(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًا اَهٰذَا الَّذِي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبِيلًا

ve iƶā raevke in yetteḣiƶūneke illā huzuven e hāƶā elleƶī beǎṧe (a)llahu rasūlen / in kāde le yuDillunā ǎn ālihetinā levlā en Sabernā ǎleyhā ve sevfe yeǎ'lemūne Hīne yeravne l-ǎƶābe men eDellu sebīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2رَاَوْكَraevkeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.seni gördükleri
3اِنْin
4يَتَّخِذُونَكَyetteḣiƶūnekeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekseni yapmıyorlar
5اِلَّاillābaşka bir şey
6هُزُوًاhuzuvenه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)eğlence konusundan
7اَهٰذَاe hāƶābunu mu?
8الَّذِيelleƶī
9بَعَثَbeǎṧeب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgöndermiş
10اللّٰهُ(a)llahuAllah
11رَسُولًاrasūlenر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir elçi
1اِنْin
2كَادَkādeك و دneredeyse, az daha (?)nerdeyse
3لَيُضِلُّنَاle yuDillunāض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bizi saptıracaktı (diyorlar)
4عَنْǎn-dan
5اٰلِهَتِنَاālihetināا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarımız-
6لَوْلَاlevlāeğer etmeseydik
7اَنْen
8صَبَرْنَاSabernāص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.biz kararlılık
9عَلَيْهَاǎleyhāonda
10وَسَوْفَve sevfeve yakında
11يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceklerdir
12حِينَHīneح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmekzaman
13يَرَوْنَyeravneر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
14الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
15مَنْmenkimin
16اَضَلُّeDelluض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapık olduğunu
17سَبِيلًاsebīlenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunun

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kulluklarında sebât etmeseydik neredeyse bizi de mâbûtlarımızdan saptıracaktı derler ve yakında, azâbı gördüler mi, bilecekler onlar, kimin yolu, daha yabanda.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kulluklarında sebât etmeseydik neredeyse bizi de mâbûtlarımızdan saptıracaktı derler ve yakında, azâbı gördüler mi, bilecekler onlar, kimin yolu, daha yabanda.

Adem Uğur

Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı diyorlar. Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!

Ahmed Hulusi

"Eğer onlar (ilahlarımız) üzerine dirençli olmasaydık, (Rasul) neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı". . . Azabı gördüklerinde, kimin yolunun sapmış olduğunu anlayacaklar.

Ahmet Tekin

'Şâyet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, neredeyse, bizi tanrılarımızdan uzaklaştırıp, dalâleti tercihimize sebep olacaktı' diyorlar. Azâbı gördükleri zaman kimin, kendilerinin mi, mü’minlerin mi hak yoldan daha uzak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmiş olduklarını öğrenecekler.

Ahmet Varol

Eğer biz onların üzerinde kararlılık göstermeseydik neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.' Yakında azabı gördüklerinde kimin yolca daha sapık olduğunu bilecekler.

Ali Bulaç

"Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.

Ali Fikri Yavuz

(Senin için diyorlar ki) “- Az kalsın bizi, putlarımıza ibadet etmekten çevirecekti, eğer üzerlerine sebat (la ibadet) etmeseydik...” Fakat, ileride azabı görecekleri gün, yolca daha sapık kimdir, bilecekler.

Ali Rıza Safa

"Kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı!" Oysa cezayı gördükleri zaman, kimin yolunun sapkın olduğunu öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

"Şayet tanrılarımıza inanmakta direnmeseydik, az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir!

Bekir Sadak

Tanrilarimiz uzerinde direnmeseydik, dogrusu neredeyse bizi onlardan uzaklastiracakti» derler. Azabi gordukleri zaman, kimin yolunun sapik oldugunu bileceklerdir.

Celal Yıldırım

Tanrı edindiğimiz (putlara tapmakta) sabretmemiş olsaydık, neredeyse bizi saptıracaktı! derler. İleride bunlar azabı görünce kimin yol edinme bakımından daha sapık olduğunu bileceklerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Eğer tanrılarımıza kararlılıkla bağlı kalmasaydık neredeyse bizi onlardan koparacaktı” derler. Ama azabı gördüklerinde yolunu büsbütün şaşırmışların kimler olduğunu anlayacaklar!

Diyanet İşleri

(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

Diyanet İşleri (eski)

'Tanrılarımız üzerinde direnmeseydik, doğrusu neredeyse bizi onlardan uzaklaştıracaktı' derler. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.

Diyanet Vakfi

«Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı» diyorlar. Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı» diyorlar. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sahi be! Az kalsın bizi tanrılarımızdan saptıracaktı, onlara tapmakta direnmemiş olsaydık! diyorlar. Fakat ileride azabı görecekleri gün kimin yolunun daha sapık olduğunu bilecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sahi be! Az kaldı bizi ma'budlarımızdan sapıtacaktı, eğer üzerlerine sebat etmesekti! diyorlar, fakat ileride bilecekler, azabı görecekleri gün: kimmiş o yolu daha sapık olan?

Erhan Aktaş

"Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu bileceklerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Şayet ilahlarımıza bağlılıkta kararlı olmasaydık, neredeyse bizi saptırıyordu." diyorlar. Azabı gördükleri zaman kimin sapkın olduğunu görecekler.

Fizilal-il Kuran

Eğer biz ilahlarımıza ısrarla bağlılığımızı sürdürmeseydik, az kalsın bu adam bizi onlardan vazgeçirecekti derler. Yakında azabımızı gördüklerinde kimin yolunun sapık olduğunu öğreneceklerdir.

Gültekin Onan

"Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış öğreneceklerdir.

Hamdi Döndüren

“Eğer tanrılarımıza sabırla bağlanmasaydık, gerçekten, neredeyse, bizi onlardan uzaklaştıracaktı!” (diyorlar). Azabı gördüklerinde, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir!

Hasan Basri Çantay

(Şöyle derler): "Hakıykat, eğer üzerlerine (düşüb) sebat göstermeseydik bizi az kaldı Tanrılarımızdan sapdıracakdı o". Onlar azabı görecekleri vakit kim yolca daha sapıkdır, yakında bilecekler.

Hasib Asutay

(Müşrikler) 'Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilâhlarımızdan saptıracaktı.' derler. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!

Hayrat Neşriyat

'Eğer (onlara tapmakta) üzerlerine sebât etmeseydik, nerede ise bizi ilâhlarımızdan saptıracaktı!' (derler.) Fakat azâbı gördükleri zaman, yolca daha sapıkolanın kim olduğunu ileride bilecekler!

İbni Kesir

Gerçekten tanrılarımız üzerinde direnmeseydik bizi az kalsın onlardan saptıracaktı, derler. Azabı gördükleri vakit, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.

Mehmet Okuyan

(Müşrikler) “Onları (savunmakta) kararlılık göstermemiş olsaydık, neredeyse bizi ilahlarımızın (yolundan) saptıracaktı!” (diyorlar). Azabı gördüklerinde kimin yolu şaşırdığını ileride bileceklerdir!

Muhammed Esed

"Eğer onlara sıkıca sarılmasaydık, bizi neredeyse tanrılarımızdan uzaklaştıracaktı!" (diyorlar.) Fakat (kendilerini bekleyen) azabı gördükleri zaman (doğru) yoldan uzaklaşan kişilerin kim olduğunu öğrenecekler!

Mustafa İslamoğlu

Sahiden, şayet onlar üzerinde ısrar etmeseymişiz bizi ilahlarımız(ın yolun)dan saptıracakmış!" (diyorlar).Ama zaman gelecek, azabı gördüklerinde kimin daha çok yoldan sapmış olduğunu öğrenecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Az kaldı ki bizi mabutlarımızdan sapıtıversin, eğer biz onun üzerine sabreder olmasa idik,» (diyorlar). Ve yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu bileceklerdir.

Ömer Öngüt

“Eğer ilâhlarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse ilâhlarımızdan saptıracaktı!” (diyorlar). Azabı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler.

Suat Yıldırım

"Eğer biz sebat etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan vazgeçirecekti." derler. Ama kendilerini bekleyen azabı gördükleri vakit, asıl sapanın kim olduğunu işte o zaman anlayacaklardır.

Süleyman Ateş

"Eğer biz tanrılarımıza tapmakta ısrar etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı." (diyorlar). Azabı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı

Eğer ilahlarımıza bağlılıkta sebat göstermeseydik az kalsın bizi onların yolundan saptıracaktı." (Bu kafirler) Azabı görünce, yoldan sapmış olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Eğer direnmeseydik az kalsın bizi ilahlarımızın yolundan saptıracaktı." diyorlar. Azabı görünce yolu yanlış olanın kim olduğunu öğrenirler.

Şaban Piriş

-Eğer dayanmasaydık az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, derler. Onlar azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler.

Tefhim-ul Kuran

«Eğer biz onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptırmış olacaktı.» Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, onlar öğreneceklerdir.

Ümit Şimşek

'Sebat etmeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı.' Fakat azabı gördüklerinde, yoldan sapanın kim olduğunu öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Eğer biz kendilerine bağlılıkta sabırlı olmasaydık, bu bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gördüklerinde, yolca kimin daha sapık olduğunu bilecekler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər biz məbudlarımıza tapınmaqda səbirli olmasaydıq, az qala o bizi onlardan uzaqlaşdıracaqdı”. Onlar əzabı gördükləri zaman kimin haqq yoldan daha çox azdığını anlayacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər biz (bütpərəstliyimizdə) səbir (səbat) göstərməsəydik, az qala bizi tanrılarımıza tapınmaqdan sapdırmışdı″. Onlar əzabı (qiyamət əzabını) gördükdə haqq yoldan kimin daha çox azdığını biləcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hat uns fast von unseren Göttern abgebracht, doch wir blieben beharrlich dabei.ʺ Sie werden wissen, wenn sie der qualvollen Strafe ansichtig werden, wer den Weg der schlimmsten Verirrung einschlug.

Almanca — Der Edle Quran

Beinahe hätte er uns fürwahr von unseren Göttern abirren lassen, wenn wir nicht (beharrlich) an ihnen festgehalten hätten.ʺ Sie werden, wenn sie die Strafe sehen, erfahren, wer weiter vom Weg abgeirrt ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, er hätte uns beinahe irregeführt, hinweg von unseren Göttern, hätten wir nicht geduldig an ihnen festgehalten.ʺ Und sie werden erfahren, wenn sie die Strafe sehen, wer weiter vom Weg abgeirrt ist.

Almanca — Muhammad Zaidan

Beinahe hätte er uns doch von unseren Gottheiten abirren lassen, hätten wir uns nicht in Geduld ihnen gegenüber geübt!ʺ Und sie werden wissen, wenn sie die Peinigung sehen, wer weiter vom Weg abgeirrt ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"He almost succeeded", they add, "in influencing our thoughts against our gods and he nearly made us err and our sober wishes almost learned to stray, had it not been for our firmness and constancy". But on the day they are confronted with the torment laid upon the damned they shall then realize who had been lost in the blind mazes of entangled wood.

Abdul Haleem

He might almost have led us astray from our gods if we had not stood so firmly by them.’ When they see the punishment, they will know who is furthest from the path.

Abdullah Yusuf Ali

"He indeed would well-nigh have misled us from our gods, had it not been that we were constant to them!" - Soon will they know, when they see the Penalty, who it is that is most misled in Path!

Abul A'la Maududi

Had we not firmly persevered in our devotion to them (he had almost) led us astray from our gods." But soon, when they see the chastisement, they will come to know who had strayed too far from the Right Way.

Aisha Bewley

He might almost have misled us from our gods had we not stuck to them steadfastly!’ They will soon know, when they see the punishment, whose way is the most misguided.

Al-Hilali & Khan

"He would have nearly misled us from our âlihah (gods), had it not been that we were patient and constant in their worship!" And they will know when they see the torment, who it is that is most astray from the (Right) Path!

Ali Quli Qarai

Indeed he was about to lead us astray from our gods, had we not stood by them. ’ Soon they will know, when they sight the punishment, who is further astray from the [right] way.

Amatul Rahman Omar

`He indeed had well-nigh led us astray from our gods if we had not adhered to them steadfastly. ' And they shall soon know for certain, when they see the punishment who had completely lost the straight path.

Arthur John Arberry

Wellnigh he had led us astray from our gods, but that we kept steadfast to them. ' Assuredly they shall know, when they see the chastisement, who is further astray from the way.

Bijan Moeinian

They will continue: "He almost succeeded in misleading us. If we had not been perseverant in worshipping our gods, we would have been misled by now!" They will realize who is misled, when they come face to face with their punishment.

E. Henry Palmer

he well-nigh leads us astray from our gods, had we not been patient about them. ' But they shall know, when they see the torment, who errs most from the path.

Edip-Layth

"He nearly diverted us from our gods had we not been patient for them." When they see the retribution, they will learn who is on a path most astray.

George Sale

Verily he had almost drawn us aside from the worship of our gods; if we had not firmly persevered in our devotion towards them. But they shall know hereafter, when they shall see the punishment prepared for them, who hath strayed more widely from the right path.

Hamid S. Aziz

And when they see you (Muhammad) they only took you for a jest, "Is this he whom Allah has sent as a Messenger?

Mahmoud Ghali

Decidedly he had almost made us, indeed, to err away from our gods, had we not (suffered ourselves) to endure patiently with them. " And eventually they will know, while they see the tornment, who has erred further from the way.

Marmaduke Pickthall

He would have led us far away from our gods if we had not been staunch to them. They will know, when they behold the doom, who is more astray as to the road.

Mohamed Ahmed - Samira

He would have surely turned us away from our gods if we had not adhered to them. " They will know soon who is farther away from the path when they see the punishment!

Muhammad Asad

Indeed, he would well-nigh have led us astray from our deities, had we not been [so] steadfastly attached to them!" But in time, when they see the suffering [that awaits them], they will come to know who it was that went farthest astray from the path [of truth]!

Mustafa Khattab

He would have almost tricked us away from our gods, had we not been so devoted to them." ˹But˺ soon they will know, when they face the punishment, who is far astray from the ˹Right˺ Way.

Progressive Muslims

"He nearly diverted us from our gods had we not been patient for them. " They will learn when they see the retribution who is on a path most astray.

Sahih International

He almost would have misled us from our gods had we not been steadfast in [worship of] them. " But they are going to know, when they see the punishment, who is farthest astray in [his] way.

Sam Gerrans

“He had almost led us astray from our gods, were we not steadfast towards them.” And they will know, when they see the punishment, who is further astray in the path.

Shabbir Ahmed

He would have led us far away from our gods if we were not staunch to them. " They will know, when they see the doom, as to who is more astray from the Path.

Syed Vickar Ahamed

"Truly, he would have almost misled us from our gods, if we were not unchanging towards them!"— Soon will they know, when they see the penalty, who it is that is most misled from the (true) path!

Taqi Usmani

He would have almost led us astray from our gods, had we not been so firm towards them." They will know when they will see the punishment, who is farther astray in his way.

The Monotheist Group

"Henearly diverted us from our gods had we not been patient for them." They will learn when they see the retribution who is on a path most astray.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Peu sʹen est fallu quʹil ne nous égare de nos divinités, si ce nʹétait notre attachement patient à elles!ʺ. Cependant, ils sauront quand ils verront le châtiment, qui est le plus égaré en son chemin.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ew ji hev re dibêjin:) Eger me li ser hebandina mabûdên xwe sebat nekira, hindik dima ku wî em ji riya îlahên me bixiranda. Paşê dema ew ezab bibînin, ew dê bizanin ka kî rêşaştir e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bijna had hij ons van onze goden laten afdwalen, als wij niet aan hen vastgehouden hadden.ʺ Zij zullen, wanneer zij de bestraffing zien, wel weten wie er het verst afgedwaald is van de weg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, hij had ons bijna van de aanbidding van onze goden afgetrokken, indien wij niet gestreng waren blijven volharden in onze onderwerping aan hen. Maar als zij de straf zullen zien, welke voor hen is gereed gemaakt, zullen zij ʹt hierna weten, wie meer van het rechte pad is afgedwaald.

Hollandaca — Siregar

Hij had ons bijna van onze goden doen afdwalen, als wij niet geduldig met hen gebleven waren.ʺ Maar zij zullen weten, wanneer zij de bestraffing zien, wie het verst van de Weg afgedwaald is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Мухаммад] (был) (уже) близок к тому, чтобы (своими сильными доводами) сбить нас от наших богов, если бы мы не проявили терпение в (поклонении) им». И узнают они, когда увидят (постигающее их) наказание, кто больше сбился с пути [кто является более заблудшим]!

Rusça — Osmanov

[который] чуть было не сбил нас [с пути], если бы мы не были привержены к нашим богам?ʺ Но они скоро узнают, когда понесут наказание, кто наиболее отклонившийся с пути [истины].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hade vi inte varit så trogna mot våra gudar, skulle han ha kunnat förmå oss att överge dem!ʺ Men när de ser straffet (som väntar dem) skall de inse vem som hade förirrat sig längst från (den raka) vägen!