Sözlük

م ل ك (MLK)

M-l-k

مَلِك halk üzerinde emretme ve yasak koyma yetkisine sahip olan kişidir. Bu da insan siyasetine mahsus bir durumdur. Bundan dolayı مَلِكُ النَّاسِ İnsanların hükümdarı denir. مَلِكُ اْلأَشْيَاءِ eşyanın hükümdarı, denmez.

Yüce Allah’ın مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ din günün hükümdarı (1/Fatiha 4). Bu âyetin anlamı, din gününde hükümdar olan O’dur. Çünkü o gün: لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ Bugün hükümranlık kimindir? denir; hepsi: Gücü her şeye yeten tek Allah’ındır, derler (40/Mü’min 16).

مِلْك hükümranlık iki çeşittir.

Birisi sahiplik etmek ve üstlenmektir.

Diğeri ise, sahiplik ve üstlenme olmasa bile, bunları yapabilecek güce sahip olmaktır. Yüce Allah’ın: إِنَّ الْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar (27/Neml 34) sözü birinci anlamına misaldir.

إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنْبِيَاءَ وَجَعَلَكُم مُلُوكاً içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır (5/Mâide 20) âyeti ise, ikinci manasına örnektir.

Burada peygamberliği özel, hükümdarlığı ise, genel kılmıştır. Çünkü burada hükümdarlıktan kasıt kendisiyle siyasete aday olunan güçtür. Yoksa Yüce Allah onların tümünü hükümdar kılmış değildir. Çünkü bu hikmete uygun değildir.

Nitekim لاَ خَيْرَ فِي كَثْرَةِ الرُّؤَسَاءِ Başkanların çokluğunda hayır yoktur, diye bir ata sözü vardır.

Bazıları der ki: مَلِك (Melik), siyasete hükmeden herkese verilen isimdir. Bu, nefsine hakim olmak, temkin ile hareket etmek, kendisine verilmiş olan güçlerin yularını elinde tutup onları heva hevesin peşine düşmekten alıkoymaktır. Başkasına karşı gücünü kullanmada da kendine hakim olmadır; ister bizzat insanların üzerine almış olsun, isterse olmasın. Buna daha önce işaret edilmiştir.

Allah buyurur ki: فَقَدْ آتَيْنَا آلَ إِبْرَاهِيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَآتَيْنَاهُم مُلْكاً عَظِيماً İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik (4/Nisâ 54).

مُلْك ise, Yüce Allah’ın sürekli olan hakkıdır. Bundan dolayı şöyle buyurur: لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ Hükümranlık O’nundur, Övülmek O’na mahsustur (64/Tegâbun 1); قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاء وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ De ki: Mülkün sahibi olan Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın (3/Âl-i İmrân 26).

مُلْك kendisinde tasarruf edilebilecek şeyleri güç ile ele geçirmektir.

مِلْك ise, مُلْك sözcüğü için cins türünden bir şeydir. Onun için, her mülk aynı zamanda milkdir; ama her milk aynı zamanda mülk değildir.

Allah buyurur ki:  ِ قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ De ki: Mülkün sahibi olan Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin (3/Âl-i İmrân 26), وَلاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرّاً وَلاَ نَفْعاً وَلاَ يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلاَ حَيَاةً وَلاَ نُشُوراً kendilerine ne zarar ve ne de fayda vermeye gücü yeten; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen (25/Furkân 3); أَمَنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ Kulak ve gözlerine hükmeden kimdir? (10/Yûnus 31); قُلْ لاَ أَمْلِكُ لِنَفْسِي نَفْعاً وَلاَ ضَرًّا De ki: ben kendime bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim (7/A’râf 188).

Buna benzer âyetler çoktur.

مَلَكُوت ise, Yüce Allah’ın hükümranlığına mahsus bir kelimedir. مَلَكَ fiilinin mastarıdır. رَحَمُوت ve رَهَبُوت gibi sonuna tâ harfi eklenmiş hâlidir.

Allah buyurur ki: وَكَذَلِكَ نُرِي إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ İbrahim’e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk (6/En’âm 75); أَوَلَمْ يَنظُرُوا فِي مَلَكُوتِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ Göklerin ve yerin hükümranlığına bakmazlar mı? (7/A’râf 185).

مَمْلَكَة sözcüğü ise, hükümdarın sahip olduğu ve sultası altında bulunan bölge demektir.

مَمْلُوك kelimesi de, el altında bulundurulan kölelere mahsus bir sözcüktür. Allah buyurur ki: عَبْداً مَمْلُوكاً başkasının malı olan bir köle (16/Nahl 75).

فُلاَنٌ جَوَادٌ بِمَمْلُوكِهِ falan sahip olduğu şeylerde cömerttir, denir.

مِلْكَة ise, köle mülkiyetine mahsus bir kelimedir.

فُلاَنٌ حَسَنُ اْلمِلْكَة falan kişi kölelerine iyi davranıyor, denir.

Kur’ân-ı Kerim’de kölelere sahip olma يَمِين kavramı ile dile getirilmiştir.

Allah buyurur ki: لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ Ellerinizin altında olanlar sizden izin istesinler (24/Nûr 58); أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ veya sahip olduğunuz cariyeler (4/Nisâ 3); أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ veya malik oldukları cariyeleri (24/Nûr 31).

مَمْلُوك ise, hükümranlığı (hakimiyet veya sahipliği) kabul eden kişidir.

مِلاَكُ اْلأَمْرِ işin üzerinde durduğu/temelidir.

اَلْقَلْبُ مِلاَكُ اْلجَسَدِ Kalp vücudun asıl dayanağıdır.

مِلاَك evlendirmedir. أَمْلَكُوهُ Onu evlendirdiler, demektir. Burada koca, kadını idare etmede hükümdara benzetilmiştir. Bu bakış açısıyla: كَادَ اْلعَرُوسُ أَنْ يَكُونَ مَلِكًا Damat, neredeyse kral olacaktı.

مَلِكُ اْلإِبِلِ وَالشَّاءِ deve ve koyunların hükümdarı ise, onların önünde olup sürünün arkasından gittiği hayvandır.

مَا ِلأَحَدٍ فِي هَذَا مَلْكٌ وَمِلْكٌ غَيْرِي Bu işte benden başka hükümran ve sahip olan yoktur denir. Allah buyurur ki: قَالُوا مَا أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık dediler. (20/Tâhâ 87). بِمَلْكِنَا kelimesinin mîm harfi esre ile de okunmuştur.

مَلَكْتُ اْلعَجِينَ Hamuru sert biçimde yoğurdum.

حَائِطٌ لَيْسَ لَهُ مِلاَكٌ Tutturucusu olmayan duvar demektir.

Gramerciler, melekler anlamına gelen مَلَك sözcüğünü ise, مَلاَئِكَة kelimesinden alınmış, mim harfinin ise, eklenmiş olduğunu söylerler.

Bazı araştırmacı alimler der ki: Bu kelime مِلْك hükümranlık kökünden alınmıştır. Birtakım yıldızlara hükmeden melekler مَلَك –lam hari fethalı okunur- adını alırlar. Birtakım yükümlülük ve hükümranlığı olan insana ise, مَلِك –lam harfi esreli okunur- adı verilmiştir.

Buna göre, her melek, aynı zamanda melaikedir ama her melaike aynı zamanda melek değildir. مَلَك Yüce Allah’ın: فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْراً işleri yöneten meleklere (79/Nâziât 4); فَالْمُقَسِّمَاتِ أَمْراً işleri yöneten meleklere (51/Zâriyât 4); وَالنَّازِعَاتِ Canları şiddetle çekip alanlara (79/Nâziât 1) vb âyetlerde işaret ettiği meleklerdir.

مَلَكُ اْلمَوْتِ ölüm meleği de bu anlamdandır. Allah buyurur ki: وَالْمَلَكُ عَلَى أَرْجَائِهَا Melekler onun çevresindedirler (69/Hâkka 17); وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ ve iki meleğe indirilen (2/Bakara 102); قُلْ يَتَوَفَّاكُم مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz (32/Secde 11).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →