Sözlük

م س س (MSS)

M-s-s

مَسّ dokunma aynı anlamda olan لَمْس gibidir. Fakat لَمْس bazen bulunmasa da bir şeyi aramak/istemek için kullanılır. Şair şöyle der:

422- وَأَلْمَسُهُ فَلاَ أَجِدُهْ

422- Onu arıyorum, fakat bulamıyorum.

مَسّ : Sözcüğü, dokunmak suretiyle bir şeyi algılamak, duymak manasına gelir. Bu kavram, kinâye yoluyla beraber olmayı da anlatır. مَسَّهَا وَمَاسَّهَا o kadına dokunda, o kadınla birbirine dokundular denir.

Allah buyurur ki: وَإِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ أَنْ تَمَسُّوهُنَّ Eğer onlara dokunmadan onları boşarsanız (2/Bakara 237); لاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنُّ Kadınlara dokunmadan onları boşarsanız size sorumluluk yoktur (2/Bakara 237) Bu âyeti kerime مَا لَمْ تُمَاسُّوهُنَّ olarak da okunmuştur.

Allah buyurur ki: أَنَّى يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ …Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir? (3/Âl-i İmrân 47).

Büyük ihtiyaç anlamına gelen مَسِيس kelimesi, beraber olmanın kinâye yoluyla anlatılmasıdır.

مَسّ ise, deliliğin kinâye yoluyla anlatılmasıdır.

Allah buyurur ki: يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّ كَمَا يَقُومُ الَّذِي şeytanın dokunduğu kimsenin kalktığı gibi kalkarlar (2/Bakara 275).

مَسّ kelimesi, insana dokunan her bir eziyet için kullanılır.

Allah buyurur ki: وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ إِلاَّ أَيَّاماً مَّعْدُودَةً Ateş bize sadece sayılı birkaç gün dokunacaktır, derler (2/Bakara 80); مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَاءُ وَالضَّرَّاء Darlığın ve zorluğun dokunduğu (2/Baklara 214); ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ Cehennemin dokunan azabını tadın (54/Kamer 48); مَسَّنِيَ الضُّرُّ Bana zorluk dokundu (21/Enbiyâ 83); مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ şeytan bana dokundu (38/Sâd 41); مَسَّتْهُمْ إِذَا لَهُم مَكْرٌ فِي آيَاتِنَا dokunduğunda hemen âyetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar (10/Yûnus 21); وَإِذَا مَسَّكُمُ الْضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ إِلاَّ إِيَّاهُ Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah’tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider (17/İsrâ 67).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →