ك ظ م (KƵM)
K-z-m
Aynı kökten gelen كَظْمُ اْلغَيْظِ ise, öfkesini yutmaktır. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ [O takva sahipleri] Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler (3/Âl-i İmrân 134). Yine bu kökten كَظَمَ اْلبَعِيرُ denmektedir ki, hayvanın geviş getirmeyi bırakması manasındadır.
Tutumu doldurduktan sonra nefes almasını önlemek amacıyla ağzını bağlamaya كَظَمَ السِّقَاءَ denmektedir Terazi demirinin kenarında iplerin içinde toplandığı halka anlamına gelen كِظَامَة ise, aynı zamanda okun yayının kendisiyle bağlandığı kayış demektir.
İki kuyu arasında olup suların aktığı arklara da كَظَائِمadı verilmektedir. Bu isimlerin hepsinde ortak olan özellik, mecralarının nefesin alınıp verildiği yere benzetilmiş olmaları ve bunlardaki hareketin sürekli tekrar etmesidir.