Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا

ve ḳāle (e)lleƶīne lā yercūne liḳā'enā levlā unzile ǎleynā l-melāiketu ev nerā rabbenā le ḳadi stekberū fī enfusihim ve ǎtev ǔtuvven kebīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler)
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3لَا
4يَرْجُونَyercūneر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).ummayan(lar)
5لِقَاءَنَاliḳā'enāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.bizimle karşılaşmayı
6لَوْلَاlevlādeğil mi?
7اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilmeli
8عَلَيْنَاǎleynābize
9الْمَلٰٓئِكَةُl-melāiketuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekler
10اَوْevyahut
11نَرٰىnerāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmeliydik
12رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimizi
13لَقَدِle ḳadiandolsun ki
14اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.onlar büyüklük tasladılar
15فِيiçlerinde
16اَنْفُسِهِمْenfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi
17وَعَتَوْve ǎtevع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.ve haddi aştılar
18عُتُوًّاǔtuvvenع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.bir azgınlıkla
19كَبِيرًاkebīranك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bize ulaşacaklarını ummayanlar, bize melekler inmeliydi, yahut da Rabbimizi görmeliydik dediler. And olsun ki onlar, kendi kendilerine ululanmadalar ve büyük bir azgınlığa ve inada düşmedeler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bize ulaşacaklarını ummayanlar, bize melekler inmeliydi, yahut da Rabbimizi görmeliydik dediler. And olsun ki onlar, kendi kendilerine ululanmadalar ve büyük bir azgınlığa ve inada düşmedeler.

Adem Uğur

Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.

Ahmed Hulusi

Bize likayı (kavuşmayı; varlıklarında Esma'mızla açığa çıkışımızı yaşamayı) ummayanlar dedi ki: "Bizim üzerimize melaike inzal edilmeli yahut Rabbimizi (gözümüzle) görmeli değil miydik?" (Hakikatlerindekini kavrayamayıp dışta tanrı aramakta ısrar!). . . Andolsun ki kendi nefslerinde kibre kapıldılar ve büyük bir azgınlık ile haddi aşıp itaatten çıktılar.

Ahmet Tekin

Bizim huzurumuzda hesaba çekileceklerini cezayı ve mükâfatı ummayanlar: 'Bize ya melek indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik.' dediler. Andolsun ki, akıllarınca kendilerini daha büyük gördüler ve azgınlıkta da, pek ileri gittiler.

Ahmet Varol

Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: 'Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?' Andolsun onlar kendi kendilerine büyüklenmiş ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardır.

Ali Bulaç

Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

Ali Fikri Yavuz

Bize kavuşmayı ummayanlar şöyle dediler: “- Üzerimize melekler indirilse ya (böylece verecekleri haber üzerine Muhammed’in (s.a.v.) hak peygamber olduğunu tasdik etsek), yahut Rabbimizi görsek (de O bize doğru haber verse).” Yemin olsun ki, onlar nefislerinde büyüklük ve inad tasladılar, büyük bir azgınlıkla hududu aştılar.

Ali Rıza Safa

Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, şöyle dediler: "Bize melekler indirilseydi veya Efendimizi görseydik olmaz mıydı?" Gerçek şu ki, kendi benliklerinde büyüklüğe kapıldılar ve azgınlıkta çok ileri gittiler.

Bayraktar Bayraklı

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar/inanmayanlar, "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz" derler. Andolsun ki kendi kendilerini büyük gördüler, azgınlıkta çok ileri gittiler.

Bekir Sadak

Bizimle karsilasmayi ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i gormeliyiz» derler. And olsun ki kendi kendilerine buyuklenmisler, azginlikta pek ileri gitmislerdir.

Celal Yıldırım

Bize kavuşacaklarını ümit etmeyenler: «Üzerimize melekler indirilseydi ya, ya da Rabbimizi görmeli değil miydik» derler. And olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklük tasladılar da azgınlık ve taşkınlıkta hayli ileri gittiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyenler, “Bize melekler gönderilmesi veya rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” diyorlar. Gerçek şu ki onlar içlerinde derin bir kibir duygusu besliyor, azgınlıkta sınır tanımıyorlar.

Diyanet İşleri

Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

Diyanet İşleri (eski)

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: 'Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz' derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.

Diyanet Vakfi

Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar «Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik» dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber karşımıza çıkacaklarını ümit etmeyenler: "O melekler üzerimize indirilse yahut Rabbimizi görsek ya." dediler. Andolsun ki, onlar kendilerini büyük gördüler, büyük azgınlık ettiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber likamızı ümid etmiyenler dediler ki: "o melaike bizim üzerimize indirilse ya, yahud rabbımızı görsek a" celalime kasem ederim ki doğrusu nefislerinde kendilerini büyüksündüler, büyük azgınlık ettiler

Erhan Aktaş

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Fizilal-il Kuran

Bizimle karşılaşacaklarını beklemeyenler «bize melekler gönderilmeli değil miydi, ya da doğrudan doğruya Rabb'imizi görmeli değil miydik» dediler. Onlar büyüklük kompleksine kapılarak azgınlıkta son derece ileri gitmişlerdir.

Gültekin Onan

Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefslerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

Hamdi Döndüren

Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, “Bize meleklerin indirilmesi ya da bizim Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi!” dediler. Andolsun onlar, kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla sınırı aştılar.

Hasan Basri Çantay

Bize kavuşmayı ümid etmeyenler dedi (ler) ki: "Bizim üzerimize melekler indirmeli değil miydi, yahud Rabbimizi görmeli (değil mi) ydik"? Andolsun ki onlar nefislerinden kibir (ve azamet) saklamışlar, büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlar (küstahlığa kalkışmışlar) dır.

Hasib Asutay

Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler, 'Bize ya melekler indirmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik' dediler. Andolsun ki onlar, kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük azgınlıkla baş kaldırdılar.

Hayrat Neşriyat

Bize kavuşmayı ummayanlar ise dedi ki: 'Bize melekler indirilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik?' And olsun ki (onlar), nefislerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.

İbni Kesir

Bize kavuşmayı ummayanlar: Bize melekler indirilmeli değil miydi veya Rabbımızı görmeli değil miydik? derler. Andolsun ki; kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardır.

Mehmet Okuyan

Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, “(İnanmamız için) ya bize de melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik!” dediler. Şüphesiz ki onlar, kendileri hakkında kibir gösterdiler ve büyük bir azgınlığa düştüler.

Muhammed Esed

Fakat Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: "Bize niçin melekler gönderilmedi?", yahut "Neden Rabbimizi görmüyoruz?" diye sorup duruyorlar. Gerçek şu ki, onlar büyük bir küstahlıkla (Allah'ın mesajına karşı böylece) burunlarını dikerek kendilerini onulmaz bir büyüklük duygusuna kaptırmış bulunuyorlar!

Mustafa İslamoğlu

Ama Bizim huzurumuza çıkacak yüzü olmayan kimseler: "Bize melekler gönderilseydi veya Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Doğrusu onlar kendi iç dünyalarında büyüklük tasladılar ve hadlerini aşarak kasım kasım kasıldılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Bize kavuşmayı ümit etmeyenler dedi ki: «Bizim üzerimize melekler indirilmeli değil mi idi? Veya Rabbimizi görmeli idik.» Andolsun ki, (onlar) nefislerinde bir büyüklük görmüşlerdir ve büyük bir azgınlık ile azgınlıkta bulunmuşlardır.

Ömer Öngüt

Bize kavuşmayı ummayanlar: “Bize melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik. ” dediler. Andolsun ki onlar kendi kendilerine büyüklenmişler ve azgınlıkta haddi aşmışlardır.

Suat Yıldırım

Âhirette huzurumuza gelip Bizimle karşılaşacaklarını düşünmeyenler: "Bize elçi olarak melekler gönderilmeli yahut Rabbimizi görmeli değil miydik?" dediler. Gerçekten onlar kendilerini büyük görüp azgınlıkta haddi iyice aştılar.

Süleyman Ateş

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?" dedi(ler). Andolsun ki onlar kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.

Süleymaniye Vakfı

Bizim huzurumuza varmayı beklemeyenler: "Melekler bize de indirilse ya da Rabbimizi görsek ya!" derler. Onlar kendilerini büyük görürler ve büyük bir azgınlıkla başkaldırırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşmayı temenni etmeyenler; "Bize (elçi olarak) melekler indirilse veya bizzat Sahibimizi görsek ya?" derler. Kendi kendilerini pek büyük görürler de büyük bir azgınlığa düşerler.

Şaban Piriş

Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler: -Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi? dediler. Kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardı.

Tefhim-ul Kuran

Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: «Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?» Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

