Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

فَمَا اٰمَنَ لِمُوسٰٓى اِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِنْ قَوْمِهِ عَلٰى خَوْفٍ مِنْ فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِمْ اَنْ يَفْتِنَهُمْ وَاِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِي الْاَرْضِ وَاِنَّهُ لَمِنَ الْمُسْرِفِينَ

fe mā āmene li mūsā illā ƶurriyyetun min ḳavmihi ǎlā ḣavfin min fir'ǎvne ve meleihim en yeftinehum ve inne fir'ǎvne le ǎālin fī l-erDi ve innehu le mine l-musrifīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَاfe māolmadı
2اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden
3لِمُوسٰٓىli mūsāلموسىMusa'ya
4اِلَّاillābaşka
5ذُرِّيَّةٌƶurriyyetunذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.bir genç takımdan
6مِنْmin-nden
7قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi-
8عَلٰىǎlā
9خَوْفٍḣavfinخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkusuyla
10مِنْmin-dan
11فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFiravun-
12وَمَلَا۬ئِهِمْve meleihimم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıve adamlarının
13اَنْen
14يَفْتِنَهُمْyeftinehumف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.kötülük etmeleri
15وَاِنَّve inneve şüphesiz
16فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFiravun
17لَعَالٍle ǎālinع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakiyice büyüklenmişti
18فِي
19الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
20وَاِنَّهُve innehuve şüphesiz o
21لَمِنَle minekimselerdendi
22الْمُسْرِفِينَl-musrifīneس ر فAşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamakçok aşırı giden

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Firavun'un, kendilerini bir musîbete uğratmasından korktukları için Mûsâ'ya, kavminden bir soy inandı ancak, başkaları inanmadı ve gerçekten de Firavun, yeryüzünde pek yüceydi ve gerçekten o, buyruktan çıkmış kişilerdendi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Firavunʼun, kendilerini bir musîbete uğratmasından korktukları için Mûsâʼya, kavminden bir soy inandı ancak, başkaları inanmadı ve gerçekten de Firavun, yeryüzünde pek yüceydi ve gerçekten o, buyruktan çıkmış kişilerdendi.

Adem Uğur

Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.

Ahmed Hulusi

Firavun ve ileri gelenlerinin başlarına bela olacağı korkusuyla, Musa'ya, kendi halkından genç bir gruptan başka kimse iman etmedi. . . Muhakkak ki Firavun yeryüzünde zorba hükümran idi! Muhakkak ki o, israf edenlerdendi!

Ahmet Tekin

Firavun’un ve devlet görevlilerinin, kendilerine baskı, zulüm ve işkence ederek, hürriyetlerinin tamamen engellenmesinden korktukları için kavminden bir grup gençten başka kimse Mûsâ’ya güvenip itimat etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde, ülkede üstünlük iddiasında bulunan bir diktatördü. Cahilce haddi aşanlardan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kurallar koyanlardan, kural tanımayanlardan, Allah’a âsi olanlardandı.

Ahmet Varol

Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük etmeleri korkusuyla, kavminden Musa'ya, bir genç takımdan başka iman eden olmadı. Şüphesiz Firavun yeryüzünde iyice büyüklenmişti ve o çok aşırı gidenlerdendi.

Ali Bulaç

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.

Ali Fikri Yavuz

Sonunda, Firavun ve etrafındakilerin belâsı korkusundan, Mûsa’ya kavminden ancak bir zürriyet iman etti. Çünkü Firavun o yerde (Mısır’da) çok üstün idi ve pek aşırı giden taşkınlardandı.

Ali Rıza Safa

Firavun ve ileri gelenlerinin kötülüklerinden korktukları için, toplumunun arasındaki genç kuşaktan başkası Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, ülkesinde büyüklük taslayan bir zorbaydı. Aslında, ölçüyü aşanlar arasındaydı.

Bayraktar Bayraklı

Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için, halktan bir grup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde ululuk taslayan bir diktatör ve haddi aşanlardan biri idi.

Bekir Sadak

Firavun ve erkaninin kendilerine fanalik yapmasindan korktuklarindan, milletinin bir kisim gencleri disinda, kimse Musa'ya inanmamisti, cunku Firavun o yerde hakimdi. O, gercekten asiri gidenlerdendi.

Celal Yıldırım

Fir'avn ve çevresindeki ileri gelen yandaşlarının, kendilerini fitneye düşürür korkusuyla kavminin soyundan ancak bir kısmı Musa'ya imân etti. Çünkü Fir'avn o yerde oldukça üstündü ve o aşırı gidip hakkı çiğneyenlerden idi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hâsılı, kavminden ancak az sayıda insan, Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük edeceğinden korka korka Mûsâ’ya iman etti. Çünkü Firavun o topraklarda gerçekten güç ve iktidar sahibiydi, üstelik kötülükte sınır tanımaz biriydi.

Diyanet İşleri

Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

Diyanet İşleri (eski)

Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

Diyanet Vakfi

Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa’ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Özetle, Firavun ve adamlarının belası korkusundan önceleri Musa'ya -kavminin bir kısmından başka- iman eden olmadı; çünkü Firavun o yerde çok üstün ve çok aşırı giden taşkınlardan idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hasılı Fir'avn ve cem'ıyyetinin belası korkusundan ibtida Musaya kavminin bir zürriyetinden başka iyman eden olmadı, çünkü Fir'avn o yerde çok üstün idi ve çok aşırı giden müsriflerden idi

Erhan Aktaş

Firavun ve melelerin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka iman eden olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun ve melelerin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun ve ileri gelenlerinin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Fizilal-il Kuran

Musa'ya soydaşlarının sadece bir bölüm gençleri inanmıştı. Bunlar da hem Firavun'dan ve hem de ileri gelen soydaşlarından kaynaklanan işkence korkularına rağmen inanmışlardı. Çünkü Firavun yeryüzünde koyu bir diktatörlük kurmuş, iyice azıtmıştı.

Gültekin Onan

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- inanan olmadı / inanmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.

Hamdi Döndüren

Bununla birlikte, Firavun ve çevresindeki ileri gelenlerin, kendilerine işkence yapmalarından korktukları için, kavminin içinde Musa’ya, bir grup genç dışında hiç kimse inanmadı. Çünkü Firavun, yeryüzünde gerçekten çok güçlüydü ve aşırı gidenlerdendi.

Hasan Basri Çantay

Neticede (ve bidayetde) Musaya kavminin bir zürriyyetinden başkası — Fir'avn ile elebaşlarının kendilerine açacağı beladan korkusuna — iman etmedi. Çünkü Fir'avn o yerde (Mısırda) cidden gaalibdi ve cidden aşırı gidenlerdendi.

Hasib Asutay

Firavun ve elebaşlarının kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminden Musa'ya bir gruptan başka kimse iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde büyüklük taslayan ve haddi aşanlardan idi.

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen Fir'avun’un ve ileri gelenlerinin, kendilerini fitneye (işkenceye)atmasından korktukları için Mûsâ’ya, kavminin (genç) bir tâifesinden başkası îmân etmedi. Çünki Fir'avun yeryüzünde çok büyüklenen (bir zorba) idi. Ve doğrusu o, gerçekten(haddi aşarak) isrâf edenlerdendi.

İbni Kesir

Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, kavminin bir kısım gençleri dışında kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde çok ululanan ve gerçekten aşırı gidenlerdendi.

Mehmet Okuyan

Firavun ve yöneticilerinin kendilerine fitne (sıkıntı) vermelerinden korkmaları nedeniyle, kavminden bir grup insandan başka kimse Musa’ya iman etmemişti. Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde kibirlenen biriydi ve elbette o, haddi aşanlardandı.

Muhammed Esed

Firavun ve onun seçkinler çevresi kendilerine zulmeder korkusuyla (başkaları geri dururken) kavminden ancak birkaç kişi Musa'ya olan inançlarını açıkladılar: çünkü Firavun ülkede gerçekten de nüfuz ve iktidar sahibiydi, ve üstelik ölçüsüz, acımasız biriydi.

Mustafa İslamoğlu

Firavun ve onların önde gelenleri kendilerine işkence ederler korkusuyla, Musa'ya onun kavminden sadece bir avuç insan iman etti. Çünkü Firavun ülkede gerçekten de otorite ve baskı sahibiydi; zaten o dengesizin tekiydi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Mûsa'ya imân etmedi, ancak kavminden bir zürriyet kendilerinin Fir'avun'dan ve onların cemaatinden bir belaya uğrayacaklarından korkar oldukları halde imân etmiş oldular. Fir'avun ise muhakkak ki, o yerde yüksek idi ve şüphe yok ki, o haddi tecavüz edenlerden idi.

Ömer Öngüt

Firavun'un ve erkânının fenalık yapmasından korktukları için kavmin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir zorba) ve o gerçekten aşırı gidenlerden idi.

Suat Yıldırım

Hasılı, başlangıçta Mûsâ’ya, kendi kavminden, genç bir kuşaktan başka iman eden olmadı. Kavmi, Firavun’un ve ileri gelen yetkililerinin, kendilerine işkence edeceklerinden korkuyorlardı.Çünkü Firavun o ülkede son derece despot ve çok aşırı gidenlerdendi.

Süleyman Ateş

Fir'avn'ın ve adamlarının, kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminin içinde Musa'ya, yalnız genç bir kuşaktan başkası inanmadı. Çünkü Fir'avn, yeryüzünde çok ululanan ve çok aşırı gidenlerden idi.

Süleymaniye Vakfı

Firavun ve ileri gelenleri işkence eder korkusuyla toplumundan bir grup genç dışında Musa'ya inanan olmadı. Çünkü Firavun o topraklarda tam hakimiyet kurmuştu ve gerçek anlamda aşırı gidenlerdendi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun'un ve kendi önderlerinin baskısından korkmaları sebebiyle Musa'ya halkının gençleri dışında kimse inanmadı. Firavun orada tam bir hakimiyet kurmuştu ve aşırılıklar içindeydi.

Şaban Piriş

Firavun ve çevresindekilerin işkence yapmasından korkmalarından dolayı kavminden Musa'ya çok küçük bir grubun dışında inanan olmadı. Çünkü Firavun o yerde hakimdi ve O, aşırı gidenlerdendi.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.

Ümit Şimşek

Firavun ile kavmin ileri gelenlerinden başlarına bir belâ gelir diye korktukları için, Musa'ya, kavminden genç bir neslin dışında iman eden olmadı. Firavun gerçekten de memlekette bir zorba kesilmişti ve çok aşırı giden biriydi.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun ve kodamanlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için, kavmi arasından bir gençlik grubu dışında hiç kimse Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, o toprakta gerçekten çok üstündü ve gerçekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Firon və onun əyanları tərəfindən özlərinə işgəncə veriləcəyindən qorxaraq Musaya öz qövmündən yalnız azsaylı bir nəsil iman gətirdi. Həqiqətən də, Firon yer üzündə qəddar hakim və həddi aşanlardan idi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Firʼonun və əʼyanlarının bəlası qorxusundan Musaya öz qövmündən (və ya Firʼon camaatından) yalnız kiçik bir dəstə (nəsil) iman gətirdi. Çünki Firʼon o yerdə hakim idi. O, (küfr və azğınlıq etməkdə) həddi aşmışdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

An Moses glaubten nur wenige von seinem Volk aus Angst vor Verfolgung durch Pharao und seine Würdenträger. Pharao besaß die höchste Macht im Lande und gehörte zu den Maßlosen.

Almanca — Der Edle Quran

Aber es glaubten Musa nur junge Leute aus seinem Volk, trotz ihrer Furcht vor Firʹaun und ihrer führenden Schar, davor, daß er sie verfolgen würde. Firʹaun war ja überheblich im Land und gehörte wahrlich zu den Maßlosen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und niemand bekannte sich zu Moses, bis auf einige junge Menschen aus seinem Volk - voller Furcht vor Pharao und seinen Vornehmen, er (Pharao) würde sie verfolgen. Und in der Tat war Pharao ein Tyrann im Land, und wahrlich, er war einer der Maßlosen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch mit Musa hat niemand den Iman verinnerlicht außer Nachkommenschaft von seinen Leuten – unter Angst vor Pharao und seinen Entscheidungsträgern, daß diese sie der Fitna aussetzen. Gewiß, Pharao war zweifellos ein Hochmütiger im Lande und gewiß, er war sicherlich einer der Maßlosen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The people of pharaoh, knew Mussa to be in the right. Nonetheless, only a few of them gave credence to the message through fear of Pharaoh and of the Pharonic nobility lest they should persecute them. Pharaoh was indeed an unmerciful tyrannical ruler in the land, who strayed beyond just limits, and in every manner and degree was he flagrantly excessive.

Abdul Haleem

But no one believed in Moses except a few of his own people, for fear that Pharaoh and their leaders would persecute them: Pharaoh was domineering in the land and prone to excess.

Abdullah Yusuf Ali

But none believed in Moses except some children of his people, because of the fear of Pharaoh and his chiefs, lest they should persecute them; and certainly Pharaoh was mighty on the earth and one who transgressed all bounds.

Abul A'la Maududi

None but a few youths of Moses' people accepted him, fearing that Pharaoh and their own chiefs would persecute them. Indeed Pharaoh was mighty in the land, he was among those who exceed all limits.

Aisha Bewley

No one had iman in Musa except for a few of his people out of fear that Pharaoh, and the elders, would persecute them. Pharaoh was high and mighty in the land. He was one of the profligate.

Al-Hilali & Khan

But none believed in Mûsâ (Moses) except the offspring of his people, because of the fear of Fir‘aun (Pharaoh) and his chiefs, lest they should persecute them; and verily, Fir‘aun (Pharaoh) was an arrogant tyrant on the earth, he was indeed one of the Musrifûn (polytheists, sinners and transgressors, those who give up the truth and follow the evil, and commit all kinds of great sins).

Ali Quli Qarai

But none believed in Moses except some youths from among his people, for the fear of Pharaoh and his elite that he would persecute them. For Pharaoh was indeed a tyrant in the land, and indeed he was an unrestrained [despot].

Amatul Rahman Omar

None, however, but a few youths from among his people accepted Moses (while others held back), for fear of Pharaoh and their chiefs lest he should persecute them. And surely Pharaoh was ever a tyrant in the land and truthfully he was of those who committed excesses (and high-handedness).

Arthur John Arberry

So none believed in Moses, save a seed of his people, for fear of Pharaoh and their Council, that they would persecute them; and Pharaoh was high in the land, and he was one of the prodigals.

Bijan Moeinian

What a shame that none believed in Moses except a few youths of his own people. They were afraid of Pharaoh and his administrators’ vindication. Surely, Pharaoh was an arrogant tyrant and the most extravagant.

E. Henry Palmer

But none believed in Moses, save a race of his own people, through fear of Pharaoh and his chiefs; lest he should afflict them, for verily, Pharaoh was lofty in the earth, and verily, he was extravagant.

Edip-Layth

Because of their fear from Pharaoh and his entourage that he would persecute them, none acknowledged Moses from his people except some of their descendants. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

George Sale

And there believed not any on Moses, except a generation of his people, for fear of Pharaoh and of his princes, lest he should afflict them. And Pharaoh was lifted up with pride in the earth, and was surely one of the transgressors.

Hamid S. Aziz

But Allah verifies (or proves and establishes) the Truth by His Words, however much the guilty are averse.

Mahmoud Ghali

So, in no way did (anyone) believe Mûsa, (Moses) except (some) offspring of his people, with fear of Firaawn (Pharaoh) and their chiefs, that they would tempt them; (i. e., persecute them of force them into disbelief) and surely Firaawn was indeed exalted in the land, and surely he was indeed of the extravagant.

Marmaduke Pickthall

But none trusted Moses, save some scions of his people, (and they were) in fear of Pharaoh and their chiefs, that he would persecute them. Lo! Pharaoh was verily a tyrant in the land, and lo! he verily was of the wanton.

Mohamed Ahmed - Samira

But none of them put faith in Moses except some youths among his people who were nonetheless afraid lest the Pharaoh and his nobles should persecute them; for the Pharaoh was mighty in the land, and guilty of excesses.

Muhammad Asad

But none save a few of his people declared their faith in Moses, [while others held back] for fear of Pharaoh and their great ones, lest they persecute them: for, verily, Pharaoh was mighty on earth and was, verily, of those who are given to excesses.

Mustafa Khattab

But no one believed in Moses except a few youths of his people, while fearing that Pharaoh and their own chiefs might persecute them. And certainly Pharaoh was a tyrant in the land, and he was truly a transgressor.

Progressive Muslims

But none believed in Moses from his people except some from their descendants, because of their fear from Pharaoh and his leaders that he would persecute them. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

Sahih International

But no one believed Moses, except [some] youths among his people, for fear of Pharaoh and his establishment that they would persecute them. And indeed, Pharaoh was haughty within the land, and indeed, he was of the transgressors

Sam Gerrans

And there believed not Moses save a progeny of his people, for fear of Pharaoh and their eminent ones, that they would subject them to means of denial; and Pharaoh was exalted in the land, and he was of the committers of excess.

Shabbir Ahmed

Only a few of the Egyptians, some youngsters, could proclaim belief in Moses because of the fear of Pharaoh and his chiefs. Pharaoh was indeed a great tyrant on earth. He used to cross all bounds of human behavior.

Syed Vickar Ahamed

But no one believed in Musa (Moses) except some offspring of his people, because of the fear of men, Firon (Pharaoh) and his chiefs, in case they should punish them; And Firon (Pharaoh) was really arrogant and cruel on the earth and one who exceeded all limits.

Taqi Usmani

Then, except some youths of his people, no one believed in Mūsā for the fear of Pharaoh and his group, lest he should persecute them. Pharaoh was high-handed in the land and he was of those who crossed all limits.

The Monotheist Group

But none believed in Moses from his people except some from their descendants, because of their fear from Pharaoh and his commanders that he would persecute them. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Personne ne crut (au message) de Moïse, sauf un groupe de jeunes gens de son peuple, par crainte de représailles de Pharaon et de leurs notables. En vérité, Pharaon fut certes superbe sur terre et il fut du nombre des extravagants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca (digel dîtina van mucîze û ayetan jî) ji ber tirsa Firewn û giregirên wî ku dê wan bidin ezabê, ji çend kesên qewmê wî pê ve tu kesî bawerî bi Mûsa neanî. Bêguman Firewn li erdê desthilatekî zordest bû û bêguman ew ji tixûbbihêran bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Moesa werd slechts door enige jongeren van zijn volk geloofd ondanks hun vrees voor Firʹaun en hun voornaamsten dat hij hen in verzoeking zou brengen. En Firʹaun had de overhand in het land en hij behoorde tot de onmatigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En niemand geloofde in Mozes, behalve een geslacht van zijn volk, uit vrees voor Pharao en zijne vorsten, opdat die hen niet zouden onderdrukken. En Pharao was machtig op de aarde, en was zekerlijk een der zondaren.

Hollandaca — Siregar

Toen gcloofde niemand Môesa, behalve (enkele) jongelingen van zijn volk, terwijl zij vreesden dat Firʹaun en zijn vooraanstaanden hen zouden vervolgen. En voorwaar, Firʹaun was zeker een onderdrukker in het land: en voorwaar, hij behoorde zeker tot de buitensporigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И поверило Мусе (и стали верующими) только (немногое) потомство из его народа [из потомков Исраила] из-за страха перед Фараоном и его знатью, чтобы он не подверг их испытанию [наказанию] (чтобы этим отвратить их от веры): ведь Фараон – однозначно, велик [высокомерный] на земле, ведь он – однозначно, из числа преступивших пределы (в неверии и тирании).

Rusça — Osmanov

За Мусой из страха перед Фирʹауном и его вельможами последовало лишь немного людей из народа Фирʹауна, опасаясь его преследований, ибо Фирʹаун правил на земле самовластно. Воистину, он преступил всякую меру.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Av rädsla för förföljelser från Faraos och stormännens sida förklarade sig bara ett fåtal bland Moses folk tro på honom. Farao utövade förvisso stor makt på jorden och hans övermod kände inga gränser.