وَاِنَّهُ kelimesinin geçtiği ayetler
Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden وانه formunun kendisi aranıyor.
İlgili Ayetler (38)
Bakara 2:130وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz o
وَمَنْ يَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ اِبْرٰهِيمَ اِلَّا مَنْ سَفِهَ نَفْسَهُ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
ve men yerğabu ǎn milleti ibrāhīme illā men sefihe nefsehu ve le ḳadi STafeynāhu fī d-dunyā ve innehu fī l-āḣirati le mine S-SāliHīne
Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
Bakara 2:149وَاِنَّهُve innehubu elbette
وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِنَّهُ لَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
ve min Hayṧu ḣaracte fe velli vecheke şeTra l-mescidi l-Harāmi ve innehu le l-Haḳḳu min rabbike ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
En'am 6:121وَاِنَّهُve innehuçünkü o
وَلَا تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَاِنَّهُ لَفِسْقٌ وَاِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَاِنْ اَطَعْتُمُوهُمْ اِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ
ve lā te'kulū mimmā lem yuƶkeri ismu (a)llahi ǎleyhi ve innehu le fisḳun ve inne ş-şeyāTīne le yūHūne ilā evliyāihim li yucādilūkum ve in eTaǎ'tumūhum innekum le muşrikūne
Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah'a ortak koşmuş olursunuz.
En'am 6:165وَاِنَّهُve innehuve O
وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْاَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا اٰتٰيكُمْ اِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ
ve huve elleƶī ceǎlekum ḣalāife l-erDi ve rafeǎ beǎ'Dekum fevḳa beǎ'Din deracātin li yebluvekum fī mā ātākum inne rabbeke serīǔ l-ǐḳābi ve innehu le ğafūrun raHīmun
O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
A'raf 7:167وَاِنَّهُve innehuve O
وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ يَسُومُهُمْ سُوءَ الْعَذَابِ اِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ
ve iƶ teeƶƶene rabbuke le yeb'ǎṧenne ǎleyhim ilā yevmi l-ḳiyāmeti men yesūmuhum sū'e l-ǎƶābi inne rabbeke le serīǔ l-ǐḳābi ve innehu le ğafūrun raHīmun
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Enfal 8:24وَاَنَّهُٓve ennehuve siz
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū stecībū li (a)llahi ve li r-rasūli iƶā deǎākum li mā yuHyīkum ve ǎ'lemū enne (a)llahe yeHūlu beyne l-mer'i ve ḳalbihi ve ennehu ileyhi tuHşerūne
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü'nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Yunus 10:83وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz o
فَمَا اٰمَنَ لِمُوسٰٓى اِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِنْ قَوْمِهِ عَلٰى خَوْفٍ مِنْ فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِمْ اَنْ يَفْتِنَهُمْ وَاِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِي الْاَرْضِ وَاِنَّهُ لَمِنَ الْمُسْرِفِينَ
fe mā āmene li mūsā illā ƶurriyyetun min ḳavmihi ǎlā ḣavfin min fir'ǎvne ve meleihim en yeftinehum ve inne fir'ǎvne le ǎālin fī l-erDi ve innehu le mine l-musrifīne
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Yusuf 12:51وَاِنَّهُve innehuşüphesiz o
قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ اِذْ رَاوَدْتُنَّ يُوسُفَ عَنْ نَفْسِهِ قُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِنْ سُوءٍ قَالَتِ امْرَاَتُ الْعَزِيزِ الْـٰٔنَ حَصْحَصَ الْحَقُّ اَنَا۬ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِهِ وَاِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ
ḳāle mā ḣaTbukunne iƶ rāvedtunne yūsufe ǎn nefsihi ḳulne Hāşe li (a)llahi mā ǎlimnā ǎleyhi min sū'in ḳāleti mraetu l-ǎzīzi l-āne HaSHaSa l-Haḳḳu enā rāvedtuhu ǎn nefsihi ve innehu le mine S-Sādiḳīne
Kral, kadınlara, "Yusuf'tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz" dediler. Aziz'in karısı ise, "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yusuf doğru söyleyenlerdendir" dedi.
Yusuf 12:68وَاِنَّهُve innehuşüphesiz O
وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ اَمَرَهُمْ اَبُوهُمْ مَا كَانَ يُغْنِي عَنْهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا حَاجَةً فِي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضٰيهَا وَاِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِمَا عَلَّمْنَاهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
ve lemmā deḣalū min Hayṧu emerahum ebūhum mā kāne yuğnī ǎnhum mine (a)llahi min şey'in illā Hāceten fī nefsi yeǎ'ḳūbe ḳaDāhā ve innehu le ƶū ǐlmin li mā ǎllemnāhu ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne
Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Nahl 16:122وَاِنَّهُve innehuşüphesiz O
Hac 22:6وَاَنَّهُve ennehuve O
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ƶālike bi enne (a)llahe huve l-Haḳḳu ve ennehu yuHyī l-mevtā ve ennehu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Hac 22:6وَاَنَّهُve ennehuve O
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ƶālike bi enne (a)llahe huve l-Haḳḳu ve ennehu yuHyī l-mevtā ve ennehu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
Şuara 26:192وَاِنَّهُve innehumuhakkak ki o (Kur'an)
Şuara 26:196وَاِنَّهُve innehuşüphesiz o
Neml 27:30وَاِنَّهُve innehuve o
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
innehu min suleymāne ve innehu b(i)smi (a)llahi r-raHmāni r-raHīmi
(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."
Neml 27:77وَاِنَّهُve innehuve elbette O
Ankebut 29:27وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz o
وَوَهَبْنَا لَهُ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
ve vehebnā lehu isHāḳa ve yeǎ'ḳūbe ve ceǎlnā fī ƶurriyyetihi n-nubuvvete ve l-kitābe ve āteynāhu ecrahu fī d-dunyā ve innehu fī l-āḣirati le mine S-SāliHīne
Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
Lokman 31:17وَانْهَve nheve vazgeçir
يَابُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَا اَصَابَكَ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
yā buneyye eḳimi S-Salāte ve 'mur bi l-meǎ'rūfi ve nhe ǎni l-munkeri ve Sbir ǎlā mā eSābeke inne ƶālike min ǎzmi l-umūri
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."
Fussilet 41:41وَاِنَّهُve innehuhalbuki o
Zuhruf 43:4وَاِنَّهُve innehugerçekten O
Zuhruf 43:44وَاِنَّهُve innehuşüphesiz O (Kur'an)
Zuhruf 43:61وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz O
وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ
ve innehu le ǐlmun li s-sāǎti fe lā temterunne bihā ve ttebiǔni hāƶā SirāTun musteḳīmun
Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
Necm 53:43وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz O
Necm 53:44وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz O
Necm 53:45وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz O
Necm 53:48وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz O
Necm 53:49وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz O
Necm 53:50وَاَنَّهُٓve ennehuve şüphesiz O
Vakıa 56:76وَاِنَّهُve innehumuhakkak o
Hakka 69:48وَاِنَّهُve innehuşüphesiz O
Hakka 69:50وَاِنَّهُve innehudoğrusu o
Hakka 69:51وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz O
Cin 72:3وَاَنَّهُve ennehudoğrusu O
Cin 72:4وَاَنَّهُve ennehugerçek şu ki
Cin 72:6وَاَنَّهُve ennehuve doğrusu
Cin 72:19وَاَنَّهُve ennehuve şüphesiz
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
ve ennehu lemmā ḳāme ǎbdu (a)llahi yed'ǔhu kādū yekūnūne ǎleyhi libeden
"Allah'ın kulu (Muhammed), O'na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur'an'ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı.