ل ب ب (LBB)
L-b-b
لَبَّ فُلاَنٌ يَلَب deyimi ise, bir kişinin saf, arı duru akla sahip olduğunu bildirir. Oğlunu döven bir kadınla ilgili olarak anlatılır ki, o oğlu için şöyle demiştir: اِضْرِبْهُ كَيْ يَلَبَّ، وَيَقُودَ اْلجَيْشَ ذَا الَّلجَبِ Onu döv ki, akıllansın ve büyük ordulara kumandanlık yapsın.
رَجُلٌ أَلْبَبُ ise, akıllı, uslu bir kavimden olan adam demektir. مَلْبُوب da akıllılıkla tanınmış kişi manasına gelir.
أَلَبَّ بِاْلمَكَانِ deyimi de bir yerde ikâmet etmek anlamına gelir. Bu deyimin anlamı asıl itibariyle develer için kullanılır. Bu devenin göğsünü koyduğu, dinlendiği yer anlamına gelmektedir.
تَلَبَّبَ fiili ise, sımsıkı bağlamak, kemer ile sıkmak manasına işaret eder. Bunun da aslı, devenin göğsünü bağlamaktır.
لَبَّبْتُهُ fiili de, bir kişinin veya varlığın kolyesine vurmaktır. Kolyenin bu isimle anılmasının nedeni ise, göğsün üzerine gelmiş olmasındandır.
فُلاَنٌ فِي لَبَبٍ رَخِيٍّ Falan adam, bol bir kayış içindedir; yani, bolluktadır.
لَبَّيْكَ sözüne gelince, deniyor ki: Bu, لَبَّ بِاْلمَكَانِ وَأَلَبَّ Bir yere yerleşti ve orada kaldı deyiminden alınmıştır. Bu ikâmet etti, demektir. Bu kelimenin iki kere tekrar edilmesinin nedeni, kişinin ilâhî çağrıya iki kere olumlu cevap verdiğini anlatmasıdır.
Kimisi de bunun aslı, akıllı uslu hareket etmek demek olan لَبَّبَ fiilinden alınmıştır. Bu kelimede yer alan bâ harflerinden biri yâ harfine dönüşmüştür. Tıpkı تَظَنَّيْتُ fiilinin تَظَنَّنْتُ şeklinde değişmesi gibi.
Kimisi de لَبَّيْكَ sözcüğünün aslı اِمْرَأةٌ لَبَّةٌ yufka yürekli kadın, yani: Çocuğunu seven kadın. Bazıları ise, bu sözcüğün manası şudur: Sana samimiyet içinde samimiyetle bağlıyım, derler. Bu, لُبُّ الطَّعَامِ yemeğin özü, yani: En güzeli, en iyisi, sözünden alınmıştır. Bu anlamdaki deyimlerden biri de: حَسَبٌ لُبَابٌ Özlü, güzel bir soyluluk.