ل ب ث (LBS̃)
L-b-s
Bu fiil, لَبَثَ بِاْلمَكَانِ Yerde ikâmet etti, ona bağlı kaldı, deyiminde geçer. Allah buyurur ki: وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلاَّ خَمْسِينَ عَامًا Ant olsun ki Nuh’u kendi kavmine gönderdik de, onların içinde bin sene, elli yıl hariç, kaldı. (29/Ankebût 14); فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِي أَهْلِ مَدْيَنَ Yıllarca Medyen halkı içinde kaldın (20/Tâhâ 40); قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ İçlerinden bir sözcü şöyle dedi: Ne kadar durup kaldınız? (Kimi) Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık, dediler (Kimi de) şöyle dediler: Ne kadar kaldığımızı Rabbiniz daha iyi bilir (18/Kehf 19); كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلاَّ عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka kalmamışa dönecekler (79/Nâziât 46).
Yine buyurur ki: كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوا إِلاَّ سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ Sanki onlar kendilerine vaat edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar (46/Ahkâf 35); مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهِينِ o zilletli azap içinde kalıp durmazlardı (34/Sebe 14).