Ümit Şimşek

Bize kavuşmayı ummayanlar, 'Üzerimize melekler inseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!' dediler. Gerçekten onlar kendilerini pek büyük gördüler ve büyük bir küstahlıkla azdılar da azdılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bizimlə qarşılaşacaqlarını güman etməyənlər dedilər: “Nə üçün bizə mələklər göndərilmədi? Niyə biz Rəbbimizi görmürük?” Onlar özləri haqqında yüksək fikirdə oldular və böyük üsyankarlıq etdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bizimlə qarşılaşacaqlarına ümid etməyənlər (qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün hüzurumuzda duracaqlarında qorxmayanlar): ″Bizə (Muhəmmədin həqiqi peyğəmbər olduğunu təsdiq edən) mələklər endirilməli, yaxud biz (onun doğru danışıb-danışmadığını bilmək üçün) Rəbbimizi görməli idi!″ – dedilər. Həqiqətən, onlar özləri barəsində təkəbbürə qapıldılar və (Allahı bilavasitə görmək, onunla danışmaq istəməyə cürʼət etməklə) azğınlaşıb həddi çox aşdılar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen, die Uns der Abrechnung wegen nicht zu begegnen hoffen, fragen: ʺWarum werden zu uns keine Engel herabgesandt?ʺ Oder: ʺWarum sehen Wir unseren Herrn nicht mit eigenen Augen?ʺ Sie halten sich selbst für zu wichtig und haben sich Vermessenheit über alle Maße erlaubt.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die nicht die Begegnung mit Uns erwarten, sagen: ʺO würden doch die Engel auf uns herabgesandt, oder könnten wir doch unseren Herrn sehen!ʺ Sie verhalten sich ja hochmütig in Bezug auf sich selbst, und sie lehnen sich in großer Mißachtung auf.

Almanca — M. A. Rassoul

Und diejenigen, die nicht mit Unserer Begegnung rechnen, sagen: ʺWarum werden keine Engel zu uns herniedergesandt? Oder (warum) sollten wir (nicht) unseren Herrn schauen?ʺ Wahrlich, sie denken zu hoch von sich und haben die Schranken arg überschritten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die auf Unsere Begegnung nicht hoffen, sagten: ʺWürden zu ihm doch Engel hinabgesandt werden! Oder würden wir doch unseren HERRN sehen!ʺ Gewiß, bereits erhoben sie sich in Arroganz in ihren Inneren und übertrieben doch eine große Übertreibung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those who do not entertain the thought and belief of meeting with Us in Day of Judgement insolently and defiantly say: "If only the angels would be sent down to us or we could distinctly perceive Allah, our Creator, by sight!" They are extravagant in their accounts of themselves. They display inordinate self- esteem and insolently persist in disobedience and in false pride and bury exhortation in oblivion.

Abdul Haleem

Those who do not fear to meet Us say, ‘Why are the angels not sent down to us?’ or ‘Why can we not see our Lord?’ They are too proud of themselves and too insolent.

Abdullah Yusuf Ali

Such as fear not the meeting with Us (for Judgment) say: "Why are not the angels sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Indeed they have an arrogant conceit of themselves, and mighty is the insolence of their impiety!

Abul A'la Maududi

Those who do not look forward to meet Us say: "Why should angels not be sent to us, or why do we ourselves not observe our Lord?" Surely they are too proud of themselves and have gone beyond all limits in their rebellion.

Aisha Bewley

Those who do not expect to meet Us say, ‘Why have angels not been sent down to us? Why do we not see our Lord?’ They have become arrogant about themselves and are excessively insolent.

Al-Hilali & Khan

And those who expect not a Meeting with Us (i.e. those who deny the Day of Resurrection and the life of the Hereafter) said: "Why are not the angels sent down to us, or why do we not see our Lord?" Indeed they think too highly of themselves, and are scornful with great pride.[1]

Ali Quli Qarai

Those who do not expect to encounter Us say, ‘Why have angels not been sent down to us, or why do we not see our Lord?’ Certainly they are full of arrogance within their souls and have become terribly defiant.

Amatul Rahman Omar

Those who entertain no fear about being present before Us, nor do they expect it, say, `Why should not the angels be sent down to us? Or we see our Lord?' They have indeed thought very highly of themselves and have exceeded all limits of transgression.

Arthur John Arberry

Say those who look not to encounter Us, 'Why have the angels not been sent down on us, or why see we not our Lord?' Waxed proud they have within them, and become greatly disdainful.

Bijan Moeinian

Those who mind the least their meeting with Me on the Day of Resurrection say: "We will believe only if God send us some angels or meet us in person. " What an arrogance, what a rebellion.

E. Henry Palmer

And those who do not hope to meet us say, 'Unless the angels be sent down to us, or we see our Lord. ...!' They are too big with pride in their souls and they have exceeded with a great excess!

Edip-Layth

Those who do not expect to meet Us said, "If only the controllers were sent down upon him, or that we see our Lord." They have become arrogant in themselves, and they have produced a great blasphemy!

George Sale

They who hope not to meet Us at the resurrection say, unless the angels be sent down unto us, or we see our Lord Himself, we will not believe. Verily they behave themselves arrogantly; and have transgressed with an enormous transgression.

Hamid S. Aziz

We have not sent before you any messengers, but lo! They ate food and walked in the markets; but We have made some of you a test for others: will you be steadfast? your Lord is ever Seer.

