that it prevails upon you O Muhammad and you be confirmed in opinion, action and purpose and We peruse it slowly and We take Our time.

Abdul Haleem

The disbelievers also say, ‘Why was the Quran not sent down to him all at once?’ We sent it in this way to strengthen your heart [Prophet]; We gave it to you in gradual revelation.

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject Faith say: "Why is not the Qur'an revealed to him all at once? Thus (is it revealed), that We may strengthen thy heart thereby, and We have rehearsed it to thee in slow, well-arranged stages, gradually.

Abul A'la Maududi

Those who disbelieve say: "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" It was revealed thus that We may fully impress it on your mind; (and for the same end) We have revealed it gradually (according to a scheme) in fragments.

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘Why was the Qur’an not sent down to him all in one go?’ It is so that We can fortify your heart by it. We have recited it distinctly, little by little.

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieve say: "Why is not the Qur’ân revealed to him all at once?" Thus (it is sent down in parts), that We may strengthen your heart thereby. And We have revealed it to you gradually, in stages. (It was revealed to the Prophet صلى الله عليه وسلم in 23 years.).

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘Why has not the Qur’ān been sent down to him all at once?’ So it is, that We may strengthen your heart with it, and We have recited it [to you] in a measured tone.

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve say, `Why has not (the whole of) the Qur'ân been revealed to him all at once? (But We have revealed it) in this manner (- piece by piece out of necessity). And (inspite of the fact that it has not been revealed all at once,) We have arranged it in an excellent (form and order of) arrangement (and free of all contradictions) so that We may thereby lend strength to your heart.

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'Why has the Koran not been sent down upon him all at once?' Even so, that We may strengthen thy heart thereby, and We have chanted it very distinctly.

Bijan Moeinian

The disbelievers say: "How come the Qur’an is not being revealed to him all at once? It is being revealed gradually in order to strengthen you in belief (so that there will always be a Divine intervention in the process of the establishment of the first Islamic state. )

E. Henry Palmer

Those who misbelieve said, 'Unless the Qur'an be sent down to him all at once. ..!' - thus - that we may stablish thy heart therewith, did we reveal it piecemeal.

Edip-Layth

Those who rejected said, "If only the Quran was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.

George Sale

The unbelievers say, unless the Koran be sent down unto him entire at once, we will not believe. But in this manner have We revealed it, that We might confirm thy heart thereby, and We have dictated it gradually, by distinct parcels.

Hamid S. Aziz

Thus have We made for every prophet an opponent from among the guilty; but your Lord is sufficient as good guide and helper.

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved have said, "If only the Qur'an had been sent down upon him as one complete whole. " Thus, that We may make firm your heart-sight thereby, and We have recited it in a (distinct) recitation.

Marmaduke Pickthall

And those who disbelieve say: Why is the Qur'an not revealed unto him all at once? (It is revealed) thus that We may strengthen thy heart therewith; and We have arranged it in right order.

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers say: "Why was the whole Qur'an not sent down all at once to him?" It was sent thus that We may keep your heart resolute. So We enunciated it by steps and distinctly.

Muhammad Asad

Now they who are bent on denying the truth are wont to ask. "Why has not the Qur’an been bestowed on him from on high in one single re­velation?" [it has been revealed] in this manner so that We might strengthen thy heart thereby - for We have so arranged its component parts that they form one consistent whole -

Mustafa Khattab

The disbelievers say, "If only the Quran had been sent down to him all at once!" ˹We have sent it˺ as such ˹in stages˺ so We may reassure your heart with it. And We have revealed it at a deliberate pace.

Progressive Muslims

And those who rejected said: "If only the Quran was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.

Sahih International

And those who disbelieve say, "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" Thus [it is] that We may strengthen thereby your heart. And We have spaced it distinctly.

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “Oh, that the Qur’an were but sent down upon him all at once!” Thus — that We might strengthen thy heart thereby; and We have recited it distinctly.

Shabbir Ahmed

Now they who are bent on denying the Truth ask, "Why has not the Qur'an been revealed to him all at once?" So it has been! (It has all been revealed upon the Prophet's heart in the Night of Ruling (97:1)). For, in order to strengthen your heart We have already arranged it in the Right Order. And We have caused you to convey it to people in stages, step by step. (73:4).

Syed Vickar Ahamed

And those who reject Faith say: "Why is Quran not sent to him all at once?" (It is sent) like this so that We may give strength to your heart with it, and We have made it known to you in slow well-ordered stages, little at a time.

Taqi Usmani

Said those who disbelieved, "Why has the Qur’ān not been revealed to him all at once?" (It has been sent down) in this way (i.e. in parts) so that We make your heart firm, and We revealed it little by little.

The Monotheist Group

Andthose who rejected said: "If only the Qur'an was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui ne croient pas disent: ʺPourquoi nʹa-t-on pas fait descendre sur lui le Coran en une seule fois?ʺ Nous lʹavons révélé ainsi pour raffermir ton cœur. Et Nous lʹavons récité soigneusement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ewên kafir bûne gotin: De bila Quran bi yek carê, bi neqlekê jê re bihata hinartin. Me wisa ew hinart da ku em dilê te pê mikûm bikin û me ew li dû hev, jiheveqetandî da xwendin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die ongelovig zijn zeggen: ʺHad de Koran niet als één geheel tot hem neergezonden kunnen worden?ʺ Het is zoals het is, opdat Wij jouw hart versterken en Wij hebben hem achtereenvolgens voorgedragen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De ongeloovigen zeggen: Zoolang de Koran hem niet in zijn geheel en op eens worde nedergezonden, zullen wij niet gelooven. Maar wij hebben dien op deze wijze geopenbaard, opdat wij daardoor uw hart zouden mogen bevestigen, en wij hebben die allengs, bij onderscheiden gedeelten voorgezegd.

Hollandaca — Siregar

En degenen die ongelovig zijn, zeggen: ʺWas de Koran maar in één keer volledig aan hem neergezonden..,ʺ (Maar) zo hebben Wij daarmee jouw hart versterkt (O Moehammad), en Wij hebben hem regelmatig doen voordragen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые стали неверными: «О, если бы был ниспослан ему [Мухаммаду] Коран за один раз (а не частями) [как были ниспосланы Тора, Псалтырь и Евангелие]!» Так [Мы ниспослали Коран по частям] – для того, чтобы укрепить им [таким ниспосланием] твое сердце (о, Пророк), и прочитали Мы его по порядку [аят за аятом].

Rusça — Osmanov

Неверные спрашивают: ʺПочему Коран не ниспослан ему за один раз?ʺ Мы поступили так и [повелели тебе] читать Коран частями, чтобы укрепить твое сердце [в вере].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de som förnekar sanningen säger: ʺVarför har inte (hela) Koranen uppenbarats för honom i ett sammanhang?ʺ Så (har Vi gått till väga) för att stärka din övertygelse; ja, Vi har fogat ihop dess stycken i den bästa ordning till ett väl sammanhållet helt.