غ ف ر (ĞFR)
G-f-r
Allah’tan olan غُفْرَان ve مَغْفِرَة ; Allah’ın, kulunu azaptan korumasıdır. غُفْرَانَكَ رَبَّنَا : Rabbimiz! Affını dileriz (2/Bakara 285); وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ : Rabbinizin bağışına koşun (3/Âl-i İmrân 133); وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ : Günâhları Allah’tan başka kim affedebilir? (3/Âl-i İmrân 135).
Bazen de biri, bir şeyden içten değil de zâhiren kaçındığında; غَفَرَ لَهُ : Onu bağışladı, denir. Şu âyet de bu anlamdadır: قُلْ لِلَّذِينَ آَمَنُوا يَغْفِرُوا لِلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ أَيَّامَ اللَّهِ : İman edenlere söyle: Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayan kimseleri bağışlayıp geçsinler (45/Câsiye 14).
اِسْتِغْفَار : Söz ve fiille af talep etmektir. فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا : Dedim ki: Rabbiniz’den bağışlanma dileyin; muhakkak ki O, çok bağışlayandır; (71/Nûh 10) âyetinde sözü edilenler, Allah’tan sadece dille değil, hem dil, hem fiille bağışlanma dilemekle emredilmişlerdir.
Denmiştir ki: fiille değil sadece sözle bağışlanma dilemek, yalancıların işidir. İşte şu âyetin anlamı da budur: ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ : Bana dua edin, duanızı kabul edeyim (40/Mü’min 60).
اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ : Sen, ister onlar için bağışlanma dile ya da istersen onlar için bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz (9/Tevbe 80); وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آَمَنُوا : İman edenler için bağışlanma dilerler (40/Mü’min 7).
غَافِر ve غَفُور ; Allah’ın sıfatlarıdır: غَافِرِ الذَّنْبِ : Günâhı bağışlayan (40/Mü’min 3); إِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ : Hiç şüphe yok Allah, bağışlayandır, şükrü kabul edendir (35/Fâtır 30); إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ : Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir (39/Zümer 53).
غَفِيرَة kelimesi de غُفْرَان anlamındadır. Şu âyetler bu anlamdadır: رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ : Rabbim; beni, anamı, babamı, inanmış olarak evime gireni, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla (71/Nûh 28); وَالَّذِي أَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ : Hesaplaşma günü günâhlarımı affedeceğini umduğum da O’dur (26/Şu’arâ 82); وَاغْفِرْ لَنَا : Bizi bağışla (2/Bakara 286).
Denilmiştir ki: اِغْفِرُوا هَذَا اْلأَمْرَ بِغُفْرَتِهِ : Yani, bu şeyi örtünmesi gereken şeyle örtünüz. مِغْفَر : Demir başlık/miğfer. غِفَارَة : Baştaki yağın ona bulaşmaması için başörtüyü örten bez; yay tuncunun sarıldığı deri parçası ve bir bulutun üstündeki bulut anlamlarına gelir.