ل ح د (LḪD̃)
L-h-d
Bazen, لَحْد kelimesi مُلْحَد şeklinde de gelebilir. Bu, bir şeyin, en göze çarpan özelliğiyle adlandırılması kabilindedir. Bu da َأَلْحَدْتُهُ fiilinden alınmıştır.
Dilinin ucuyla bir tarafa meyletmek de لَحِدَ بِلِسَانِهِ إِلَى كَذَا deyimiyle anlatılır. Bu manada Yüce Allah: لِسَانُ الَّذِي يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِيٌّ وَهَذَا لِسَانٌ عَرَبِيٌّ مُبِينٌ Peygambere öğretiyor diye meylettikleri kimsenin dili yabancıdır; bu Kur’ân ise, apaçık bir Arapçadır (16/Nahl 103) âyetinde geçen يُلْحِدُونَ fiili, لَحِدَ fiilinden alınmıştır.
Bu fiilin يَلْحَدُونَ şeklindeki formu, يُلْحِدُونَ biçiminde de okunmuştur. İkinci okuyuş ise, أَلْحَدَ formundan alınmıştır.
أَلْحَدَ فُلاَنٌ falan haktan saptı, demektir.
Haktan sapmak anlamına gelen إِلْحَاد da iki çeşittir. Birinci sapma şirke düşerek haktan sapmaktır. İkincisi ise, sebepleri yücelterek şirke düşmektir. Birincisi, imana aykırıdır ve onu iptal eder. ikincisi ise, onun bağlarını gevşetir ama iptal etmez. Bunun bir misalleri şu âyetlerdir: وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ orada zulümle yanlış yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız (22/Hac 25); وَذَرُوا الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَائِهِ سَيُجْزَوْنَ Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) bırakın (7/A’râf 180).
Yüce Allah’ın isimlerinde sapıklığa düşmek de iki çeşittir.
Birisi, O’nu, doğru/uygun olmayan şeylerle nitelemektir.
İkincisi ise, O’nun sıfatlarını O’na yakışmayacak biçimde yorumlamaktır.
اِلْتَحَدَ إِلَى كَذَا deyimi ise, belli bir şeye meyletmektir.
Allah buyurur ki: وَلَنْ تَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا Ve O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın (18/Kehf 27), yani, herhangi bir sığınma veya sığınak bulamazsın.
أَلْحَدَ السَّهْمُ اْلهَدَفَ ifâdesi ise, ok, hedefine değil, sağa veya sola eğilerek gitti, demektir.