Mahmoud Ghali

And the ones who do not hope for a meeting with Us have said, "Had there been (the) Angels sent down upon us, or (had it been for us to) see our Lord!" Indeed they have already waxed proud within themselves and have rebelled a great rebellion.

Marmaduke Pickthall

And those who look not for a meeting with Us say: Why are angels not sent down unto us and (Why) do we not see our Lord! Assuredly they think too highly of themselves and are scornful with great pride.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who do not hope to meet Us say: "Why are no angels sent down to us, or why do we not see our Lord?" They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.

Muhammad Asad

But those who do not believe that they are destined to meet Us are wont to say, "Why have no angels been sent down to us?" – or, “Why do we not see our Sustainer?” Indeed, they are far too proud of themselves, hav­ing rebelled [against God’s truth] with utter disdain!

Mustafa Khattab

Those who do not expect to meet Us say, "If only the angels were sent down to us, or we could see our Lord!" They have certainly been carried away by their arrogance and have entirely exceeded all limits.

Progressive Muslims

And those who do not expect to meet Us said: "If only the Angels were sent down upon him, or that we see our Lord. " They have become arrogant in their souls, and they have produced a great blasphemy!

Sahih International

And those who do not expect the meeting with Us say, "Why were not angels sent down to us, or [why] do we [not] see our Lord?" They have certainly become arrogant within themselves and [become] insolent with great insolence.

Sam Gerrans

And those who look not for a meeting with Us say: “Oh, that the angels were but sent down upon us, or we but saw our Lord!” They have waxed proud concerning themselves, and scornful with great scorn.

Shabbir Ahmed

Those who do not believe that they are destined to meet Us, say, "Why do not angels come down to us, or why do we not see our Lord?" Assuredly, they think too highly of themselves and they are uttering a gross insult.

Syed Vickar Ahamed

And those who do not expect (their) meeting Us said: "Why are the angels not sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Truly, they have a false opinion of themselves with rudeness in their great arrogance!

Taqi Usmani

Said those who do not even expect to meet Us, "Why the angels are not sent down to us or why do we not see our Lord?" Indeed they think too highly of themselves, and have gone too far in rebellion.

The Monotheist Group

Andthose who do not expect to meet Us said: "If only the angels were sent down upon us, or that we see our Lord." They have become arrogant in their souls, and they have produced a great blasphemy!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui nʹespèrent pas Nous rencontrer disent: ʺSi seulement on avait fait descendre sur nous des Anges ou si nous pouvions voir notre Seigneur!ʺ En effet, ils se sont enflés dʹorgueil en eux-mêmes, et ont dépassé les limites de lʹarrogance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ewên ku hêviya hatina ber destê me nakin, gotin: De bila firîşte ji bo me hatibûna xwarê yan jî de bila me aşkera Xwedayê xwe bidîtaya. Sond be, wan di nefsa xwe de xwe mezin dêra û bi pozbilindiyeke mezin ji hedê xwe derketin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die niet hopen op de ontmoeting met Ons zeggen: ʺHadden dan de engelen niet tot ons neergezonden kunnen worden? Of zagen wij onze Heer maar!ʺ Zij zijn ingebeeld en hebben grote minachting.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die niet hopen ons bij de opstanding te ontmoeten, zeggen: Zoolang de engelen niet tot ons worden nedergezonden, of wij zelven onzen Heer niet zien, zullen wij niet gelooven. Waarlijk, zij gedragen zich overmoedig en hebben op vreeselijke wijze gezondigd.

Hollandaca — Siregar

En degenen die niet op de ontmoeting met Ons hopen, zeiden: ʺWaren de Engelen maar tot ons neergezonden of zagen wij onze Heer maar!ʺ Voorzeker, zij zijn arrogant over zichzelf en zij overtreden met een grote overtreding.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые не надеются на встречу с Нами [те, которые не верят в День Суда]: «Если бы к нам были ниспосланы ангелы (которые сказали бы нам, что Мухаммад говорит истину) или же (если) мы (своими глазами) увидели бы нашего Господа (и Он сообщил бы нам, что Мухаммад на самом деле является Его посланником)!» И возгордились они [эти многобожники] собой [посчитали себя очень важными] и преступили (своей этой речью) (границу дозволенного) великим преступлением [выйдя далеко за пределы].

Rusça — Osmanov

Те, которые надеются, что не предстанут перед Нами, говорят: ʺПочему к нам не ниспосланы ангелы? Почему мы не видим нашего Господа?ʺ Они, несомненно, возгордились в сердце и подняли великий бунт [против Аллаха].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de som inte hoppas att de skall få möta Oss säger: ʺOm ändå änglar hade sänts till oss!ʺ eller: ʺOm vi ändå hade fått se vår Herre!ʺ Vilken hög uppfattning har de inte om sig själva! Vilken oförskämd uppstudsighet!ʺ