Sözlük

غ ن ي (ĞNY)

G-n-y

غِنَي : Değişik anlamlara gelir:

1- İhtiyaçların olmaması. Bu sadece Yüce Allah için söz konusu olur. Şu âyetlerde zikredilen de budur: وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ : Şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır (22/Hac 64); يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ : Ey insanlar, siz Allah’a muhtaçsınız; oysa Allah hiç kimseye muhtaç değildir ve övgüye lâyıktır (35/Fâtır 15).

2- İhtiyaçların az olması: Şu âyetle işret edilen budur: وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَأَغْنَى : Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi? (93/Duhâ 8). Hz. Peygamber’in şu hadisinde zikredilen de aynı şeydir: اَلْغِنَى غِنَى النَّفْسِ : Gerçek zenginlik nefis zenginliğidir.

3- İnsan türlerine göre kazanç yollarının çok olması: وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ : Zengin olan, iffetli olmaya çalışsın (4/Nisâ 6); إِنَّمَا السَّبِيلُ عَلَى الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَاءُ : Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir (9/Tevbe 93); لَقَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاءُ : Allah fakir, biz ise zenginiz diyenlerin sözünü Allah işitti (3/Âl-i İmrân 181). Onlar bunu şu âyeti işittiklerinde söylemişlerdi: مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا : Kim Allah’a karşılıksız (güzel) borç verir? (2/Bakara 245).

يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ : Onları bilmeyen, istemekten çekindikleri için onları zengin kimseler sanırlar (2/Bakara 273); yani onların nefisleri zengindir. Durumlarını bilmeyenler, onlarda gördükleri izzet-i nefis ve nezaketten dolayı bir takım gelir kaynaklarının olduğunu sanır. Hz. Peygamber’in Muaz’a söylediği şu söz de bu anlamdadır: خُذْ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ وَرُدَّ فِي فُقَرَائِهِمْ : Zenginlerinden al; fakirlerine ver. Şairin şu şiirinde kastedilen de bu anlamdır:

قَدْ يَكْثُرُ الْمَالُ وَاْلإِنْسَانُ مُفْتَقِرُ -343

343- Bazen mal çok olur; fakat insan yine de fakirdir.

Bu kökten şöyle denir: غَنِيتُ بِكَذَا غُنْيَانًا وَغَنَاءً، وَاسْتَغْنَيْتُ وَتَغَنَّيْتُ، وَتَغَانَيْتُ : Falan şeyle yetindim, zengin oldum. Allah buyurur ki: وَاسْتَغْنَى اللَّهُ وَاللَّهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ : Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah zengindir, hamde lâyıktır (64/Teğabün 6).

أَغْنَانِي كَذَا : Falan şey bana yeterli geldi. أَغْنَى عَنْهُ كَذَا : Falan şey ona yeterli geldi. Allah buyurur ki: مَا أَغْنَى عَنِّي مَالِيَهْ : Malım bana hiç bir yarar sağlayamadı (69/Hâkka 28); مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ : Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi (111/Mesed 2); إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلَا أَوْلَادُهُمْ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا : İnkâr edenlerin malları ve çocukları, Allah’a karşı onlara bir fayda sağlamaz (3/Âl-i İmrân 10); مَا أَغْنَى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَ : Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamaz (26/Şu’arâ 207); أَأَتَّخِذُ مِنْ دُونِهِ آَلِهَةً إِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمَنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلَا يُنْقِذُونِ : Ben, O’ndan başka ilâhlar mı edinirim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek isterse; onların şefaatı bana hiç bir fayda sağlamaz ve beni kurtarmaz da (36/Yâsîn 23); لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ : Gölge yapmaz ve alevden korumaz (77/Murselât 31).

غَانِيَة : Kocasıyla yetinip süse ihtiyaç duymayan kadın. Bazılarına göre; “Güzelliğiyle yetinip süse ihtiyaç duyman kadın”, anlamındadır. Kişi, bir yerde fazla kalıp da bir şeyle yetinip başkasına ihtiyaç duymadığında غَنِىَ فِي مَكَانِ كَذَا denir. Allah buyurur ki: الَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَأَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا : Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç refah içinde yaşamamış gibiydiler (7/A’râf 92).

مَغْنَى : Mastar ve ism-i mekândır. غَنَّى أُغْنِيَةً وَغِنَاءً : Terennüm etti, şarkı söyledi. Bazılarına göre تَغَنَّى formu, اِسْتَغْنَى (zengin oldu) anlamındadır. Hz. Peygamber’in şu hadisi de bu anlama hamledilmiştir: مَنْ لَمْ يَتَغَنَّ بِالْقُرْآَنِ ...: Kur’ân’la yetinmeyen

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →