م ص ر (MṦR)
M-s-r
مِصْر ise, aslında sınır demektir. Hecerliler اِشْتَرَى فُلاَنٌ اَلدَّارَ بِمُصُورِهَِا falanca evi sınırlarıyla beraber satın aldı der ve ev alımında bunu şart koşarlardı.
Şair şöyle der:
424- وَجَاعِلُ الشَّمْسِ مِصْرًا لاَخَفَاءَ بِهِ *** بَيْنَ النَّهَارِ وَبَيْنَ الَّليْلِ قَدْ فَصَلاَ
424- Güneşi hiçbir gizli tarafı olmayan bir sınır kılan
Gündüz ile gece arasını kesin biçimde ayıran.
Allah buyurur ki: اِهْبِطُوا مِصْراً Mısır’a inin (2/Bakara 61). Burada kastedilen Mısır şehridir. Dilbilgisi açısından bu kelimenin munsarıf olması ortasının harekesizliğinden ötürü kelimenin hafifliğindendir. Bazıları: Buradaki مِصْرًا sözcüğü herhangi bir şehirdir, derler.
مَاصِر iki su arasındaki engeldir.
مَصَرْتُ النَّاقَةَ Parmakları dişi devenin memeleri etrafında toplayıp sağmaya başladım, demektir. Bu anlamda لَهُمْ غَلَّةٌ يَمْتَصِرُونَهَا Onların bir sağılmışı var, sağıyorlar denmiştir. Yani, ondan azar azar bir şey sağıyorlar.
ثَوْبٌ مُمَصَّرٌ Boyaya doymuş elbise, demektir.
نَاقَةٌ مَصُورٌ Sütünü vermeyen, onun akmasına izin vermeyen dişi devedir.
Hasan şöyle der:
لاَ بَأْسَ بِكَسْبِ التَّيَّاسِ مَا لَمْ يَمْصُرْ وَلَمْ يَبْسِرْ sağılmaz ve vaktinden önce koyunu aşmaya çalışmazsa tekecinin kazancında bir sakıncası yoktur. Yani: İki parmağıyla sağmaz ve zamanından önce koyunun üzerine çıkmaya çalışmazsa.
مَصِير bağırsaktır. Çoğulu مُصْرَانٌ gelir. Bu kelime, صَارَ kökünden olup مَفْعَل kalıbındandır, çünkü, yiyeceğin varacağı yer bağırsaktır, diyenler de vardır.