Sözlük

غ ر ق (ĞRG)

G-r-k

غَرَق : Suyun ve belanın içine batmak. غَرِقَ فُلاَنٌ يَغْرَقُ غَرَقًا : Falan kişi suya battı/boğuldu. أَغْرَقَهُ : Onu suya batırdı/boğdu. Allah buyurur ki: حَتَّى إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ آَمَنْتُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا الَّذِي آَمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ : Firavun boğulacağı anda: İsrailoğullarının iman ettiğinden başka ilâh olmadığına inandım. Artık ben de müslümanlardanım, dedi (10/Yûnus 90). Buna benzetilerek şöyle denir: فُلاَنٌ غَرِقَ فِي نِعْمَةِ فُلاَنٍ : Falan kişi, falanın nimetinde boğuldu.

وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنْجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آَلَ فِرْعَوْنَ وَأَنْتُمْ تَنْظُرُونَ : Hani önünüze çıkan denizi yararak sizi kurtarmış ve gözleriniz önünde Firavun ailesini boğmuştuk (2/Bakara 50); فَأَرَادَ أَنْ يَسْتَفِزَّهُمْ مِنَ الْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ جَمِيعًا : Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu ve maiyetindekilerin hepsini (denizde) boğduk (17/İsrâ 103); ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآَخَرِينَ : Sonra diğerlerini suda boğduk (26/Şu’arâ 66); ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ : Sonra da arkasında kalanları suda boğduk (26/Şu’arâ 120); وَإِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ : Dilersek, onları suda boğarız (36/Yâsîn 43); مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَارًا : Günâhlarından dolayı suda boğuldular, sonra ateşe atıldılar (71/Nûh 25); فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ : O da boğulanlardan oldu (11/Hûd 43).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →