م س ح (MSḪ)
M-s-h
Kazınmış dirheme مَسِيح düz, yumuşak yere ise, أَمْسَح denir. مَسَحَ اْلأَرْضَ deyimi, toprağı ekmek demektir. Yürüyüş, مَسَحَ fiili ile de ifâde edildiği gibi, ذَرَعَ fiili ile de ifâde edilmiş ve şöyle denmiştir: مَسَحَ اْلبَعِيرُ اْلمَفَازَةَ وَذَرَعَهَا Deve çölde yürüdü ve onu geçti.
Fıkıh literatüründe مَسْح sözcüğü, suyu azaların üzerinde gezdirmektir. مَسَحْتُ لِلصَّلاَةِ تَمَسَّحْتُ Namaz için meshettim, mesih aldım, denir.
Allah buyurur ki: وَامْسَحُوا بِرُؤُوسِكُمْ başlarınızı meshedin (5/Mâide 6).
مَسَحْتُهُ بِالسَّيْفِ deyimi, vuruşun kinâye yoluyla ifâdesidir. Onu kılıçla vurdum, demektir. مَسَسْتُ kılıçla dokundum, denmesi gibi.
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: فَطَفِقَ مَسْحاً بِالسُّوقِ وَاْلأَعْنَاقِ Bacaklarını ve boyunlarını vurmaya başlamıştı (38/Sâd 33).
Yüzünün bir tarafı düz olduğu için Deccâl’a مَسِيح Mesih, denmiştir. Rivâyette: أَنَّهُ لاَ عَيْنَ لَهُ وَلاَ حَاجِبَ Deccâl’ın ne gözü ne de kaşı vardır, denmiştir.
Deniyor ki: Hz. İsa da sürekli yeryüzünde dolaştığından مَسِيح adını almıştır. Çünkü onun zamanında ders verirken sürekli yürüdükleri için kendilerine Meşşâî veya seyyâh adı verilen bir kesim vardı.
Bazılarına göre, vücudunda hastalık bulunan bir kişiye elini sürdüğünde iyileştiği, bazılarına göre ise, annesinden yağlanmış olarak doğduğu için ona مَسِيح denmiştir.
Kimilerine göre, Mesih, aslı İbranice de مَشُوح iken, Arapçalaşırken مَسِيح olmuştur. Aynı şekilde مُوسَى da aslında مُوشَى idi.
Bazıları der ki: مَسِيح iki gözünden biri kör olan, kimsedir. Rivâyette: إِنَّ الدَّجَّالَ مَمْسُوحُ اْليُمْنَى Deccal’ın sağ gözü kördür; وَعِيسَى مَمْسُوحُ اْليُسْرَى İsa’nın (as) ise, sol gözü kördür denmiştir. Bu sözlerin doğru yorumu şöyle olabilir: Deccal’dan ilim, akıl, yumuşak huyluluk gibi güzel huylar alınmış, İsa (as) ise, cehâlet, kötülük, hırs gibi diğer kötü huylardan arıtılmıştır.
Beraber olmak da kinâye yoluyla مَسْح dokunmak diye adlandırılmıştır, tıpkı مَسّ ve لَمْس formları kinâye yoluyla beraber olmak için kullanıldığı gibi.
Terin az olanına مَسِيح denmiştir.
مَِسْح Çul, çuval bezi, rahip cüppesi manasındadır. Bunun çoğulu مُسُوح ve أَمْسَاح şeklinde gelmektedir.
تِمْسَاح timsah ise, bilinen hayvandır. İnsanların dik kafalı, serkeş olanları ona benzetilmiştir.