غ ض ب (ĞĐB)
G-d-b
Yüce Allah bu kavramla nitelendirildiği zaman ondan kasıt sadece intikam olur, başkası değil: بِئْسَمَا اشْتَرَوْا بِهِ أَنْفُسَهُمْ أَنْ يَكْفُرُوا بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ بَغْيًا أَنْ يُنَزِّلَ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ عَلَى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ فَبَاءُوا بِغَضَبٍ عَلَى غَضَبٍ : Onlar Allah’ın kendi bağışı olarak dilediği kuluna vahiy indirmesini çekemeyerek O’nun indirdiği kitabı inkâr etmekle benliklerini ne kötü şey karşılığında sattılar da gazap üstüne gazaba uğrâdilar (2/Bakara 90); وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِنَ اللَّهِ : Onlar Allah’ın gazabına uğrâdilar (3/Âl-i İmrân 112); كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِي وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِي فَقَدْ هَوَى : Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temizlerinden yiyiniz ve onda aşırı gitmeyiniz, sonra üzerinize gazabım iner ve kimin üzerine gazabım inerse artık o helâk olmuş olur (20/Tâhâ 81); أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ : Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? (58/Mücâdele 14); غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ : Gazaba uğrayanların yoluna değil (1/Fatiha 7). Bazılarına göre الْمَغْضُوبِ sözünden kasıt Yahudilerdir.
غَضْبَة (Sert kaya) kelimesi, صَخْرَة kelimesi gibidir. غَضُوب : Çok öfkelenen. Yılan ve bağıran deve de bu kelimeyle nitelendirilmektedir. فُلاَنٌ غُضُبَّةٌ : Falan kişi çabuk öfkelenir. Anlatıldığına göre; kişi yaşıyorsa, غَضِبْتُ لِفُلاَنٍ (Falan kişi için öfkelendim); ölmüşse (aynı anlamda), غَضِبْتُ بِهِ denir.