م ر د (MRD̃)
M-r-d
Bir rivâyette أَهْلُ اْلجَنَّةِ مُرْدٌ Cennet ehli tüysüzdür denmektedir. Bazıları, bu hadisi, açık anlamı üzere bazıları ise lekelerden ve çirkinliklerden uzak olmak anlamına yorumlamışlardır. Bu manada مَردَ فُلاَنٌ عَنِ اْلقَبَائِحِ falan kişi kötülüklerden arındı مَرَدَ عَنِ اْلمَحَاسِنِ وَعَنِ الطَّاعَةِ ve falan kişi iyiliklerden ve ibâdetlerden uzaklaştı deyimleri mevcuttur.
Allah buyurur ki: وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ ve Medineliler içinde de ikiyüzlülükte kaşarlanmış olanlar vardır (9/Tevbe 101). Yani, nifak üzere oldukları hâlde iyiliklerden de uzak durdular.
Allah buyurur ki: مُمَرَّدٌ مِنْ قََوَارِيرَ camdan yapılmış mücella bir salondur (27/Neml 44). Buradaki مُمَرَّدٌ kelimesi pürüzsüzleştirilmiş demek olup شَجَرَةٌ مَرْدَاءُ yapraktan soyutlanmış ağaç deyiminden alınmıştır.
Âyette geçen مُمَرَّد kelimesi, şairin şu sözüne işaret ediyor gibidir:
421- فِي مَجْدَلٍ شُيِّدَ بُنْيَانُهُ *** يَزِلُّ عَنْهُ ظُفُرُ الظَّافِرِ
421- Dört dörtlük kurulmuş bir mücadelede
Fatihin ellerinin ulaşamayacağı biçimde.
مَارِد ise, [Dûmetü’l-Cendel bölgesinde bulunan] ünlü bir kaledir. Atasözünde şöyle denmiştir: تَمَرَّدَ مَارِدٌ وَعَزَّ اْلأَبْلَقُ Mârid dikbaşlı oldu, Eblak da ele geçmez oldu denir. Bu sözü, ilk olarak bu iki kaleyi elde etmek isteyip de fethedemeyen bir kral söylemiştir.