غ ر ق (ĞRG)
G-r-k
وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنْجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آَلَ فِرْعَوْنَ وَأَنْتُمْ تَنْظُرُونَ : Hani önünüze çıkan denizi yararak sizi kurtarmış ve gözleriniz önünde Firavun ailesini boğmuştuk (2/Bakara 50); فَأَرَادَ أَنْ يَسْتَفِزَّهُمْ مِنَ الْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ جَمِيعًا : Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu ve maiyetindekilerin hepsini (denizde) boğduk (17/İsrâ 103); ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآَخَرِينَ : Sonra diğerlerini suda boğduk (26/Şu’arâ 66); ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ : Sonra da arkasında kalanları suda boğduk (26/Şu’arâ 120); وَإِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ : Dilersek, onları suda boğarız (36/Yâsîn 43); مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَارًا : Günâhlarından dolayı suda boğuldular, sonra ateşe atıldılar (71/Nûh 25); فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ : O da boğulanlardan oldu (11/Hûd 43).