Sözlük

غ م م (ĞMM)

G-m-m

غَمّ : Bir şeyi gizlemektir. Bu anlamdan, güneşin ışığını örttüğü için buluta غَمَام denir. Allah buyurur ki: هَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا أَنْ يَأْتِيَهُمُ اللَّهُ فِي ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلَائِكَةُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ : Onlar; Allah’ın buluttan gölgeler içinde, meleklerle birlikte kendilerine gelivermesini ve işlerini bitirivermesini mi bekliyorlar? (2/Bakara 210). غَمَّى formu da tıpkı غَمَام gibidir. Şu ifâdeler de bu anlamdadır: غُمَّ الْهِلاَلُ : Ay bulutla örtüldü; يَوْمٌ غَمٌّ : Bulutlu gün; لَيْلَةٌ غَمَّةٌ وَغَمَّاءُ وَغُمًّى : Bulutlu gece. Şair şöyle der:

لَيْلَةٌ غُمًّى طَامِسٌ هِلاَلُهَا -341

341- Bulutlu ve ayı sönük bir gece.

غُمَّةُ اْلأَمْرِ : Karışık/Problemli iş. ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً : Sonra işiniz başınıza ğumme olmasın (10/Yûnus 71); yani işiniz başınıza dert olmasın.

غَمٌّ ve غُمَّةٌ tıpkı كَرْبٌ ve كُرْبَةٌ /dert kelimeleri gibidir. غِمَامَة : Devenin burun ve gözleri üzerine bağlanan bez. نَاصِيَةٌ غَمَّاءُ : Yüzü örten bez.

غَمْر kelimesinin asıl anlamı, bir şeyin izini silmektir. Bu anlamdan, sel’in izini gideren çok olan suya غُمْر ve غَامِر denir. Şair şöyle der:

وَالْمَاءُ غَامِرُ جُدَّادِهَا -342

342- Su, onun örülmüş iplerini örtüyordu.

Bu tür suya, cömert adam ve hızlı koşan at benzetilmiş, onlara غَمْر denilmiştir; tıpkı her ikisinin denize benzetildiği gibi. غَمْرَة : Olduğu yeri örten fazla su. Bu kelime, sahibini kuşatan cehâlet için darbımesel yapılır. Bunun benzerine Yüce Allah şu sözüyle işaret etmektedir: فَأَغْشَيْنَاهُمْ : Onları örtüverdik (36/Yâsîn 9). Şu âyetler de bunun benzeridir: فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ : Onları, belli bir süreye kadar kendi cehâletleri içinde bırak (23/Mu’minun 54); الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ : Onlar koyu bir cehâlet içerisinde kalmış gafillerdir (51/Zâriyât 11). Bela ve sıkıntılara غَمَرَات denir: وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ : O zalimlerin hâlini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! (6/En’âm 93).

رَجُلٌ غَمْرٌ : Tecrübesiz, cahil adam. Çoğulu أَغْمَار şeklinde gelir. غِمْر : Gizli kin. Çoğulu غُمُور şeklinde gelir. غَمَر : Diğer kokuları örten yağ kokusu. غَمِرَتْ يَدُهُ : Onun eli kirlendi; غَمِرَ عِرْضُهُ : Onun ırzı/nefsi/bedeni kirlendi. دَخَلَ فِي غُمَارِ النَّاسِ وَخُمَارِهِمْ : İnsan topluluğunun arasına girdi. غُمْرَة : Sürülen safran. وَقَدْ تَغَمَّرْتُ بِالطِّيبِ : Koku süründüm.

Su nokta-i nazarından suyun içildiği bardağa da غُمَر denir. Şu söz de bu anlamdan türemiştir: تَغَمَّرْتُ : Az su içtim. فُلاَنٌ مُغَامِرٌ : Falan kişi, kendini savaşın içine attı. Bu ya Arapların, يَخُوضُ الْحَرْبَ : savaşa dalmaktadır sözleri gibi, kişinin aşırı savaştığı ve savaşa daldığı içindir; ya da onun cahil, tecrübesiz olarak düşünülmesinden dolayıdır. Bu da onu, tıpkı هَوَج /ahmak ve benzeri sözlerle nitelendirmek gibi olur.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →