غ م ض (ĞMĐ)
G-m-d
غُمْض : Arız olan uyku. مَا ذُقْتُ غُمْضًا وَلاَ غِمَاضًا : Hiç uyku tatmadım/Hiç uyumadım, dersin. Bu anlam itibarıyla şöyle denir: أَرْضٌ غَامِضَةٌ وَغَمْضَةٌ : Çukur yer. دَارٌ غَامِضَةٌ : Yolu olmayan ev. غَمَضَ عَيْنَهُ وَأَغْمَضَهَا : Göz kapaklarından birini diğerinin üstüne koydu. Sonra bu kelime istiâre yoluyla gaflet ve müsamaha anlamında kullanılır oldu. Allah buyurur ki: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِآَخِذِيهِ إِلَّا أَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ : Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan/gafil olmadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın (2/Bakara 267).