Sözlük

ك ل ب (KLB)

K-l-b

كَلْب : Sözcüğü, bildiğimiz havlayan köpek demektir. Bunun dişiline كَلْبَة denmektedir. Çoğulu ise, أَكْلُب ve كِلاَب şeklindedir. Bazen çoğuluna كَلِيب dendiğine de rastlanmaktadır. Allah buyurur ki: فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ Onun ibret verici hâli o köpeğin hâline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. (7A’râf 176); وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ Köpekleri de girişte ön ayaklarını ileri doğru uzatmıştı (18/Kehf 18).

Bu kökten türetilen kelimelerden biri de hırs anlamına gelen الكَلَبُ sözcüğüdür. Bu anlamda: هُوَ أَحْرَصُ مِنْ كَلْبٍ O, köpekten daha hırslıdır. رَجُلٌ كَلِبٌ Aşırı hırslı adam, demektir.

كَلْبٌ كَلِبٌ delirmiş (kuduz olmuş) köpek demektir. Bu köpek insanları ısırır, deli gibi etini tutup koparır. Kuduz köpeğin ısırdığı kişi de kuduz olur, o zaman ona da رَجُلٌ كَلِبة ٌ kuduz adam ve قَوْمٌ كَلْبَى kuduz topluluk adı verilir. Bu anlamda Şair şöyle der:

دِمَاؤُهُمْ مِنَ اْلكَلَبِ الشِّفَاءُ -395

395- Kanları, kuduzdan kurtulmuştur.

Bazen, kuduz hastalığı develere de düşer. Bu durumda develeri kuduz olan adama أَكْلَبَ الرَّجُلُ Adamın develerine kuduzluk düştü, denir. Aynı manada soğuğu ve keskinliği şiddetli olan kış da kuduz köpeğe benzetilerek كَلِبَ الشِّتَاءُ kış kudurdu, denmektedir. دَهْرٌ كَلِبٌ ise, azmış/kudurmuş zaman manasına gelir.

أَرْضٌ كَلِبَةٌ ifâdesi ise, kudurmuş adama benzetilerek hiçbir zaman kurumayan yer için kullanılır. Zira bu toprak suyu çekmez ki, kurusun.

كَلاَّب ve مُكَلِّب ise, köpeklerin dilinden anlayan ve onları eğiten kişidir. Allah buyurur ki: وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللَّهُ size öğrettiğinden öğreterek eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını (5/Mâide 4).

أَرْضٌ مَكْلَبَةٌ ise, köpeği bol olan yer demektir. Kılıcın kılıfında bulunan kıskaca كَلْب adı verilmektedir. كَلْبَة de, azık çantasının kendisiyle bağlanıp dikildiği sırımın altına giren sırım demektir. Bu da kendisiyle avlanması nedeniyle köpeğe benzetilmiş olmasındandır. قَدْ كَلَبْتُ اْلأَدِيمَ deriyi bununla sakladım, demektir. Şair şöyle der:

سَيْرُ صَنَاعٍ فِي أَدِيمٍ تَكْلُبُهْ -396

396- Ustanın deri kemeri saklaması gibi.

كَلْب (köpek) de, gökyüzünde bulunan bir yıldızın adıdır. Bu yıldız, sürekli olarak رَاعِي (çoban) diye bilinen bir yıldızı izlediğinden bu yönünle köpeğe benzetildiğinden bu adı almıştır.

كَلْبَتَانِ (kerpeten) ise, köpek gibi keskin ağzı bulunan bir alettir. Ağızlarıyla tutuşları, köpeklerin ağızlarıyla tutuşlarına benzetildiğinden bu adı almıştır. İki ağzı olduğundan kelime tensiye/ikili biçimde kullanılmıştır.

كَلُّوب Kendisiyle bir şey tutulan maşadır. كَلاَلِيبُ البَازِي : Doğanın pençeleri demektir. Bu isim de, tuttuğunda köpek gibi tutup yapışmış gibi durduğundan bu adı almıştır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →