ك ع ب (KAB)
K-a-b
كَعْبَة : Ka’be: Dört köşeli olarak yapılan her ev için kullanılan bir kelimedir. [Allah’ın evi diye bilinen] كَعْبَة : Ka’be de, dört köşeli yapısı nedeniyle bu adla anılmıştır. Bu bağlamda Yüce buyurur: جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ Allah, Ka’be’yi: Beyt-i haram’ı, insanlar için bir duruş ve kalkış (hayat ve güvenlik) durağı yaptı; Haram Ay’ı, Kurbanları ve (Allah’a adandığını gösteren) gerdanlıkları da (5/Mâide 97).
ذُواْلكَعْبَاتِ Zû’l-Ka’bât: ismi de, cahiliye döneminde Beni Rabîa kabilesinin bir tapınağıydı. Odasında ve evinde bu şekilde bağdaş kurarak dört köşe olmuş insana da فُلاَنٌ جَالِسٌ فِي كَعْبَتِهِ falan adam Kabe’sinde oturmaktadır denir.
Bir kadın için اِمْرَأَةٌ كَاعِبٌ dendiğinde iki göğsünün dört köşe olduğuna dikkat çekilmiş olunur. Bu anlamda قَدْ كَعَبت كِعَابَةً denmektedir. Bu كَاعِبٌ kelimesinin çoğulu ise, كَوَاعِبُ şeklinde gelmektedir. Bu anlamda Yüce Allah: وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا (Onlara) Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var (78/Nebe’ 33) buyurmaktadır.
Yine bu anlamda كَعَبَ الثَّدْيُ كَعْبًا ve كَعَّبَ تَكْعِيبًا de denmektedir, kızların göğüslerinin henüz tomurcuklandığını ifâde eder.
Yakın bir anlamda ise, ثَوْبٌ مُكَعَّبٌ ifâdesi kullanılmaktadır ki, sıkı bir biçimde iç içe geçirilip dürülmüş olan elbise demektir. Kamış ve mızrak gibi şeylerin her iki düğümü arasındaki kısma كعب adı verilmektedir. Burada topuğun, bacak ile ayağı birbirinden ayıran bir sınır gibi işlev görmesi esas alınarak, iki düğümü birbirinden ayıran her bölüm bir كعب diye adlandırılmıştır.